|


Ne olacak bu CHP'nin hali?
Suçlu CHP mi, aydınlar mı? Yoksa siyasette sağ - sol'un yerini, yeni farklı saflaşmalar mı alıyor? Savaş - barış yanlıları, muhafazakârlar - ilericiler...
3 yıldır Milliyet TIR'ıyla Anadolu'da hemen her gittiğim ilde, "Ne olacak bu memleketin hali?" kadar popüler bir soru daha karşıma çıkıyor:
"Ne olacak bu CHP'nin hali?"
Bu yılki TIR turumun son durağı Ordu'da da CHP'nin "istikbali"ni elbette masaya yatırdık! Ordulu sıkı sosyal demokratlar, önümüzdeki belediye seçimlerinde başkan adayı, Deniz Baykal'ın 2 dudağı yerine ön seçimle belirlendiği takdirde, sandıktan CHP'nin çıkacağından eminler.
İyi de CHP'nin ana meselesi kendi içinde seçim yapamamak mı? Partinin sağlıklı bir yapısı yok ki, delegeler halkın özlediği adayda birleşebilsin! Bugünkü parti üyeleri ve delegelerle yapılacak ön seçimle ortaya çıkacak adayı, seçmen sahiplenir mi? Hiç sanmıyorum.
Düne kadar CHP'nin ana sorunu, bütünsel bakış ve davranış değişimini gerçekleştirememesi diye düşünüyordum. Bugünse CHP paradigma değiştirse bile, sosyal demokrat ve sol seçmeni belki ilk seçimde peşinden sürükler, ama sonrası ne olur bilemiyorum. Aslında, çoğu kimse gibi benim de kafam hayli karıştı bunları sorgularken.
Hoca'ya garip soru
Orta yaş grubu ve üzeri için hâlâ bir umut ve özlem olan sosyal demokrasi ve sol, acaba gençlere hitap edebiliyor mu? Tanınmış bir profesör arkadaşıma öğrencileri "Hocam siz çok aslansınız - kaplansınız, yeni görüşlere açıksınız, ufkunuz geniş, fevkalade birikimlisiniz, ama neden sosyal demokratsınız?" diye sormuşlar. Demek ki gençler, bu vasıflara sahip bir aydına sosyal demokrat olmayı yakıştıramamışlar.
Birkaç uç sol fraksiyon dışında gençler sosyal demokrasiyle, solla ne kadar ilgili? Geleceğe ışık tutacak ciddi bir araştırma konusu olabilir.
Muhafazakârlar arası
Aslında siyaset, tüm dünyada küresel boyutta yeniden biçimlenmenin sancılarını yaşıyor ve bu arayış içinde sağ - sol gibi keskin bir ayırımın kalmadığını da teslim etmek gerekiyor.
Siyaset bilimci Ayşe Kadıoğlu'nun 24 Ağustos tarihli Radikal İki'deki (Ferit Zekeriya'nın Özgürlüğün Geleceği kitabını eleştiren) makalesinde işaret ettiği gibi geleceğimizi belirleyecek bütün tartışmalar, sadece muhafazakârlar (yeni muhafazakârlar ve klasik muhafazakârlar) arasında cereyan ediyor. Buna karşılık muhafazakârlığın -eskisi ve yenisiyle- her türlüsüne karşı olanlar ise henüz rotalarını çizebilmiş değiller. Kadıoğlu, "İçinde olmadığımız bir tartışmayı izliyoruz. Yeni siyaset, muhafazakârlığın dışında kalanları -ne Amerika'da ne Türkiye'de- temsil etmiyor," saptamasıyla noktalıyor makalesini.
Sağ - sol yerine...
İtalya komünistlerinin yeni partilerinden Rifondazione Comunista'nın genel sekreteri Fausto Bertinotti ise, İngiliz The Guardian gazetesindeki makalesinde siyaset küresel boyutta yeniden biçimlenirken, yeni tarafların savaş ve barış yanlıları olarak ayrışabileceği görüşünü öne sürüyor:
"Bush yönetiminin tavrı ve sağın stratejik hegemonyası, savaş haline yapısal bir süreklilik kazandırmıştır. Küreselleşme karşıtı hareket çevresinde buna karşı yeni bir 'demokrasi cephesi' kurulabilir. Bu hareket, savaşa karşı barışın korunmasını esas alan ve kendini yönetme ilkesine dayalı bir yeni iktidar modeli oluşturabilir ve küreselleşme nedeniyle zarara uğrayan kesimler adına refah devletinin savunuculuğunu yapabilir. Avrupa solu, bu noktadan sonra sosyal demokrasiye dayanarak bir yere varamaz."
Aydın kolaycılığı
Hürriyet yazarı Tufan Türenç, 27 Ağustos günkü köşesinde "özellikle aydın kesimlerde CHP'ye karşı sistematik bir karşı olma modasının" varlığından yakınmış. Belki de CHP'den önce asıl paradigma değiştirmesi gerekenler aydınlarımız! Geçmişin eskimiş verileriyle gelecek üzerine ahkâm kesmek ve temcit pilavi gibi sürekli aynı argümanlarla CHP'ye yüklenmek kolay, ama havanda su dövmenin Türkiye'ye yararı yok!
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|