06 Eylül 2003 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   


MİT, İshak Alaton'u 'koyu pembe' yemekhane nedeniyle sorgulayınca...

   
İshak Alaton 1961'de fabrika yemekhanesini pembeye boyadığı ve işçilerle yemek yediği için 'kızıl komünist' diye ihbar edilmiş. Hem de bir sendikacı tarafından

    ŞAZİYE KARLIKLI
       
    Kendi işini başka birisinin mahvı pahasına yapma ahlakı ile kendi işini başkasına iş bırakmayacak kadar iyi yapmayı öneren İsveç ahlakı arasındaki tuhaf benzemezliğin hikâyesidir bu. İsveç'in marka haline gelmiş ünlü mobilya zinciri IKEA'nın satıs mağazalarındaki kafeteryalar müşterilerine şık bir restoranta yarışacak kadar yüksek kaliteyi çok ucuza sunarlar. İçeri girerken iri harflerle yazılmış bir notu atlamanız mümkün değildir.
    "Size bu hizmeti bu kadar ucuz sunmaya devam etmemizi istiyorsanız tepsilerinizi yemeğinizi bitirdikten sonra kaldırmanız gerekir. Bunu yapmak istemiyorsanız bir süre sonra aynı kaliteyi çok daha pahalı yemek durumundasınız.. Çünkü tepsilerin temizliği için alınacak elemanın ücreti eklenecektir."
    İnsan İshak Alaton'u tanımışsa bu notun arkasında yatan İsveç geleneğini kolayca anlayabilir. Ama 1960'ların Türkiye'si bunu anlamaya pek de hazır değildir. Bu gelenek Türkiye'de MİT'in konusu koyu pembe bir yemekhaneyle komünizm propagandası yapmak" olan bir soruşturmasına neden olacaktır.
    1962 yılına ait. Ancak MİT soruşturmaları sıcağı sıcağına anlatılamadığı için Alaton'dan 20 Ağustos 2003 tarihinde dinledim.
    1951 yılında İsveç'e işçi giden İshak Alaton, orada "sosyal demokrasi" ile tanışır. 1954'te Türkiye'ye dönerken yanında onu kapitalist yapacak başarma heyecanı ve sosyal demokrat ruhunu getirmiştir. 1961 yılında ortağı Üzeyir Garih ile birlikte Rami Topçular'daki arsalarının üzerindeki ilk fabrikalarını kurarlar. İşte o ruhu ortaya çıkarmanın tam vaktidir. İshak Alaton'dan dinleyelim:
    "Sosyal demokratik bir yönetim kurduk fabrikada... Türkiye'de ilk kez paslanmaz çelikten mutfağı işçilerimiz için biz kurduk. İşçilerimiz rahatlasın diye yaptırdığımız aydınlık yemekhanenin duvarlarını da pembe boyadık. Bir yıl sonra garip bir şey oldu. İki adam geldi. Milli İstihbarat'tanmışlar Hakkınızda bir ihbar var, 'Komünizm propagandası yapıyormuşsunuz' dediler. Ve tuhaf biçimde önce mutfağı ve yemekhaneyi gezmek istediler. Daha sonra İstanbul teşkilat başkanı olduğunu söyleyen biri geldi. Elindeki bir rapordan sorgulama yaptı. İsveç Komünist Partisi ile ilişkimi sordu. Komünist olup olmadığımı sordu.
    Fakat bu sefer çevrem 'Başına bir şey gelir' diye beni ürküttü. Cesaretimi toplayıp Sansaryan Han'a gittim. 'Benim durumum nedir?' diye sordum. Bana 'Komünist propaganda yapıyormuşsun. İşçilerle birlikte yemek yiyormuşsun. Yemekhaneni kırmızıya boyatmışsın. Hakkında ihbar yapıldı' dedi. 'Adamlarınız da gördü duvarlar kırmızı değil, pembe. Ama biraz renk koyuya kaçmış' diye açıklama yaptım."
   
   
'Sendikacı ihbar etmiş'
    Alaton kendisini ihbar edenin sendika temsilcisi olduğunu öğrenmiş. Şöyle anlatıyor: "Aradan zaman geçti. Yıllar sonra sendika başkanı ile yemekhanede birlikte yemek yerken, 'neden beni ihbar ettin' dedim. Kıpkırmızı oldu. 'Ama o zamanlar siz sendikaya yapacak bir iş bırakmıyordunuz' dedi. O, bana çamur atarak işini yapmak istemişti. Oysa ben inancımı ortaya koyup toplum için iyi bir şeyler yapmak istemiştim."
   
   
Sevgili Üzeyir...
    (İshak Alaton'un kaleminden ölümünün ikinci yılında Üzeyir Garih'e sesleniş)
    Aramızdan ayrılalı iki sene oldu. Zaman çabuk geçiyor. İnsanlar anıldıkça yaşamaya devam ederler. Hayat Yoldaşım Üzeyir, hızlı üreten, ve ürettiğini paylaşmayı seven bir insandı. İnsanlar doğar, yaşar, yaşamı boyunca az veya çok derin bir iz bırakır, ve günü gelince, sevdiklerinden ayrılır. Üzeyir'le ben, bu "hayat süremizi noktalama" olayına çok doğal ve gerçekçi baktık. Beraberliğimiz boyunca, er veya geç, bu olayın yaşanacağının idrakinde olduk. Bunu, doğanın bir gerçeği, hayatın ayrılmaz bir parçası olarak kabullendik. Birlikte kurduğumuz şirket büyüdükçe, bizlere inanan ve bizlere destek veren şirketimiz mensuplarına karşı sorumluluk duygumuz, bizleri hazırlıklı davranmaya yöneltti.
    İkimizden birinin ömrü noktalandığında, hayatta kalan diğerinin alması gereken bütün tedbirleri en ince detayına kadar planladık ve bu tedbirler sistemini her yıl yeniden gözden geçirdik. Her yıl, o günün verilerine göre tedbirleri tadil ettik ve yeniledik. Yaşlandıkça, olgunlaştıkça, sonsuzluğa yolculuk hazırlığına daha çok önem verdik. Çünkü birlikte yarattığımız eserin, bizlerden sonra devamını, ölümsüzlük olarak gördük. Bizler faniyiz dedik. Ancak şirketimizin ölümsüz olmasını istedik. Bizlere güvenerek, bizlerle yola çıkan binlerce insana karşı sorumluluk duyduk. Alarko camiasının gençleri, ve yeni kuşaklar, Üzeyir'in devrettiği bayrağı ileriye taşıyacaklar, ve bayrağı hep dik tutacaklar. Üzeyir'in Alarko mensupları ile birlikte yazmaya başladığı muhteşem senfoniyi, bitmemiş senfonimizi, bizden sonra gelen genç kuşaklar yazmaya devam edecekler. Üzeyir'in Ruhunu şad edecekler!
   
   

BUSINESS


Başkanın adamları
Turizmin ikizleri
Dokun bana
Sudanlılar 'İnşallah Bukra Magleş' diye diye ağlattılar
'Zeki, çevik, ahlaklı' ve işadamı sporcular dönemi
Unvan değişiyor... İşte o kadar!..
İlk sucumuz Hamidiye'ydi
İnşaat krize girince suda Lido markasını yarattı
Erikli, damacanada bayilikler veriyor
Şaşal, 10 yıllığına DanoneSa'nın
Finansal kiralamada yeni esaslar
Bergama'nın taşını İngiltere Kraliyet Ailesi'ne sattı
Ben bir ceviz ağacıyım tabanca kabzasında
Şimdi okullu oldular
MİT, İshak Alaton'u 'koyu pembe' yemekhane nedeniyle sorgulayınca...
araştırıp, geliştirip, satıyorlar
Mustafa Reis ağlarını attı, bekliyor
İlaçlama uçağı ve plaza satışı ilanı bile var
Ofislerde 'bumerang' var