|


Leyleklerin dönüşü, Polonezköy ve silahçıların kazancı
Ağustosun son haftası da bitiyor. Göklerde bulut bulut leylek kümeleri, kavisler çizerek uzun bir yolculuğa hazırlanıyorlar.
Birbirinden yüzlerce kilometre uzak yörelerdeki yuvalarında, yumurtalarından çıkan yavrularını yetiştirdikten sonra; gitmek için hangi gün nerelerde toplanacaklarını nasıl biliyorlar da, göklerde kavisler çizerek yüzer yüzer, biner biner kümelenmeye başlıyorlar?
Bilimciler, leylek beyinlerinin kendine özgü bir radar biçiminde olduğu kanısındalar...
Güney Afrika'nın da, güneyine gitmeye hazırlanan bulut bulut leylekler...
Nisan sonuyla mayısta tekrar birlikte dönüp, bıraktıkları eski yuvalarına dağılacaklar.
***
Kimbilir kaçıncı kez görüşüm leyleklerin gidişini...
Bir dahaki ağustos sonunda leylekler yine giderken, kimbilir nasıl değişmiş olacak dünyanın gündemi de, bizim yerel gündem de...
Yıllarca önce "Leylekler Giderken" diye, pek beğenilmiş romantik bir film yapmıştı Sovyetler de...
***
Mars gezegeni de, 60 bin yıldan bu yana ilk kez bu kadar yaklaştı bizim Arz küresine; 55 milyon kilometreye indi aradaki uzaklık...
Ve Başkan Bush'un kendine özgü planları uğruna Irak'ta ölenler...
Türkiye de, asker gönderecek mi, göndermeyecek mi tartışmaları... Meclis'in olağanüstü toplantıya çağrılmasından usulca vazgeçilmesi...
***
Onca silah, onca kurşun, onca tank, onca tüfek, onca helikopter, onca yanan benzin...
Sanki kimse bilmiyor, o silahların, o kurşunların hangi fabrikalarda yapılıp, kimlere kaça satıldığını ve o paraların hangi kaynaklardan geldiğini?
Laf ola, beri gele...
Vaktiyle François Goppee'nin de dediği gibi, "salak bir yanı var şu insanlığın"...
Bütün bunlar umurunda bile değil leyleklerin.
***
Aklımıza esti Polonezköy'e gittik...
Polonezköy, Polonezköy'ün tarihçesi, Polonezköy'ün 40 yıl öncesi, 20 yıl öncesi...
Babam da anlatır dururdu gençliğinin Polonezköyü'nü.
1960'lı yıllarda sık uzandığım; kilisesi, ağaçlı bahçeleri, ev lokantaları, pansiyonlarıyla kendine özgü ayrı ve pastoral bir yerdi oraları...
1980'li yıllarda tam bir çöküntüye uğramıştı. Polonyalı göçmenler ayrılıp uzaklaşmaya başlamışlardı köylerinden...
Ben de bir daha uğramamıştım oralara...
***
Önceki gün, iyice kalkınmış, gelişmiş, adeta AB'nin minüskül bir parçası olmuş, bambaşka bir Polonezköy'le karşılaştık...
O sırada kimbilir neler oluyordu Irak'ta?
Leylekler dönüş yolculuğuna çıkıyorlardı.
Biz Polonezköy'e özgü, ceviz likörü içiyorduk...
***
Yılda silahçılara verilen para 900 milyar dolar... Fransız İhtilali'nden sonra pıtıraklaşan "ulus - devlet" modelinden, en karlı çıkanlar silahçılar oldu. Her "bağımsızlık" eylemi, yeni bir piyasa açtı onlara...
Ya zarar edenler kimler oldu?
"Demagoglar saltanatı"nın, hamaset edebiyatıyla hipnotize ettiği yoksul yığınlar...
***
Yok deprem olmuş da, şu kadar bin insan ölmüş; yok trafik kazalarında şu kadar yüz can kaybolmuş, sakat kalmış; yok madenlerde grizu patlamalarıyla, göçüklerde şu kadar işçi parçalanmış ezilmiş...
Bu tür ölümler, ilgilendirmez yönetim kadrolarını. Ölenler, sıradan insanlardır çünkü. Yönetim kadrolarını "ulusal çıkar" adı altında, kendi siyasal çıkarlarıyla ilgili ölümler ilgilendirir...
Örneğin Başkan Bush'u, Irak'taki bir generalinin ölümü, çok daha fazla ilgilendirir, New York'taki bir araba kazasında ölen bir Amerikan vatandaşından...
***
Bizde de birkaç orgeneralin, emekliye ayrılırken yaptıkları açıklamalar, medyada çalkantılı yorumlara neden oldu.
"Ulusu ve devletiyle sımsıkı bir yumruk gibi bir bütün olmak" türü sözler; bana da, aynı boy ince ince sopaların, topluca bağlanarak, güçlü bir balta sapı oluşturmasındaki simgesellikle, İtalyancadaki "fascismo" deyimini hatırlattı nedense...
***
Emekli militerlerimizin, ulusal gelir dağılımındaki, yüzde 1400 gibi, aşırı dengesiz fark uçurumlarında aynı ulusal bütünlüğü neden aramadıkları takıldı aklıma...
Toplumsal ekonomik yapıdan soyutlanmış bir militarizmin, kendi toplumunu bir kezzap gibi eritip yok edeceği bilincinin bulunmadığı yerlerde; yabancı merkezler oraları aşırı bir militarizme doğru yönlendirerek, ulusal ekonomisini sakıncalı bir bataklığa dönüştürebilirler.
***
Leylekler küme küme toplanmış dönüşe hazırlanıyorlardı. Polonezköy güzeldi. Irak'ta insanlar ölüyordu. Silahçılar para kazanıyordu. Mars gezegeni, 60 bin yıldan bu yana ilk kez, Arz küremize 55 milyon kilometrelik bir yakınlığa geliyordu.
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|