|
|


"Yurtdışında başarılı oldum, Deniz Akkaya küsmesin artık"
Amerika'da modellik yapan Güzide Duran "Deniz Akkaya yurtdışına gideyim diye bana hep cesaret verdi. Hatta gelen teklifleri değerlendirmiyorum diye küsmüştü. İşte gittim ve başarılı oldum. Artık bana küsmesin" diyor
TUBA AKYOL
Güzide Duran yaklaşık iki yıl önce yaptığımız röportajda "Yurtdışından güzel teklifler geldi ama bu bir cesaret işi. Ben orada zorlanırım gibi geliyor" demişti. Ama çok da zorlanmadı. ABD'ye gitti, bir ajansa kaydoldu ve defilelerde, moda çekimlerinde boy göstermeye başladı. Amerikan Elle dergisi ağustos sayısında ona sekiz sayfa ayırdı. Ekimde ise Vogue'da yer alacak.
Duran bu iki yılda pek değişmemiş. Hâlâ çok uzun boylu. Eskiden de zayıftı, şimdi çok zayıf. O zaman da röportaja makyajsız gelmişti, yine makyajsız...
"Türkiye denince Amerikalıların aklına 'İstanbul, Galatasaray, Tarkan' geliyor" diyen Duran'ın hedefi dünyaca tanınan bir model olup, kendi adını da Türkiye denince akla gelenler listesine ekletmek.
Amerikan Elle'i size sekiz sayfa ayırdı. Ekimde Vogue dergisi için bir moda çekiminiz var. Nasıl gidiyor ABD'de hayat?
Orası çok yoğun gidiyor. New York'ta oturuyorum ama aslında buna pek de oturmak denilmez. Sadece evim orada. Çok yerleşik bir hayatım yok New York'ta. Onun dışında Paris, Miami, Milano uçuyorum. Amerika'daki hayat, evet, biraz hoşuma gitti ama New York'a çok adapte olamadım hâlâ. Çok büyük bir şehir. Kalabalık bir şehir. Ama dediğim gibi, benim bir avantajım var. Birden bir Miami'ye gitme oluyor, yolculuklar oluyor.
İki yıl önceki röportajımızda "Ben yurtdışında zorlanırım" demiştiniz.
Öyle değilmiş işte. Benim için öyle olmadı ya da. Aslında çok zor bir şey yurtdışına gidip bu kısa süre içinde böyle bir başarı yakalamak.
Peki ne değişti de yurtdışına gittiniz? İlker İnanoğlu'nun etkisi oldu galiba.
Tabii İlker'in çok etkisi oldu. O çok destek oldu. Biz, biliyorsunuz tatil için Los Angeles'a gitmiştik İlker'le. Orada "Hadi ajanslara bakalım" olduk, ajansları gezdik. Baktık ki beni istiyorlar. Demek ki bende bir şey var. "New York'a gidin, orada çok iş yaparsınız" dediler. New York'a gittik. Sonra ben işte kontrat yaptım. Böyle oldu.
Şimdi aranız iyi değil ama samimi olduğunuz dönemde Deniz Akkaya da çok yüreklendiriyordu sizi yurtdışına gitmeniz için. Az da olsa, onun size bu güveninin de payı var mı ABD'ye gitme kararınızda?
Açık konuşmak gerekirse bu soruyu sormakla çok iyi ettiniz. Ben soru sorulmadan bu konuda konuşmak istemiyorum. Çünkü öyle konuşunca çok farklı yönlere çekiliyor. Ama evet, Deniz beni çok yüreklendirmişti bu konuda. Ben, biliyorsunuz Deniz'e tacımı devrettim. Biz ondan sonra çok iyi arkadaş olduk. Ve Deniz her gün bana, çok iyi hatırlıyorum yani, her gün "Git buradan" derdi. Benim yurtdışında başarılı olacağıma inanıyordu.
"Yemek getiriyorlar, sırf yeşillik. Fasulyeyi özledim"
Hatta bir ara size küsmüştü de yurtdışına gitmiyorsunuz diye.
Evet, küsmüştü. Bir süre sırf bu yüzden, yurtdışında başarı fırsatını tepiyorum diye benimle konuşmadı. Yani gerçekten Deniz çok cesaret verdi bana. "Git, hissediyorum başarılı olacaksın" dedi her zaman. Oldu yani. Artık oldu. Küsmesin artık bana.
Siz Türkiye'den kime cesaret verirsiniz? Kim gitsin ABD'ye?
Cansu Dere olabilir. Şenay Akay var. Şenay'la konuştuk biz hatta. Ona neler yapması gerektiğini söyledim. Çünkü bir kere o farklı bir tip. Çok "runway" yapabilir diye düşünüyorum. Çok defilede çıkabilir yani. ABD'ye gelecek, ajansıma gideceğiz. Ben de onu "push" etmek istiyorum.
Tip tabii çok mühim ama yeterli mi? Amerika'da modellerin çok disiplinli oldukları söylenir hep. Doğru mu bunlar?
Doğru. Ben orada şaşırdım hakikaten. O kadar enteresan kuralları var ki. Erken uyuyacaksın, yediğine dikkat edeceksin... Bunlar tamam ama dahası var: Çekime gitmeden iki saat önce yemeğini yemiş olacaksın. Çünkü karnının çıkmaması lazım. Bu tür şeylere de dikkat ediyorlar. Buradan çok farklı. Burada defileden önce kulise gidersin; hamburger mi yersin, kebap mı söylersin; hiç önemli değildir. Orada çok önemli. Yemek getiriyorlar sana diyelim, bir bakıyorsun sırf yeşillik, salata!
Oysa siz alışmışsınız Türk yemeklerine... En çok hangi yemeği özlediniz?
Taze fasulyeyi özledim. New York'ta çok güzel Türk restoranları var ama inanın tadı aynı olmuyor. Mutlaka bir fark oluyor. Bir de simit ve beyaz peyniri çok özledim.
Siz ajansın isteğiyle mi kilo verdiniz?
Evet. 54 kiloyum şimdi. Orada herkes çok dikkat ediyor kilosuna. Fazla dikkat ediliyor. Biraz da abartılıyor hatta. Artık o kadar zayıf olmanın anlamı yok. Tasarımcılar da istemiyor öyle çok zayıf model.
ABD'de modellerin disiplinli olması gerekiyor. Ya fotoğrafçılar, editörler?
Onlar da çok profesyonel. Çalışırken bunu hissediyorsun. Amerikan Elle dergisinin çekiminde ben çok heyecanlıydım. O hissimi anlatamam. Dünyanın en iyi fotoğrafçılarından Gilles Bensimon'la çalıştık. Ve moda editörü de yine dünyanın en iyilerindendi. Orada her şey Türkiye'den çok farklı yürüyor. Bir kere çok hızlı. Her şey önceden belli. Editör acaba bunun üstüne ne gider diye orada düşünmüyor. Her şeyi önceden ayarlamış.
"Valla ben dönmeyeceğim. Beş-altı yıl daha oradayım"
Orada çok yoğunsunuz ama burada da yoğunsunuz. Gayet tantanalı karşılandınız. Şu kısa ABD macerasından sonra Türkiye'ye dönseniz çok para kazanabilirsiniz.
Teklifler geldi bile. Tanıtım geldi, defile geldi bir sürü. Evet, burada kalsam daha çok para da kazanabilirim. Ama açıkçası ben önce kariyer düşünüyorum.
Buradaki ortamı, ilgiyi görünce "Acaba dönsem mi?" diye düşündünüz mü? Kontratınız ne zaman bitiyor?
Kontratım bir yıllık. Ama valla ben dönmeyeceğim ya. Benim düşüncem belki beş-altı yıl daha orada kalmak. Hedeflerim var. Güzel bir kariyer istiyorum. Bir Elle dergisi yaptım, ekimde Vogue yapacağım, ileride daha güzel şeyler yapacağım. Dünyaca tanınan bir model olmak istiyorum tabii ki.
Amerika'da Türk olmak modellik açısından avantaj mı, dezavantaj mı?
Avantaj. Egzotik buluyorlar. Orada herkes sarışın, renkli gözlü. Doğal olarak esmer insanları egzotik ve enteresan buluyorlar. Türkiye'yi de çok seviyor Amerikalılar. Beni önce Brezilyalı sanıyorlar. Sonra Türk olduğumu duyunca hemen "İstanbul, Galatasaray, Tarkan..." diyorlar. Türkiyeliyim diye hiç olumsuz bir tepki almadım. Bir de ben şöyle düşünüyorum: Ben orada en başta Türk kızıyım. Türkiye'yi temsil ediyorum. Ve ilk defa bir Türk kızı modellik yapıyor ABD'de. Bugün Amerikan Elle'de Türk kızının çıkması, birçok insanın Türkiye hakkındaki düşüncelerini değiştirir diye düşünüyorum. Öyle değil mi?
Öyledir herhalde. Türk olduğunuzu öğrenince "İstanbul, Galatasaray, Tarkan" dendiğini söylediniz. Yakında Süreyya Ayhan da diyecekler. Bir de Guzi Duran densin mi?
Densin tabii. Densin...
"Amerika'daki sistem Türkiye'de olsa, magazinciler sayesinde dolar milyoneri olmuştuk"
Arkadaş edindiniz mi Amerika'da? Diğer modellerle ilişkileriniz nasıl?
Çok iyi. Beni çok seviyorlar.
Öyle mi? Niye? Yani...
(Gülüyor) Niye olmasın canım? Ben sevilmeyecek biri miyim? İngilizceyi yeni öğrenmeye başladığım için, aksanlı da konuşuyorum ya, çok hoşlarına gidiyor. O yüzden devamlı beni konuşturmak istiyorlar. Bir de bana sürekli Türkçede "thank you" ne demek; o, ne demek; bu, ne demek diye soruyorlar. Sonunda "Aa ben buraya Türkçe öğretmeye mi geldim, İngilizce öğrenmeye geldim" diyorum. Çok şekerler. Çok iyi aram. Dışarıda da görüşüyoruz. Yemeğe gidiyoruz birlikte.
Buradaki modellerden daha disiplinli olduklarını söylediniz. Peki ya insan olarak, arkadaş olarak Amerikalı modellerle Türkler arasında fark var mı?
Fark... Sadece şu fark var diyebilirim: Biliyorsunuz, bizim piyasada kıskançlık çok önde bir şey. Ve biz bunu burada belli eden insanlarız. En basitinden magazin programlarındaki o kavgalardan örnek verebilirim. Belki o insanların da içinde kıskançlık var ama bunu belli etmeyecek kadar cool'lar.
Ya magazin basını?
Oradaki magazin çok ayrı. Bir kere şöyle bir şey var. Ağzından çıkmayan en ufak bir şey yazarlarsa ya da TV'de senin izin vermediğin bir görüntü gösterirlerse, direktman dava açıp milyon dolarlar alabiliyorsun. Amerika'daki o sistem Türkiye'de olsaydı, biz herhalde şu anda dolar milyoneriydik. Çalışmamıza gerek yoktu. Bir de gerçekten magazin orada daha seviyeli. Kim kiminle beraber, bunu veriyor ama ciddi veriyor, basitleştirmiyor.
Siz hiç çıktınız mı magazin basınına?
Yok, hayır. Henüz değil. Sadece Avrupa-Amerika Fashion TV ile röportaj yaptım. Şu an görüntülerim gösterilmeye başlamış, Guzi Duran, 1.83 boyunda diye... Güzi diyorlar ya bana. Ama onun dışında magazin basınına çıkmadım. Bakalım, kısmetse belki o da olur.
|
|


|