05 Eylül 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   



   
Pense, kürek ve tutkal olarak laiklik

       
Ayşe Kadıoğlu'na göre ulusal kimlikleri laiklik tutkalıyla yapıştırmak artık zor, ancak laikliğin pense ve kürek işlevi hâlâ geçerli

       
    İlk kez Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi siyaset bilimci Doç. Dr. Ayşe Kadıoğlu'ndan duydum. Zaten daha önce bir başkasının aklına gelmiş olduğunu da sanmıyorum.
    Laikliğin son derece karmaşık bir kavram olduğu ve tek bir tanım üzerinde mutabakat olmadığı için laiklikle ilgili tartışmaların eninde sonunda bir "sağırlar diyaloğuna" dönüştüğü görüşünden yola çıkan Kadıoğlu, laiklik kavramını dilimleyerek ele almanın faydalı olacağını düşünmüş. Ve laikliği, işlevlerine odaklanarak dilimlediğinde, karşısına 3 tane açılım çıkmış:
   
  • Pense olarak laiklik
  • Kürek olarak laiklik
  • Tutkal olarak laiklik

  •     Pense, kürek ve tutkal; Kadıoğlu'nun heykeltraş olan eşi Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Erdağ Aksel'in her zaman kullandığı, dolayısıyla evlerinde hep gözünün önünde olan aletler. Eğer eşi heykeltraş değil de doktor ya da hukukçu olsaydı, Kadıoğlu da laikliği katmanlara ayırırken muhtemelen farklı alet ve kavramları sembolleştirecekti.
       
        Pense işlevi
        Sizi daha fazla meraklandırmadan sözü Doç. Dr. Kadıoğlu'na bırakıyorum:
        "1) Laikliğin din ve devlet işlerini birbirinden ayırma işlevi, benim benzetmeme göre pense olarak laiklik. Oysa bugün birçok Müslüman ülkede, devlet dini kontrol altında tutuyor, hatta bu amaçla mesela dinsel eğitimi finanse ediyor.
       
        Kürek işlevi
        2) Laikliğin bireyi cemaatin yükleyebileceği esaretten kurtarma, bireyi özgürleştirme işlevi ise, benim benzetmem ile zeminden bireyi kaldırması nedeniyle kürek olarak laiklik. Eğitimin "aydınlanma"ya yol açabilmesi
        için -ilköğretim ve lise eğitiminde- eğitim kurumlarının kapısından girmeden önce her türlü cemaat ilişkilerinden arınmak gerekiyor. Reşit olana kadar cemaat ilişkileri, bireyselliği törpüleyebiliyor. Laik politikalar burada önemli bir işleve sahip. Ancak "reşit olmak" kavramı da çok önemli. Üniversitelerde eğitim gören öğrencilerin, "reşit" olduğunu gözardı etmememiz gerekiyor.
       
        Tutkal işlevi
        3) Laikliğin toplumu bir arada tutan bir değer olma işlevine, benim benzetmem ile tutkal olarak laiklik diyebiliriz. Türkiye'de Cumhuriyet tarihi boyunca laiklik ile vatandaş olmak arasında doğrudan bir ilişki kuruluyor. Vatandaş denen kişinin "ilerici" dolayısıyla da laik ya da laik - Müslüman olması bekleniyor. Ulus - devletin kurucu öğelerinden biri laiklik olarak görülüyor.
        Ben laikliğin bu işlevini (yani toplumun tutkallarından biri olma işlevini) yitirdiğini, bu işlev üzerinde direnmenin zamanın ruhuna uymadığını ve demokratikleşmeden uzaklaşmamıza neden olduğunu düşünüyorum. Tutkal olarak laiklik artık hükümsüz, tabiri caiz ise "yapışkanı kurumuş" durumda. Çünkü toplumda dinsel ve etnik kimlikler artık evde saklanmak yerine görünmeyi tercih ediyor. İçinde yaşadığımız bağlamda pense ve kürek olarak laikliğe hâlâ ihtiyacımız var, ama laikliğin "tutkal" olma işlevi üzerinde diretmenin pek anlamı yok."
       
        Vatandaşlık kavramı
        Siyaset bilimci Doç. Dr. Ayşe Kadıoğlu, laiklikle ilgili olarak bir başka önemli noktanın da altını çizerek "Laikliği, ilericilik - gericilik parametrelerinin dışında, vatandaşlık kavramının geçirdiği dönüşümler eşliğinde ele almanın zamanı geldi," diyor. Bugün artık vatandaşlığın sadece ulusal motiflere bağlı kalınarak tanımlanmadığına dikkat çeken Kadıoğlu, homojen ulusal kimlikler parçalandıkça, dinsel ve etnik kimliklerin görünürlük talep ettiğini ve parçalanan ulusal kimlikleri laiklik tutkalıyla yapıştırmanın güçleştiğini vurguluyor. Dahası bu yapıştırma işlevinde direndikçe, demokratikleşmeden uzaklaşmak gibi bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuz konusunda da bizi uyarıyor.
       
        mtamer@milliyet.com.tr
       
       





    Taha AKYOL
    Avrupa dost mu, düşman mı?

    Çetin ALTAN
    Garson dostların röntgeni ve ahtapot bataklığında arınma

    Melih AŞIK
    Dünden bugüne

    Fikret BİLA
    İtalyan mucizesi

    Hasan CEMAL
    AB topu taca atmasın!

    Abbas GÜÇLÜ
    Bu kafa ile YÖK zor değişir !

    Hurşit GÜNEŞ
    Yatırımcıya öğütler

    Mehmet Y. YILMAZ
    ABD'ye bir yeni görev daha...

    Derya SAZAK
    Blok liste

    Meral TAMER
    Pense, kürek ve tutkal olarak laiklik

    Güngör URAS
    Cebi para gören Niğde'yi terk ediyor

    M. Ali BİRAND
    Irak'ta terörle son tango