30 Ağustos 2003 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   



   
Asker düşmanı!

       
    Malum, Türkiye'de devletin hukuka ihtiyacı var. Demokrasiye ihtiyacı var. Şeffaflığa ihtiyacı var.
    Bir başka deyişle:
    Devleti milletin hizmetine koşmak için... Devleti millete hesap verir hale getirmek için... Devleti bin yıllık hoyratlığından kurtarmak için... Devleti vatandaşa saygılı kılmak için...
    Yapacak iş çok.
    Eğer demokrasiyi ve hukuku önemsiyorsak, devleti adam etmek zorundayız. Toplumun ilerlemesi ve ülkenin kalkınması için devleti ayak bağı olmaktan çıkarmalıyız.
    Çünkü devlet yeterince derin!
    Demokrasiye set vuracak kadar, yani fazlasıyla derin. Bu nedenle artık devleti değil, demokrasiyi derinleştirmenin yollarında siyasal kararlılıkla yürümeliyiz.
    Biliyorum, bunlar klişeler.
    Çok tekrarlandı, çiğnendi hepsi.
    Böylece inandırıcılıkları sıfırlandı. Politikacı nutuklarında, seçim bildirgelerinde, koalisyon protokollerinde, hükümet programlarında vaat olarak yer aldılar.
    Ama gereği yapılmadı.
    Hemen hepsi kağıt üstünde kaldı. İçi boş politikacı söylemleri olarak umursanmaz oldular.
    Bu açıdan en ilginç örnek, 12 Eylül askeri yönetiminin Türkiye'ye giydirmiş olduğu deli gömleğidir. Bunun bir deli gömleği olduğunu, Türkiye'de demokratik hukuk devletinin kolunu kanadını kırdığını bilmeyen politikacı yoktur.
    En az yirmi yıldır böyledir.
    Ama şu da bir gerçektir ki, bunca hükümet gelip geçmiş, bu deli gömleği Türkiye'nin sırtında kalmaya devam etmiştir.
    Özetlemekte belki yarar var:
    12 Eylül'le asker, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği aracılığıyla neredeyse devlet içinde devlet haline geldi. Devlete paralel bir örgütlenme içine sokuldu. Ordu kimilerinin gözünde parti mertebesine yükseltildi. Bazen parti gibi de davrandı.
    Bunun adı askeri vesayet idi.
    Rejimin demokratik niteliğine kavuşabilmesi için bu askeri vesayetin kaldırılması, atanmışlar - seçilmişler dengesinin kurulması gerekiyordu. Asker - sivil dengesinin demokrasilerdeki olağan boyutuna indirmek lazımdı.
    Çünkü bu bakımdan özellikle 12 Eylül'le birlikte demokrasiyi neredeyse işlevsiz kılacak bir dengesizlik ortaya çıktı. Nitekim bu dengesizliğin hangi şahane boyutlara ulaştığını bugünlerde Radikal sergilemiş durumda.
    Hem gazetecilik hem demokrasi adına bir başarının altına imza atan gazetenin dizi halinde yayımladığı MGK Genel Sekreterliği Yönetmeliği ibretle okunacak bir belge niteliği taşıyor. Demokratik hukuk devleti eğer bu ülkede de ayakları üstüne oturacaksa, Türkiye'nin böylesi zihniyet, yönetmelik ve yasalardan kurtulması şart.
    Şimdi bu yol açılıyor gibi.
    AKP hükümeti, 7. Paket'le kapıyı aralamış durumda. TBMM'den iktidar ve muhalefet oylarıyla geçen yasal düzenlemelerde, MGK Genel Sekreterliği'nin demokratik hukuk devletine yakışan bir hale getirilmesi öngörülüyor.
    Bir değişimin eşiğindeyiz.
    Demokratik hukuk devletine açılan bu kapıdan Türkiye'nin asker - sivil ayrımı yapmaksızın geçmesi gerekiyor. Çünkü bu ayrım tehlikeli. Çünkü, Türkiye'yi karıştırmak için bu ayrımdan çelişki ve kamplaşmalar üretmek isteyenler var.
    Eski hastalıkları nüksetmiş durumda.
    Askercilik oynuyorlar.
    Bu ülkeyi sevenlerin, demokratik hukuk devletini benimseyenlerin bu oyuna düşmemeleri gerekiyor.
    Demokratik hukuk devletini istemek, asker düşmanlığı değildir. Askeri yönetimleri eleştirmek, askeri yönetimlerin demokrasiyle bağdaşmayan kurumlarını değiştirmek, asker düşmanlığı değildir. Çünkü demokratik hukuk devleti, hem sivilin hem askerin işidir.
    Laik demokratik cumhuriyeti bütün kurum ve kurallarıyla yerli yerine oturtmak ve demokrasi içinde korumak, hem sivilin hem askerin ortak görevidir. Bu açıdan askerle sivil aynı teknededir.
    Askerciler başka!
    Bu yüzyılda hala sureti haktan görünerek kuytuluklarda askeri darbe hayali görenlerin, her şafakta ölenlerin sinsi oyununa gelmeyecek kadar deneyim ve yakın tarih bilincine sahip bir ülkeyiz.
    Onları ayıplarıyla baş başa bırakalım.
    Asıl asker düşmanı, askercilerdir!
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
YÖK, özgürlük ve 'itikat'

Çetin ALTAN
"Mars"la "Dünya" arası, yüreğimin yarası...

Melih AŞIK
DYP gelirse...

Fikret BİLA
Çömez'in izlenimleri

Hasan CEMAL
Asker düşmanı!

Can DÜNDAR
Gıllo Ali, Barbar Sezo'ya karşı!..

Abbas GÜÇLÜ
Çelik, kararlı mı, inatçı mı, dayatmacı mı?

Nail GÜRELİ
'Statlar kulüplerin olmalı'

Sami KOHEN
Avrupa'nın ayıbı...

Mehmet Y. YILMAZ
'Bizde olmaz' demeyin, bu sergiyi görün

Meliha OKUR
Bu rapor nasıl gözden kaçtı?

Hasan PULUR
Bunları "komünistin biri" söylemiyor...

ERDOĞAN SAĞLAM
Çek düzenlemelerini iki taraf da abartıyor

Derya SAZAK
Irak Lübnan oluyor

Ece TEMELKURAN
Hovarda eğlenir, yar ölür!

Tamer HEPER
Mevzuata uygun kira zammı

Güngör URAS
Banka sahipleri ödemesin (...biz ödeyelim)