|


Okullar açılıyor ama...
İlk, orta ve yükseköğretim kurumlarında kayıt maratonu devam ediyor. İyi okullara kayıt şansı bulanlar sevinçli. Ama ya diğerleri? Sanki evlerinde matem var.
Üniversiteyi kazanamayanların, istediği fakülteye giremeyenlerin yüzünden düşen bin parça. Sayıları çok az olan iyi ilk ve ortaöğretim kurumlarına kayıt yaptıramayanların durumu da farklı değil. Onlar da aradığını bulamamanın hayal kırıklığı içerisindeler.
Koca İstanbul'da binlerce okul içerisinde velilerin iyi diye peşinde koştuğu okul sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Oysa her ilçede cazibe merkezi haline gelen en az 8, 10 okul olmalı. Sonra da sayıları giderek artmalı. Başka türlü eğitimin sorunları çözülmez...
Milli Eğitim Bakanı Çelik, üniversiteler için önerdiği sosyal konseyi, öncelikle kendi okulları için düşünmelidir. Her ilçede, o kentin ileri gelenlerinin katılımı ile oluşturulacak eğitim konseyi ya da sosyal konsey, o ilçedeki okulları, kentin en iyi okulları yapmak için yarışmalı ve bölgelerindeki çocukların başka ilçelere kaçmalarını önlemelidir.
AKP iktidara geldiğinden beri eğitimde yerinde yönetimden bahsediyor. Ama arkası bir türlü gelmiyor. Eğitimde köklü bir reformun ilk ayağı; işte bu sosyal konseyler olabilir. Her ilçe, kendi mahallindeki okulları iyileştirse, Türkiye'nin eğitim sorunu 5 yılda çözülür. Ama maalesef bu konuda ciddi bir çaba yok...
Sadece servis ücretlerine harcanan paralar ile o ilçedeki okullar, gidilen uzaktaki okullardan çok daha iyi noktaya getirilebilir. Siz hiçbir belediye başkanı, kaymakam, ilçe özel idaresi ya da başka bir kurumun veya kurulun, kendi beldelerindeki okulları iyileştirmek için kampanya başlattığını gördünüz mü? İstisnalar hariç evet demek çok zor.
Hemen her bakan göreve geldiğinde önce okuma yazma, ardından da okul yapın kampanyası düzenler. Ama ne ardı gelir ne de arkası. Yapmış olmak için yaparlar o kadar. Zaten bu sadece bakanla olacak bir iş değil. Yerel bazda olmalı bakan, başbakan, cumhurbaşkanı da destek çıkmalıdır.
Eğitim seferberliği, kaymakam ve belediye başkanlarının asli görevi olmadır. Halktan oy isterken de, terfi ettirilirken de eğitim alanında gösterilen başarılar, önemli bir kriter olmalıdır. Yoksa bu ülkede eğitimden ve kalkınmadan söz etmek hoş bir seda olmanın ötesine geçmez.
Hemen her ilçede her okulda en iyi okul bizim okul kampanyası başlatılmalı ve bu konuda artılar, eksiler masaya yatırılmalıdır. Böyle bir öneriye; pek çok okuldan, derslerimizin yarısı boş geçerken, 70, 80 kişilik sınıflarda ders yaparken, eğitimde kaliteyi nasıl yakalarız yönünde tepki geleceğini biliyorum. Onlara önerim, yerel yöneticilerini sıkıştırmaları. Onlar da daha üst makamları ve velileri devreye sokarak bu soruna çare üretmek zorundalar. Başka çaresi yok. Eğitimin Ankara'dan düzeltilmesini beklemek, yeni hayal kırıklıkları yaratmanın ötesinde hiçbir şey kazandırmaz.
Özetin özeti: Eğitimde yerel seferberlik ilan etmeden, kaliteyi yakalamak mümkün değil. Anne, babalar, gençler, eğitime gönül verenler, eğitimde kaliteyi uzakta değil yakında aramalıdır. Taşın altına, hem kendileri el koymalı hem de kendilerini oy deposu olarak gören siyasilere, en iyi okulu yaratmak için lokomotif misyonu yüklemeliler...
aguclu@milliyet.com.tr
|
|

|