06 Eylül 2003 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   



   
Irak'ta istikrar için...

       
    Irak Lübnan'laşacak mı? Afganistan'laşacak mı? Vietnam'laşacak mı? Güncel sorular.
    Lübnan biliniyor. 1970'lerde iç savaş cehennemine yuvarlanmıştı. Washington'un müdahale niyetleri, 1983'te tek bir terör eyleminde 241 Amerikan askerinin ölmesiyle noktalanmış ve ABD anında Lübnan'ı kaderiyle baş başa bırakarak çekilmişti.
    Afganistan'daki on yıllık kanlı Sovyet işgalini ise Amerikan desteğindeki Cihat sona erdirmişti. Şimdi başta Suudi Arabistan, İran ve Suriye'den sızdıkları söylenen radikal İslamcılarla, 'El Kaideciler'le Irak'ta da Amerikan işgaline karşı silahlı yeşil bayraklar gitgide daha çok dalgalanacak diyenler var.
    'Vietnam bataklığı'nda Amerika'nın 1970'lerde uğradığı yenilgi de şu günlerde sık sık anımsatılıyor.
    Ve soruluyor:
    Irak'ta hangisi yaşanacak?
    Üst üste korkunç terör eylemleri, sokaklarda kol gezen korku ve güvensizlik, doğru dürüst yanmayan elektrikle akmayan sular ve gitgide büyüyen iktidar boşluğu ister istemez Irak'ın yakın geleceğini soru çengeline asmış durumda.
    Durum fazlasıyla belirsiz.
    Irak insanı - Kuzey'de Kürtler hariç - şaşkınlık içinde. Kime, hangi güce güvenebileceğini bilemiyor.
    Mayıs ayının ilk yarısında Irak'ı güneyiyle kuzeyiyle iki hafta boyunca gezmiştim. Geçen üç buçuk ayda durumun iyiye değil daha kötüye gittiği görülüyor.
    Zamanla Irak'ı kanlı bir iç çatışmaya çekebilecek tehlikeli gelişmeler de uç vermiş durumda. Patlayan bombalarla Şii'yle Şii'yi, Sünni'yle Şii'yi, Sünni Arap'la Kürdü birbirine düşürebilecek kanlı oyunların derinleştiği dikkati çekiyor.
    Amerika bu tuzağa düşebilir mi?
    Kimilerine göre düştü bile.
    Durumun parlak olmadığı açık. Ama 'Vietnam bataklığı'ndan, 'Lübnanlaşmak'tan söz etmek için henüz vakit erken... Her şeyden önce Amerika'nın Irak'ı kendi kaderiyle baş başa bırakıp çekip gitmesi yakın ihtimal değil.
    Çünkü, böyle bir yenilgiyle arkasında bırakacağı kaos ve istikrarsızlık batağında, bütün Ortadoğu'yu allak bullak edecek İslamcı radikalizmin, El Kaide'ci köktendinciliğin güçleneceğini herkes biliyor. Irak'ta şiddet ve anarşiden başka hiçbir gücün dolduramayacağı bir istikrarsızlık çukurunun kendisi için de, Batı için de ne büyük bir tehlike olduğunu görüyor Amerika...
    Ayrıca Şii olsun, Sünni olsun, Kürt ya da Türkmen olsun Irak insanının büyük çoğunluğu da böyle bir kanlı kaosta yaşamayı istemiyor. Irak'ta dolaşırken bu duygu ve düşüncenin özellikle sokaktaki adam tarafından açıkça ifade edildiğine tanık olmuştum.
    Bundan sonra ne gelebilir?
    Amerika'nın savaş sonrasını doğru dürüst düşünmediği, planlamadığı çoktan ortaya çıktı. Irak'ta yalnız rejim değil, devlet çöktü.
    Amerika bunu seyretti.
    Anlamını tam kavrayamadı.
    Özellikle Baas Partisi'nin devlet ve toplum düzeninde nasıl derinlere indiğini göremedi. Mayıs başında Bağdat'tayken Teknoloji Üniversitesi'nden bir profesörün dediklerini anımsıyorum:
    "Baas Partisi'ni bu kadar dışlamak olmaz. Birçok insan partiye girdi, ille de Saddam'ı, rejimi sevdiğinden değil. Kendilerini, işlerini korumaya almak için Baas üyesi oldu. Şimdi bütün Baas üyelerini, siviliyle, polisiyle, askeriyle dışlarsan, orduyu bütünüyle lağvedersen, yani bütün bu insanların ekmeğini ellerinden alıp işsiz bırakırsan, sonra ne yapabilirsin ki? Suyu akıtan, elektriği yakan, sokakta asayişi sağlayan, petrolü akıtan onlardı."
    Bu sözlerde gerçek payı var.
    Amerika bunu hesaplayamadı.
    Şimdi Amerika ne yapmalı?
    Bir şey çok açık:
    Amerika'nın Irak'ta artık tek başına kovboyluk yapması olanaksız. Ülkeye daha çok asker de yığsa bunun olamayacağı anlaşılıyor. Irak'ta istikrara gidişin iki yolla daha çok hızlanacağı söylenebilir.
    Birincisi:
    Iraklıların ülke yönetimine daha çok katılmaları ve daha büyük sorumluluk almaları... Ve bu sürecin daha kısaltılması...
    İkincisi:
    BM'nin devreye girmesi...
    Bu iki açıdan son zamanlardaki gelişmeler olumlu. Amerikan yönetiminin hem Irak'ı daha çok Iraklılara bırakmak, hem de Birleşmiş Milletleri Irak'a daha çok çekmek için hazırlandığı anlaşılıyor.
    Irak'ta kaos ve istikrarsızlık, ne Irak'ın ne Ortadoğu'nun, ne Amerika'yla Avrupa'nın, ne de Türkiye'nin işine gelir. Irak'ta istikrar ve düzen için el ele vermek ve işbirliği yapmaktır aklın yolu...
    Yarın da bu konuya devam.
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
Irak'a asker?

Çetin ALTAN
Eylül yağmurları ve Miki Fare

Melih AŞIK
Berlin dönüşü

Fikret BİLA
ABD mi konuşuyor, KDP mi?

Hasan CEMAL
Irak'ta istikrar için...

Güneri CIVAOĞLU
Nemrut, eşek, piyano

Abbas GÜÇLÜ
Okullar açılıyor ama...

Mehmet Y. YILMAZ
Genç nüfusumuz 'işlenmesi gereken' bir maden

Meliha OKUR
Irak ihracatı rekor kırıyor

Derya SAZAK
Filler ve çimenler

Meral TAMER
Yabancı yatırımın dörtte biri Lüksemburg'dan!

Ece TEMELKURAN
'Biz koyun değiliz!'

Tamer HEPER
Neresi doğru ki!

Güngör URAS
Karaman'da elma kadar para var

M. Ali BİRAND
Irak neden Türk istemiyor?