|


Aman Tayyip Bey'in morali bozulmasın!
"Başbakan'ın morali bozulmasın" derdine düşen göbekli, mühim adamlar, sorunlarını küçük sesle anlatan aç insanlar... İşte Muş...
Sinirlenip, kırılıp, ağlamak isterken derdinizi anlatmak zorunda olduğunuzda sözcüğün yarısında biter ya nefes, öyle oluyor. Yağlı saçları özenle taranmış genç adamın sesi gırtlağına kaçıyor: "İş bulamıyorum." Muhtemelen tek olan beyaz gömleğini giymiş, elinde iş ilanları çizilmiş gazetesi, lise mezunu olarak dolaşıyor.
Ermenilerin yaptığı bağlar yıkılmış vaktiyle. Yeniden canlandırılacakmış. "Şarap fabrikası kurulacakmış" diyorum. O sesi içine kaçmış adam şahlanıyor aniden: "İşsizlik öyle çözülecekse çözülmesin! İçki kötülüklerin anasıdır!"
KIZLAR EZİLİYOR
Gayrisafi milli hasılaya katkıda sondan birinci olan Muş'ta, herkesin birbiriyle Kürtçe konuşup, dönüp dertlerini Türkçe tercüme ettiği bu küçük şehirde bazı şeyler ancak küçük sesle söylenebiliyor: "Dert çok ama esas derdimiz şudur: Muş'ta Cumhuriyet yok!" HADEP'e çıkan 48 bin oyun uçtuğu, diğer dört partinin aldığı toplam oyun bile ancak 28 bini bulduğu Muş'un Meclis'te temsil edilmediğini anlatıyor insanlar. Sivil ve resmi polisleri takip ederek konuşuyor hepsi.
Öğretmenler çocukları anlatıyor: Kızların okula gönderilmediğini, genç yaşta istemedikleri adamlara satılan kızların intihar ettiğini, şimdi özel okullara yoksul öğrenci alma planı yapılırken devlet okullarının yarı kapasiteyle çalıştığını, öğretmenlerin Batı'daki öğretmenlerden sadece 15 milyon lira daha fazla aldığını, kadınların asla çalıştırılmadığını...
HAYAT CIVIL CIVIL!..
"Arka bahçeye hoş geldiniz! İstanbul'da oturanların buraları anlaması imkânsızdır. Varto'ya gidin. Orası İstiklal Caddesi gibi" diyor öğretmen Muaz Işık ve arkadaşları... Neden peki?
"Çünkü onlar Alevi! Kadınlar da çalışıyor; cafe'ler, barlar var. Biz de nefes almak için oraya gidiyoruz." Küçük şehirlerin ayrılmaz parçası olan, her şeyi çok iyi bilen, göbekli, mühim adamlardan birinin lafa bütün ağırlığıyla (!) girişi, insanların usul usul konuşmasını bölüyor:
"Dün Başbakan buradaydı. Morali bozulmasın diye 'Çiftçiyi borçtan kurtaran Başbakan hoş geldiniz!' diye pankart astık."
"İyi halt ettin!" diyor kısık bir ses geriden, söyleyen gidiyor.
Toz rengi bir şehir düşünün, insanların toz rengi olduğu, tozun içinde renklerin boğulduğu...Bütün renklerin boğulduğu... Belki de insanların gözleri renkler yok oldukça köreliyordur, kör oluyordur. Muş, kör olmamaya çalışan insanların korkarak konuştukları, sizden çok uzakta bir yerdir. Hayat nasıldır peki? Biri "Cıvıl cıvıl!" diyor dalga geçerek. Nasıl yani? Etrafı gösteriyor sonra. Etraf toz!
ecetem@hotmail.com
|
|

|