|


Reform için diyalog!
Üniversite sisteminde reform şart. Temelleri 12 Eylül askeri yönetimiyle atılmış olan YÖK düzeni bugün artık devrini tamamlamış durumda.
Yenilenme gerekiyor.
Yani düzen değişikliği...
Var olanı tarihin arşivine kaldırmaktan başka çaremiz yok. Adam gibi bir eğitim ve öğretim sistemi kurmalıyız. Yoksa bilgi toplumu da hayal olur, internet devrimi de...
Üniversite özerkliğiyle akademik özgürlükleri önemseyen, rekabeti ciddiye alan, verimliliği her açıdan ödüllendiren, çok daha fazla kaynak ayıran çağdaş bir sisteme Türkiye'nin büyük ihtiyacı var.
İyi güzel.
Ama bunlar kimsenin itiraz edemeyeceği genel doğrular...
Reform nasıl olacak?
İş burada çatallaşıyor.
Görüşler farklı, zıt.
Ortak bir vizyon yok.
Tartışmaların nasıl bir maket üzerinden yapılabileceği konusu da aydınlık sayılmaz.
Aşırı politize, aşırı ideolojik tutumların kısırlaştırıcı, caydırıcı etkileri görülüyor.
Hükümet taslağı birçok bakımdan sakıncalı. Üniversiteleri iktidarların siyasal müdahalelerine açıyor.
Çok ayrıntıya inen bir taslak.
Özellikle devlet üniversitelerinin özerklikleri budanıyor. Bu üniversiteleri tek tipleştirme tehlikesine kapıyı açıyor.
Yükseköğretim kurumlarının manevra alanı daralıyor. Kendi stratejilerini serbestçe belirleme olanağından büyük ölçüde yoksun kalıyorlar.
Ayrıca, yangından mal kaçırır gibi reform olmaz. Üniversite reformu gibi yaşamsal bir konuyu sıkboğaz etmek yanlıştır.
Mümkün olabilecek en geniş katılımla - yalnız üniversiteleri değil, sivil toplum kuruluşlarını da işin içine katarak - reform tartışmalarını zamana yaymak ve reforma zaman tanımaktır doğru olan...
Öte yandan, YÖK düzeni içindeki 'şahinlerin tutumu'nda da yanlışlar var. Bu çevrelerde bazı açılardan aşırı politize, aşırı ideolojik ve istemezükçü çizgiler dikkati çekiyor. Bu havanın akademik dünyayla, üniversite hayatıyla uyumsuzluğu da malum...
Ne yapmalı?
YÖK düzeni, 12 Eylül öncesine tepki olarak askeri yönetim tarafından kurulmuştu. Yani bir uçtan öbürüne gidilmişti.
Şimdi AKP hükümetinin de YÖK'e tepki olarak bazı bakımlardan bir başka uca savrulduğu görülüyor.
Uçlardan kurtulmak lazım.
Bu durumda ne yapmalı sorusunun yanıtı sır değil:
Diyalog!
Hem hükümetle akademik dünya arasında, hem akademik dünyanın kendi içinde önyargılardan arınmış, politize ve ideolojik çizgilerden arınmış, kavgacı tavırlardan arınmış bir diyalog ortamına ihtiyaç var.
Bu bakımdan hükümetle Üniversitelerarası Kurul arasında uç vermiş olan diyalog ortamı hayırlı bir gelişmedir.
Atılan ilk adımın devamında yarar var.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|