|


AB ile ABD, Cancun'da tam uyum içinde
Cancun'daki yalan rüzgârında, "serbest ticaret" adı altında Batı yek vücut olarak, yoksul ülkelerin boğazlarına biraz daha basmaya çalışacak
Kim demiş Irak Savaşı sonrasında ABD ve Avrupa Birliği arasında bir daha onarılamayacak derin görüş ayrılıkları oluştu diye?
Kim demiş Batı olarak bütünsel bir kavramın kalıp kalmadığı tartışılmalı diye...
İşlerine geldiğinde -daha doğrusu işin ucu paraya gelince- Batı, ABD'siyle ve Avrupa Birliği'yle yek vücut olarak; gelişmekte olan ülkelerin karşısına kapı gibi dikilebiliyor.
Yalan rüzgârı gibi
Dünya Ticaret Örgütü DTÖ'nün bugün Meksika'nın Cancun kentinde başlayacak zirvesi, eminim bir zamanların en ünlü TV dizisi Yalan Rüzgârı'na bile taş çıkartacak. 11 Eylül şokunun hemen ertesinde (2001 Kasım'ında) Katar'ın başkenti Doha'da toplanan DTÖ Zirvesi'nde zengin ülkeler, o günkü ruh hali ve de can havliyle yaptıkları vaatlerin hiçbirini tutmadılar. Vaatlerini tutmadıkları yetmiyormuş gibi, yoksul ekonomileri tamamen teslim alma üzerine yeni dayatmalar Cancun'da birbiri ardına ortaya dökülecek.
Ne vaat etmişti zengin ülkeler Doha'da?
1) Kalkınmış ülkelerin kendi tarım ürünlerinde sağladıkları, günde 1 milyar dolara yaklaşan sübvansiyonun büyük ölçüde azaltılması.
2) Gelişmekte olan ülkelerin tekstil gibi ihracat potansiyeline sahip bulunduğu ürünlerde korumanın ve anti - damping uygulamalarının hafifletilmesi.
3) Patent uygulamalarına; yoksul ülkelere ucuz ilaç sağlanmasını mümkün kılacak şekilde istisnalar getirilmesi.
Doha'daki vaatler
Doha'da yapılan vaatler, 31 Mayıs 2003'e kadar yazılı metin haline getirilmiş olacaktı. Ne var ki 31 Mayıs yaklaşırken zengin ülkeler, hazırlanmakta olan yazılı metni kelime oyunlarıyla kendilerine yonttular. Sonra da "Bir metin üzerinde anlaşma sağlanamadı" diyen Avrupa Birliği, ABD ve Kanada, bugün Cancun'da görüşülmek üzere yeni bir metin hazırladılar.
Sıkı durun! Çünkü bu yeni metin, az gelişmiş ülkelerin avantajlı olduğu mallarda ihracatın önünü açmak şöyle dursun, zengin Batı'dan yoksul ülkelere ihracatı daha da kolaylaştırmak üzere dizayn edilmiş. Ve şaşıracaksınız ama, en yoksul ülkelerin gümrükleri en fazla indirmesini öngörüyor.
İngiliz The Guardian gazetesi yazarı George Monbiot'un 2 Eylül tarihli makalesinde belirttiğine göre yeni metin, Bolivya ve Kenya gibi en yoksul ülkelerin gelişmiş ülkelerden ithalatta gümrüklerini % 80 indirmelerini öngörürken, Avrupa Birliği ülkeleri için gümrük indirim oranını % 28, ABD için % 24 ile sınırlıyor!
Kimin yararına?
Monbiot yazısında, Oxfam'ın yayınladığı son rapordaki ilginç rakamlara da yer vererek diyor ki: "Yeni rapora göre bir ülke ne kadar yoksulsa, ürünlerini ihraç etmek için ödeyeceği vergi de o kadar yüksek. Örneğin ABD; İngiltere'den, Japonya veya Almanya'dan yapacağı ithalatın sıfır ya da % 1 gümrükle ülkeye girmesine izin verirken, Bangladeş, Kamboçya ya da Nepal'den ABD'ye ithal edilecek mallarda gümrük oranını % 14 - 15'e yükseltiyor. İngiltere'de de durum farklı değil. Sri Lanka ve Uruguay'dan İngiltere'ye ithal edilen mallar, İngiltere'nin ABD'den ithal ettiklerine göre 8 kat daha yüksek gümrük vergisine tabi. En yüksek gümrük de tarım ürünleri ve tekstil gibi az gelişmiş ülkelerin ticari avantajlarının en yüksek olduğu sektörlerde uygulanıyor."
Seattle ve Doha'da olduğu gibi Cancun'daki DTÖ Zirvesi'ndeki şampanyalı resepsiyonlarda da hiç kuşkusuz yoksulluk sınırının altında yaşayan aç çoğunluğun ihtiyaçlarının nasıl giderileceği konuşulacak, yoksul ülkelerdeki halkların kurtulmasına yardımcı olunması için güya çalışılacak. Ama karar metninin satır aralarında zengin Batı'nın az gelişmiş dünyaya nasıl daha fazla mal satabileceğinin ipuçları yer alacak.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|