|


Telememleket!
Gülben Ergen'in gizli kasetleri çıkmış ortaya, dün Milliyet'in manşetinde Erdal Kılıç'ın özel haberiydi. Biz de Milliyet TIR'ıyla dolaştığımız Anadolu'dan yeni geldik, malum. Bu sebepten şimdi oturup "Anadolu'nun gündemi bu değil. Televole kültürü çok fenadır" şeklinde bir baş muallime yazısı yazmam beklenebilir. Oysa vaziyet öyle değil. Evet, Türkiye'nin gündemi bu! Şu anda açlıktan ağzı kokan bir sürü insan oturup bu meseleyi konuşuyor Anadolu'nun havasız işsiz kahvelerinde. Evet, gözlerini dört açmış, sonsuz bir "Yalan Rüzgârı" bereketiyle süren dedikodu programlarını izliyorlar. Yalnızca TIR onlara yanaştığında öfkeleniyorlar bu programlara, yalnız biz sorduğumuzda dertlerini bir bir sayıp ondan sonra da muhtemelen sadece bir günlüğüne gazetenin "ciddi" sayfalarını dikkatle okuyorlar. Bunu geçen yıl TIR'a gelen genç kızların "Abla sen hangi dizide oynuyorsun?" demesiyle anlamaya başlamıştım. Gazeteci olduğumu söylediğimde ise aniden magazin kültüründen dert yanmaya giriştiklerinde durum daha da bir netleşti.
Memleketin selülit problemi
Nedeni odur, şudur, budur; ayrı konu. Ama durum bu: Memleketimiz kendi açlığını, güdüklüğünü nasıl halledeceğinden ziyade, Seren Serengil'in Gülben Ergen'e "Zamanında benim çantamı taşıyan biri bugün buralara geliyorsa benim evde oturmamam lazım" diye haykırışına filan dikkat kesiliyor. Kendine bakmak istemeyen insanlarla dolu bir toprak bu; hep başkalarına bakarak hallerini unutmak isteyen... Bu yüzden fotoğraflar yaratılmak zorunda durmadan. Yeni yüzler ve yeni görüntüler...
Memleketin supapları
Çocuklar geliyor, erkenden büyüyüp ihtiyarlamış çocuklar. Kendi parasını kazanmak zorunda olan, bunu hak etmediğini bilmeyen çocuklar. Öyle hikâyeler dinliyoruz ki Milliyet TIR'ında, onlar isyan etmedikçe misal benim isyan edesim geliyor. Öyle hikâyeler ki bunlar, insanların neden isyan etmediklerine isyan edesiniz geliyor hatta. Ama sonra durup bakıyorsunuz...
Diyarbakır'a bir market açılışına Nez geliyor mesela. İnsanlar hücum ediyor ona bakmaya. Kalçalar kıvrılıyor, dişler kuru ekmekte bileniyor o sıra.
Vaktiyle Hüsamettin Cindoruk'a bir soru sormuştum da cevaben şöyle demişti:
"Sen daha gençsin. Hoş ben ihtiyarım, ben de anlamıyorum ya... Bu memleketin emniyet supapları vardır. Patlamaz!"
Milliyet TIR'ıyla üç yıldır Anadolu'da dert dinliyorum. Ondan önce de bir 10 yıllık muhabirliğim var, Türkiye'nin he ryerinde haber yaptım. Daha bu emniyet supaplarını bulamadım ve her geçen gün de daha da anlamaz hale geliyorum.
Sonra işte Gülben Ergen ağlayarak Emniyet'e gidip ifade vermiş...
ecetem@hotmail.com
|
|

|