|


24 yıl sonra yeniden
Muş'un 2 büyük olayı var: Biri demiryolunun gelmesi, diğeri Süleyman Özmen'in düğünü. Muş'a dışarıdan ilk gelin getiren halk hatibini 24 yıl sonra yeniden buldum
uş'a 24 yıl önce ilk gelişimizde bir dinlemiştik. Muş'un iki büyük olayı vardı. Birincisi, 1955'te Muş'a demiryolunun gelmesi, ikincisi de 1957'de Özmen'in düğünüdür. Tüm kentte soyadıyla anılan Süleyman Özmen'in düğünü dillere destandır. Özmen, bütün bayramlarda, törenlerde kürsülerin vazgeçilmez "halk hatibi"dir ve valilerden daha çok alkışlanır. Özmen'in bir unvanı da "Muş'a dışarıdan gelin getiren ilk erkek" oluşudur. İstanbul'dan Aynur Hanım'ı getiren tren yapraklarla, renkli kâğıtlarla süslenir. (Var mı şimdi böyle aşk hikâyesi?) Muş'a 3 kilometre kala halk treni alkışlarla karşılayıp durdurur. Daireler tatil olur, esnaf dükkânını kapatır, hemen herkes İstanbul'dan gelen gelini görmeye koşar. Özmen'in düğünü 7 gün 7 gece sürer. Özmen'in politika yaşamı da ilginçtir. Tam 32 yıl Bulanık ilçesinde bağımsız olarak il genel meclisi üyeliğine seçilir. Son kez eşi Aynur Hanım Bulanık'tan, kendisi ise Muş merkezinden adaylıklarını koyarlar. Aynur Hanım kazanır, ama Özmen kıl payı kaybeder seçimi. Böylece, 36 yıllık belediye meclisi üyeliğini karısına devretmiş olur. Neredeyse çeyrek yüzyıl sonra, Süleyman Özmen'i meşhur Dostlar Kahvesi'nde okey masasının başında bulduk.
BURADA MASA YERDE!
Lacivert takım elbisesi, beyaz gömleği, kıravatıyla ve bütün "resmiyeti" ile okeyde rakiplerini terletiyordu. Kucaklayıp 24 yıl öncesini andık, politikadan başlayarak.
"Ben 36 yıl tek başıma vilayeti temsil ettim il meclisinde bağımsız olarak, diyor. Demokrat Parti'ye de şeyhlere de 36 yıl zekât verdim. Bende para pul yok, bağırmak var. Her yerde ben konuşurum; validen sonra, kaymakamdan sonra kürsüye çıkıp siler süpürürüm. Hiçbir partiye girmedim, bütün partilere şamar oldum ben. Son seçimde de hepsi silinip (aslında Özmen s ile başlayan küfrüyle söylüyor) gitti!" Bugün de gönlü CHP'de olmakla birlikte, bir Meclis başkanı edasıyla laciler içinde bağımsızlığını koruyor. AKP'den de memnun değil, ama Tayyip Erdoğan'a toz kondurmuyor.
"Ya dertler?" diye soruyorum. "Recep geldi, işler mihrakına girmeye başladı, iyiye gidiyoruz" diyor. Dershane sahibi Muaz Işık dertlerin omurgasını çıkarıyor: "Sorunlar bir masanın dört ayağı gibi, dördü birden ele alınırsa çözülür, masa dört ayak üzerinde durur. Ekonomi, eğitim, sağlık, özgürlükler."
"Muş'ta masanın kaç ayağı var?"
"Dört ayağı da yok, masa yerde!"
ngureli@milliyet.com.tr
|
|

|