17 Eylül 2003 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   


Akşam yemeği

    BİR NEO-LEVANTEN'İN NOT DEFTERİNDEN / DONATELLA PİATTİ
   
    Önümde süt kuzusu misali, sesi soluğu çıkmadan duruyordu. Gerçekten üzgün görünüyordu. Bronzlaşmış teni, mavi gömleği ve şakaklarına düşmüş gri saçlarıyla çok hoş bir görünüşü olmasına rağmen yorgun ve moralsiz gözüküyordu.
    Bana "Haydi birlikte bir şeyler yemeğe gidelim" deyince, yolunda gitmeyen bir şeyler var herhalde diye düşündüm. Öyle ki, karşımdaki arkadaşım klasik Don Giovanni modelinde, son derece zengin, her zaman aktif, her gecesi yeni kadınların gönlünü fethedebilmek için katıldığı partiler ve "safari"lerle meşgul ve özellikle sanki dünyevi problemler onun yakınından bile geçmiyormuşçasına her zaman neşeliydi.
    "Olmuyor... Kadınlarla... artık olmuyor" dedi.
    Farkında olmadan ağzımdan çıkan "Erkeklerle denedin mi?" esprisine hiç gülmediği gibi, onun rahatsız olmuş bakışını görünce durumun ciddi olduğunu ve şakalaşmak istemediğini anladım.
    Bu durumda problemin; dünyadaki belli bir yaşa gelmiş tüm erkeklerin ereksiyon sırasında "küçük sıkıntılar" yaşadıklarında krize giren, sıkıntı duyan ve güçlerini kaybetme fikriyle gerçek panik yaşayanlarınkine benzer bir şey olduğunu düşündüğümden, bıyık altından gülüşümü gizlemeden "Nasıl olmuyor yani?" diye sordum.
    O anda bana dehşetli bir bakış fırlatarak "Ne demek istiyorsun? Problem senin anladığın şey değil... Sadece beni etkileyen ve bana uygun bir kadın bulamıyorum" dedi.
    Konuştukça onu daha merakla dinlemeye başladım.
    "Düşünsene... Gerçekten hoşuma giden kızlar hep yaşça çok genç, canlı ve tasasız olanlar... Tabii ki bir süre sonra yuva kurmak ve çocuk sahibi olmayı hayal ediyorlar. Ben bir daha evlenir miyim hiç! Hem benim zaten üç tane çocuğum var."
    Ben de tüm saflığımla hemen ekledim tabii: "Ve iki de torun..."
    Benim küçük kışkırtmalarıma kulak asmadan sözlerine devam etti:
    "Allahtan, 35 yaşın üstündekiler evlenmek istemiyorlar ama çocukları ve işleri ile ilgili bir sürü problemleri var. Ve sen de tahmin edersin ki ben, problemsiz ve ekonomik özgürlüğü olan kadınlardan hoşlanıyorum. Geçindirmem gereken biriyle evlenir miyim hiç!"
    Onun uç noktalardaki "tutumlu" doğasını bildiğimden "Tabii, tabii" diye ekledim. Kendi "problemleri" ile bütünleşmiş, beni neredeyse hiç dinlemiyor gibiydi.
    "Kendi yaşıtın, biraz daha olgun olanlar arasından bir kadın aramayı denedin mi? İşinde kendini kanıtlamış, çocukları çoktan büyümüş, beyinleri ve kalpleri zarafetle zenginleşmiş birçok kadın var." Bu sefer elektrik çarpmışçasına sandalyesinde irkildi.
    "Sen deli misin? Onları hayat kaşarlaştırmış. Hem sonra vücutlarının diriliğini kaybediyorlar... Menopoza giriyorlar... Aman aman, Allah korusun. Boşversene!"
    Bu sefer onun yaşıtı olan ben, elektrik akımını vücudumda hissettim ama fevri ve mücadeleci karekterimin bana izin verdiği ölçüde kendimi tutmaya çalıştım. Tabii ki o anda "Çirkin sinek b..., görgüsüz, cahil adam, pis narsisist. Sen kendini ne sanıyorsun?" düşüncelerimi frenleyemiyordum. Sonra olgun olmanın bana öğrettiği bilgelikle son derece anlayışlı bir havaya bürünerek sesimin tonunu alçalttım. Sonra da erkeklerin çok hoşuna giden anne şefkatiyle yüklü, tatlı bir renk verdim sesime... Ve gözlerinin en derin yerine bakıp fısıldadım:
    "Seni çok iyi anlıyorum! Neden ömrümüzün son yıllarını vücutları ve suratları pörsümüş yaşlılarla geçirelim ki? Seni çoook iyi anlıyorum."
    "Anlaşıldığına" sevinmişti.
    Sonra ona doğru eğildim, gözlerinin tam içine bakarak metalik bir sesle konuştum:
    "Sen, bu kadar genç adam ortalıklarda dolaşırken hiç kendi kendine neden bu güzelim, hayat dolu genç kızlar babaları yaşında bir adama ilgi duyuyorlar diye sordun mu?" Endişeyle bakıyordu.
    "Para için sersem... Senin paran için! Yoksa hepsinin, Andropoz Nedeniyle Öfkeyle Karışık Hayal Kırıklığı Yaşayan Erkekleri Rehabilitasyon Vakfı'na yazılmış genç gönüllüler olduklarına mı inanıyordun?"
    Hayır, bence o geceyi hiç güzel hatırlamayacak. Gecenin sonunda gelen yüklü hesabı da ona ödettiğimi söylemeden geçemeyeceğim!
   
    donatellapiatti@hotmail.com
   
   

YAŞAM


İlk kez bir Türk Emmy ödülü aldı
Rapor işkencesi!
İki kuşak sonra kanser tamam!
Üç aylık maaşa karşı 3 can aldı
Ambulansta içki âlemi
Başka ülkeden hastaneye daha çabuk geldi!
Irak'ın rövanşını İsabel mi alacak?
11 Eylül'ün şairi Aziz Doğdu oldu
Fuhuşa sürüklendi
70'inde barış için 'kesildi'
Bu da alkollü servis şoförü
İşadamı öldürüldü
Uyuma şekliniz sizi ele veriyor
Karayemiş, her derde deva
"Yaz geçer, yine gelir"
Akşam yemeği
Kadın dediğinin ruh çalkantısı bol olur!