02 Eylül 2003 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   


Seçmemeyi seçmek

   
Kimyasal çocuklar da bir gün büyüyecek... Ve seçmemeyi seçmenin de bir seçim olduğunu öğrenecekler

    İDRAK YOLLARI / TUBA AKYOL
       
    Çocukların masumiyeti tehdit altında mı?" Tüm dünya ile birlikte son dönemde Türkiye'de de bu konu tartışılıyor. Can Dündar yazdı ilk. Sonra Sabah'ın eki Günaydın'a manşet oldu. Derken Radikal'de Reha Mağden'in hazırladığı "Bodrum... Bodrum..." yazı dizisi geldi.
    Çocuklar biraz çabuk mu büyüyordu, neydi? Niye uyuşturucudan, kimyasallardan medet umuyorlardı? Daha kendi bedenlerini bile keşfetmeden cinsel ilişkiye girmeleri normal miydi? "Clubbing" ne demekti? Yoksa suç çocukların dinlediği müzikte miydi? Ya da televole kültüründe miydi kabahat? Dahası, bu ne devasa bir pazardı! Ecstasy ile besledikleri çocukların "masumiyeti" ile semirenler kimlerdi?
    Ve en mühimi: Bu çocukların derdi neydi?
   
    Bırak, dağınık kalsın
    "Trainspotting"in devam kitabı "Porno"nun bir yerinde Rent Boy "Biz seçmemeyi seçtik" diyor.
    Seçimler cephesinde sınırları belli bir hayat var. Mantıklı olmak gerekiyor. Yeri geldiğinde de duygusal olmak gerekiyor. İçinden geçeni söylememek, ağzına geleni yutmak ama yine de her nasılsa samimiymiş gibi yapmak gerekiyor.
    Üstlere kibarca gülümsemek, astlara kibarca had bildirmek gerekiyor. Bugünden yarını, öbür günü, belki otuz yıl sonrasını hesap ederek yaşamak gerekiyor. Evlilikten şikayet etmek ama evlenmek gerekiyor. Yeni birini bulmadan boşanmamak gerekiyor. Cuma-cumartesi akşamları dışarı çıkmak, biraz dağıtmak, hatta arada bir çılgınlık yapmak gerekiyor. Pazarları kahvaltıda gazeteleri karıştırmak ve bazen işten şikayet etmek ama katiyen yeni bir iş bulmadan istifa etmemek gerekiyor.
    Her daim ölçülü olmaya çabalamak gerekiyor.
    Her şeyden bir tutam; bir ölçü bundan, bir ölçü şundan ortaya karışık bir hayat kurmak gerekiyor. Doğru-yanlış, iyi-kötü arasında bir denge kurup...
    Rent Boy olsa "S..tiğimin ölçüsü" derdi herhalde, "Ölçü kimin umurunda?" Seçmemeyi seçmek çünkü, sadece dayatılan ölçüye ikna olmamak değil, ölçülü olma fikrine ikna olmamak demek. O kadar ikna olmamak ki; reddetmeye, yeni ölçülerle yeni bir ortaya karışık yapmaya da kalkışmamak, yeni sınırlarla yeni bir hayat inşa etmeye de yeltenmemek demek. Seçmemeyi seçmek "Bırakınız, dağınık kalsın" demek. "Hayat böyle de idare eder!"
   
    Ecstasy'yi seçmek...
    Gençlerin hayatında uyuşturucunun varlık nedeni de bu zaten. Evet efendim, ecstasy atıyorlar, ne yapsınlar? Verili dünya düzeninden başka nasıl kaçacaklar? Hiçbir etki altında kalmadan, hesap kitap yapmadan, sadece kendileri olmak, bedeni sürekli tekrarlanan bir ritmin kucağına bırakıp ruhlarını uçurmak için; yani aslında "bireysel özgürleşme" için uyuşturucu kullanıyorlar.
    Toplumsal özgürleşme için yola çıkan, idealleri, hedefleri, bir gelecek perspektifleri olan 68 kuşağından yok aslında bir farkları... Bugünün gençlerinin ideali idealsizlik, hedefleri hedefsizlik, gelecek anlayışları yaşadıkları an ve tek istedikleri benliklerini özgürleştirmek.
    Fakat arada şunu kaçırıyorlar: Tıpkı 68 kuşağının muhalefet ettiklerini sanırken yarattıkları düzenin parçası haline gelmeleri gibi; seçmemeyi seçmek, ecstasy'yi seçmek oluyor giderek. Kendi düzensizliklerinden bir düzen ve bu düzenden ağzının suları akarak bekleşen cinler için bol kazançlı bir pazar yaratıyorlar. Özgürleşmeye çalışırken bağımlı olmak, köleleşmek de cabası. Tabii eğer bu arada ölmezlerse...
   
    Çocuklar zaten masum değildi
    Peki ne olacak bu gençlerin hali? Nasıl bir gelecek bekliyor onları? Cevabı basit: Büyüyecekler.
    60'lı yıllarda tüketim kültürüne başkaldıran, cinsel özgürlük için yollara dökülen, politik bir kimlik kazandırdıkları rock müzik eşliğinde tepinerek içki ve uyuşturucu tüketen çiçek çocuklar nasıl ki büyüyüp reklamcı oldular; alkol, seks, uyuşturucu üçgeninde, kulüplerde techno eşliğinde arkaya öne, iki yana sallanarak transa geçen bu "kimyasal çocuklar" da bir gün büyüyecekler.
    Ve onlar da kendi çocuklarının dinlediği müziğe, kullandığı haplara, yaşadıkları aşklara, internet üzerinden kablolarla cinsel ilişkiye girmelerine hayret edecekler.
    Masumiyet mi?
    Çocuklar hiçbir zaman masum olmadılar ki!
   
   
    "Kokain bağımlılık yaratmıyor. Biliyorum, çünkü yıllardır düzenli olarak kullanıyorum." Tallulah Bankhead
   
   
Yıldızların çocuklarının "şeker" yutma yaşı: İki buçuk
        Türkiye'de esrar kullanma yaşı 12'ye kadar inmiş. Birkaç üniversiteden birkaç bilim adamı bir araya gelmiş, 24 bin öğrenciyle görüşmüşler ve ilköğretim öğrencilerinin yüzde 1.2'sinin, ortaöğretim öğrencilerinin yüzde 4'ünün esrar kullandığını tespit etmişler.
    Bu da bir şey mi? Londra'da ecstasy'ye başlama yaşı iki, hadi diyelim taş çatlasın iki buçuk!
    Jude Law'ın kızını hatırlayın. Geçen sene iki buçuk yaşındaki Iris, annesiyle birlikte çocuklar için bir partiye gidiyor (Başka bir kaynağa göre Iris partide falan değil, olay evde vuku buluyor. Bir başka kaynağa göre ise anne ve babası Iris'i büyükler için bir partiye götürüyor... Neyse ne!).
    Ve Iris yerde bulduğu hapı hüp diye ağzına atıyor. Sonrasını manalı cümle kurabilseydi de Iris'in kendisi anlatsaydı keşke. Ne patlamalar, ne düşüşler yaşadı kim bilir el kadar yavrucak. Onun bünyesinde hayli tesirli olmuştur herhalde. Tamam, olay trajik ama kabul edin rica ederim, aynı zamanda çok absürd!
    Türkiye'deki araştırmada "Esrar bulmak çok kolay" demiş minik keşler. Siz bir de Iris'e sorun: "Ecstasy bulmak mevzu değil. Ya bir de annem son anda fark edip henüz yutamadığım kısmını ağzımdan çıkarmasaydı..."
   
   
    "Uyuşturucu kullanmıyorum, ben uyuşturucuyum." Salvador Dali
   
   
manik depresif köşe
    Bu ecstasy denen nane, ki "halk arasında" daha çok vitamin ya da şeker diye tabir ediliyor, tek başına hem mani nedeni, hem depresyon. Eksisozluk.com'da "Ölme riski de var, iki gün hiç durmadan zıp zıp süper eğlenme opsiyonu da..." diye yazıyor. Depresyon mu, mezara kadar. Mani mi, başın göğe erebilir. Öyle yani!
   
    tubaakyol@milliyet.com.tr
   
   

YAŞAM


Şanlı bir tarihin 'renkli' balonları
Altın Aslan'ın favorisi yok
Vekilin 'canı' koptu
7.5 milyon için işkence
Hollywood'un maceracısı öldü
Kellik yaşı 20'lere düştü
Büyüyünce hepsi trilyoner olacak
Avrupa'da 1000 gurbetçi köpek
Lösemi minik Jale'yi aldı
Doktorlar da silahlandı
'Ferguson'a saldırdım'
Kanal D bomba gibi geliyor
Bu da 'barajların anası'!
Traktör faciası: 7 ölü, 3 yaralı
Reina'ya yük gemisi çarptı
Gündem Kanal D haberden takip edilir
Seçmemeyi seçmek
Gökteki yıldızlar
Ses silahı!