|


Hayırlı bir kısmet aranıyor!
Şimdi kendine bir harem kurmuş ağanın ilk eşi gibi TRT...
Televizyonda çok eşlilik serbest bırakılmadan evvel, ağa koltuğundaki seyircinin tek eşiydi.
Başkasını bilmediğimizden onun sunduğuyla yetinirdik.
Sonra ağanın evine birer ikişer yeni gözdeler sökün etti; TRT'nin üzerine birbirinden alımlı kumalar geldi.
Yeniler öyle genç, öyle renkli, öyle çekiciydi ki... Eski eşin ayıp diye yapmadığı her şeyi yapıyor, yeri geldiğinde soyunuyor, raks ediyor, küfrediyor, dedikodu yapıyor, bizi saatlerce eğlendirip yatağa gönderiyordu.
Ağırbaşlılığıyla tanıyıp sevdiğimiz ilk göz ağrımızın düğmesine basmaz olduk.
O da, yenilerle rekabet için biraz süslenmeyi, açılıp saçılmayı denedi, ama artık iyice hantallaşan gövdesiyle onlar gibi olabilmesi, ağanın gözüne girebilmesi mümkün değildi.
Kaderine terk edildi.
***
Bugün TRT Genel Müdürlüğü için bunca aday başvurunca, bizim emektar yavuklunun bu kadar çok kısmeti olmasına şaşıyor insan...
Oysa şaşmamak gerek...
"Bu yaştan sonra" kendini çıtırlarla eğlence yarışına sokmasa, ağırlığını bilip ona göre davransa, yeniden göze girmemesi için hiçbir neden yok.
Tersine, eğlenceden başka şeye kafa yormayan yeni yetmelerin arasında sözüne güvenilir, kültürlü bir dosta her zamankinden çok ihtiyacımız var.
TRT, ağzına bir sakız yapıştırıp magazinde, yarışma programında yenilerle rekabete girmek yerine, o çatık kaşlı görüntüsünü yumuşatabilse ve bize onların es geçtiklerinden, haberden, sanattan, eğitimden bahsedebilse yeniden gönlümüzü kazanabilir.
Ama bunun için birkaç şart var:
Devlet dairesi hantallığından kurtulup iktidarla ipleri kesebilmesi...
Deneyimini, teknik üstünlüğünü, atıl kadrosunu harekete geçirebilmesi...
Yeniden bir okul haline dönüşebilmesi...
***
Kurumun zirvesi aylardır boş.
Aylar, genel müdür adaylarının bir siyasi partiyle ilişkisi olup olmadığını araştırmakla geçti.
Oysa kurumda en büyük partizanlığı, hiçbir partiye üye olmamışlar yapmadı mı?
Bir partiden seçilip gelen cumhurbaşkanları, Meclis başkanları bir günde partililikten sıyrılıp "tarafsız" sıfatı kazanmıyorlar mı?
O halde, - artık sorumlu yurttaşlığın gereği sayılan - "siyaset yapma hakkı"nı neden bürokratlardan esirgiyoruz?
Bir genel müdür adayında aranacak şey, siyasi kimliksizlikten ziyade, mesleki yetkinlik değil midir?
TRT'deki görevini, hangi bakanın haber bülteninde kaç dakika yer alacağı kararıyla sınırlamayan, risk almaktan korkmayan ve kamu adına yayıncılık alanına ağırlık koymayı amaçlayan cesur bir genel müdürün - yasaya rağmen - seyircinin önüne ciddi bir seçenek koyabileceğine inanıyorum.
***
RTÜK seçimini bugün yapacak.
Adaylar arasında Zahit Atakan gibi, Aydoğan Kılınç gibi yayıncılıktan gelen, tanıdığım meslektaşlarım var. Yayıncılıktan gelmese bile yöneticilik vasıflarıyla o koltuğu doldurabilecek isimler de var.
Hükümet, "Şu borazanı biraz da ben çalayım mı" diyecek, yoksa bu borazanlığa son mu verecek?
İş, RTÜK'ün cesaretine, hükümetin dirayetine, genel müdürün maharetine kalıyor.
İlk göz ağrımıza itibarını iade mi edeceğiz, yoksa hepten gözden çıkarıp müzeye mi göndereceğiz?
Karar, bunun kararıdır.
can.dundar@e-kolay.net
|
|

|