|


"Mars"la "Dünya" arası, yüreğimin yarası...
Afrika'nın kuzeyinden gelen yeni bir sıcak dalgası, bizim Ege Bölgesi'yle Marmara Bölgesi'ni de; sakıncalı, hatta zaman zaman ölümcül bir saunaya çevirmede...
Mevsim normalleri üstündeki yaz sıcakları, yalnız Fransa'da 10 bin kişinin ölümüne neden oldu.
Bir de Başkan Bush'un Irak'a gönderdiği başı çelik kasklı, göğsü çelik yelekli, omzunda yahut elinde ağır silahlarla o genç askerleri düşünün...
Ne o? Gelecek yıl başkanlık seçimleri var ABD'de. Başkan Bush, ikinci bir seçim zaferi daha kazanmak istiyor, Irak cehenneminde ölüp ölüp gidenlerin sırtından...
***
Biz de, Irak'a asker gönderecek miyiz, göndermeyecek miyiz derken; gündeme bir de, 60 bin yıl sonra ilk kez Dünya'ya 55 milyon kilometre yaklaşan Mars gezegeni girdi.
Türkiye de dahil, milyonlarca "Dünyalı"; irili ufaklı teleskoplarla, dürbünlerle, gece göklerine dikilmiş gözleriyle, Mars'ı izleme derdine düştü.
Kimsenin de pek aklına gelmiyor, kazara astronomi merakı yaygınlaştığında; yeryüzündeki "ulus - devlet" modelleriyle, siyasal egemenlik hırslarının ne kadar anlamsızlığa düşeceği...
***
Bizim "Güneş sistemi"nin gezegenleri önce minik minik başlıyor, "Merkür", "Venüs", "Dünya", "Mars" diye ve derken bizim "Dünya"nın 12 - 13 katı büyüklüğünde "Jüpiter", "Satürn" falan giriyor sisteme...
"Mars" bizim "Dünya"nın yarısı küçüklüğünde... Hangi dönemlerde keşfedildiğini bilmiyorum; kendisine "Mars", yani savaş tanrısının adının verilmesi ise, ateşi hatırlatan bir kızıllıkta olmasından ötürü...
***
36 padişahın gelip geçtiği Osmanlı döneminde, "astronomi"ye karşı ne kadar bir ilgi duyulduğu sorunu takıldı aklıma. Böyle bir ilgiye ait herhangi tarihsel bir belge olup olmadığını, bizim Solmaz Kamuran'a sordum. Solmaz, çok iyi bilir bu tür ayrıntıları.
Hammer'in ünlü "Osmanlı Devleti Tarihi"nde, III. Murat'ın "astronomi"ye duyduğu meraka ait küçük bir pasaj gösterdi bana. 1577'de kuyruklu bir yıldızın görünmesinden sonra...
III. Murat ile Hoca Saadeddin, büyük ve derin bir kuyu içinde bir rasathane yapmaya kalkmışlar. Rasathaneyi öyle bir derinlikte yapmalarının nedeni; kendileri karanlıkta olurlarsa, yıldızları gündüzleri de görebilecekleri düşüncesiymiş.
Doğrusu bendeniz hiç algılayamadım böyle bir düşünceyi ama, neyse...
***
3 bin altın maaşla Kahire'den ünlü rasatçı Takiyeddin Efendi getirilmiş. Ayrıca Selanikli bir Yahudi astronomi bilgini de, III. Murat'ın büyük şehzadesine astronomi öğretmesi için davet edilmiş.
Ne var ki, biri Mısır, öteki Selanik'ten gelen iki astronomi bilginiyle, Hoca Saadeddin'in saraydaki düşmanları, III. Murat'a:
- Rasathane yapan devletler, demişler, çarçabuk yok olurlar.
Ve sözde Asya ülkelerinden bazı örnekler göstermişler.
III. Murat da, o zamana kadar yapımına 10 bin altın harcanmış olan rasathanenin, yıkılıp yok edilmesi için emir vermiş.
***
Osmanlı tarihinde "astronomi"nin yerini araştırırken, bir de "astronomi" tarihinde Türkiye'nin yerini incelemek gerek. Örneğin bizim Kandilli Rasathanesi 1911'de kurulmuş, salt meteorolojiyle uğraşması için. Bilimsel bir astronomi merkezi olması, 1947'den sonra...
Paris "Observatuvar"ının kuruluşu ise 1667...
***
Bizim Ay dışında, Güneş sistemindeki gezegenlerle ilgili şarkılar şiirler pek yok; sadece uzay filmleri var...
1969'da Amerikalı astronot Armstrong, Ay'a inip yürüdüğü zaman; bizde de, o sevimli Laz fıkralarından bir yenisi daha başlamıştı dolaşmaya ağızlarda:
- Ha o da pir şey midur; "Piz her gece Heybeli'de mehtaba çıkarduk da"...
***
Vaktiyle "Neptün" gezegeninin 1846'da nasıl keşfedildiği çekmişti dikkatimi. Fransız bilgin Le Verrier'nin kağıt üstünde yaptığı hesaplar sonucu, Güneş sistemindeki son gezegen sayılan "Uranüs"den sonra da, bir gezegenin daha bulunması gerektiği saptanmıştı.
Ve Alman astronot Galle, o hesaplara göre keşfetmişti "Neptün"ü.
***
Güneş sisteminin minicik bir gezegeni olan bizim "Dünya"...
Ve üstünde çeşit çeşit ülkeler, toplumlar, siyasal egemenler, zenginler, yoksullar, sürünenler, başka başka canlılar, ölenler, yeni yeni doğanlar...
Ve yapılan hesaplara göre, bizim Güneş'in de, 5 milyar yıl sonra kaybolup gideceği...
Enseyi karartmayın, insan ömrü en çok "30 - 33 bin gün" kadar zaten...
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|