18 Ağustos 2003 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   



   
Yıkılmayan umutlar

       
    17 Ağustos'u unutmayacağız!.. Marmara depreminin dördüncü yılında Türkiye bir kez daha Marmara depreminin acılarıyla baş başa... Enkaz altında can veren binlerce kişinin anılarında 'yıkılmayan umutlar' canlanıyor.
    Adapazarı'nda ailesinin tüm fertlerini kaybeden Ayşegül Yılmaz'ın 'mucize yaşam'ı benzer nice örnek arasında medyada geniş yer buldu. Öldü sanılırken 12 saatlik uğraş sonunda enkazdan çıkarılan Ayşegül, peş peşe ameliyatların ardından feci bir trafik kazası geçiriyor. 'Artık yaşamaz' denilirken nihayet sağlığına kavuşuyor.
    Ayşegül Yılmaz Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği üçüncü sınıfında 'deprem' nedeniyle ara verdiği eğitimini tamamlayıp bu yıl mezun oluyor. Genç kız gelecekten umutlu:
    'Şimdi tek isteğim kendime ait bir evim ve işimin olması. Hayata asla küsmedim. Mutlu olmak ve başka acı çekmek istemiyorum.'
    Depremden sağ çıkmak mucize. Ama Marmara depremi ertesinde enkazın altında kalan 'devlet yönetimi'nin sergilediği beceriksizlikler karşısında asıl mucizeyi 'sağ kalanlar'ın gerçekleştirdiği tartışılmaz.
    Dört yıldır az çile çekilmedi.
    Konutsuzluk, işsizlik, parasızlık.
    Yaralar yeni sarılıyor.
    Ayşegül'ün yaşadığı 'travmayı' benzer şartlarda yaşayan yüzlerce kişi var. Adapazarı'nda, kent içi yollar nihayet yapıldı, parklarda dolaşanların yüzleri gülüyor ama insanların içindeki 'korku duvarları'nın tümüyle onarıldığı söylenemez.
    Normale dönüş için geceler boyu kent ışıklarını sayan depremzedeler açısından 'kötü günler' geride kalsa da yaşam 'eskisi gibi' değil.
    İş ve aş derdi sürüyor.
    Orta hasarlı binalar sorunu çözümlenemedi.
    Adapazarı, Bolu ve Düzce'de depremin 4'üncü yılında 40 bin kişinin hâlâ prefabrike konutlarda yaşadığı gözleniyor.
    Düzce Depremzedeler Derneği Başkanı Ayşegül Şenol 8 bin konutla ilgili planlamada, 'üç ayda bitecek' sözü verildiğini ancak 2000 sonundan bu yana konut sorununun aşılamadığını anlatıyor:
    'İhaleyi alan bazı firmalar iflas etti ve inşaatlara ara verildi. Birçok evin duvarları çatladı. Hak sahiplerince kullanılmayan 865 daire var. Zemin suyu binaların içine giriyor.'
    17 Ağustos depremi aynı zamanda bir 'kent planlaması ve müteahhitlik felaketi' olmasına karşın eski hatalarda ısrar, deprem kuşağındaki Marmara için gelecekte yeni riskler doğurabilir.
    Çınarcık'ta yüzlerce insanın ölümünden sorumlu müteahhit Veli Göçer, internet sitesinden e mail göndererek 'sayesinde yapı güvenliği konusunda alınan önlemlerle' övünüyordu!
    Depremle yaşamayı öğrenmeliyiz ama bu müteahhitlerle değil!
    Olası İstanbul depreminin risklerini görmezlikten gelmeye devam ediyoruz. 1940'lardan bu yana defalarca yıkılan Adapazarı, Erzincan gibi.
   
    dsazak@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
Bu kitaba dikkat

Çetin ALTAN
Kıyı yolu

Melih AŞIK
'Bu şehri üniversite ve turizm kurtarır...'

Hasan PULUR
Sabretmek lazım!...

Derya SAZAK
Yıkılmayan umutlar

Yaman TÖRÜNER
Amerika'da elektrik kesintisi

Güngör URAS
Malezya'dan 'palm (hurma) yağı' geliyor

Serpil YILMAZ
'Tek kayıp' Arzu Aksu