|


Nuri Alço ve anî eylemler!
Yurtdışında yeni bir eylem biçimi var bir süredir. Biraz magazinleştirilerek sulandırılsa da "flash mob" protestocular için hâlâ çekici. İnsanlar kişisel iletişim araçlarıyla, gizlice birbirlerine ulaşıp belli zamanda, belli bir yerde buluşmayı kararlaştırıyorlar sadece. Diyelim ki saat 17.45'te tren istasyonunda, birbirinden habersiz kişiler buluşuyor. Çoğunluğu birbirini tanımayan kişiler saat 17.46'da aniden yere yatıyorlar. Eylem, 5 dakika sürüyor misal. Sonra eylemciler bir anda sessizce dağılıyor.
Türkiye için iyi bir eylem biçimi olabilir mi? Polisin sert müdahalesinden yırtmak için evet. Ama eylemin gerektirdiği dakiklik açısından... Zor! Belki de bir önceki günden "Saatinizi TRT'ye göre yeniden ayarlayın!" diye bir uyarı da geçmek gerekir eylem çağrısıyla birlikte... Yine de misal ODTÜ'lülerin okullar açılınca böyle bir şey yapacağını tahmin eder gibiyim, laf aramızda! Niyeyse artık?!
Nuri Alço solcu mudur?
Diğer yandan "yerli eylem biçimleri" icat etme konusunda bayrağı gitgide yükselten bir grup zaten mevcut, şükürler olsun:
Nuri Alço Revival! NARO! (Nuri Alço Diriliş)
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim:
Mühim adamların öğle yemeklerine çağırdığı köşe yazarlarından biri olamadık. Fakat Nuri Alço Revival örgütünün takdir ettiği tek köşe yazarı olmayı başardık. Sağ olsunlar!
Neyse...
Geçtiğimiz günlerde "2. Yıl İfade Çılgınlığı Kutlamaları" düzenleyen NARO, dört çekirdek üyesiyle temsili kurtuluş yürüyüşü yaptı. Onları kimse görmedi. Ama örgütün (!) diğer üyeleri söylenen zamanda, malum yere gittiklerinde yine o yazılarla karşılaştılar:
"Nuri Alço sanat için soyundu, Nuri Alço tropikal bıyık, Nuri Alço Nobel sahibi!"
Diyeceğim şudur:
NARO'nun haberi var mı bilemiyorum, ama yakın zamanda gezmiş olduğum memleketin ücra köşelerinde o yazıları gördüm. Kırşehir'de, Karaman'da, Aksaray'da, Bingöl'de ve o uzak şehirlerde işte, Nuri Alço Revival'ın isimsiz neferleri var.
Eylemin keyfi
Daha ağır, aklı başında bir şeyler diyecek olursak, NARO sanal alemde başlayan ama şehrin duvarlarındaki yazılarla, elle tutulur, somut hale gelen bir "gençlik gettosu" sayılabilir. Türk filmlerindeki artık "komikleşmiş" bir klişe üzerinden adlandırılmıştır ve temelde hiç ama hiçbir anlamı yoktur. Bu, herhalde içinde debelenip durduğumuz anlamsızlığın bir ifadesidir ve ikinci yıl kutlamalarının başlığının "ifade çılgınlığı" olmasının nedeni de herhalde bu anlamsızlıktır. NARO'yu ve eylem biçimlerini yaratan buralı kültürdür. Bu kültür tarafından biçimlendirildiği için NARO, keyif vericidir. Bir eylemin keyif vermesi ise müthiş önemlidir. Türkiye'nin şimdiye kadar en kitlesel anlamda sahiplendiği eylemlere bir bakın: Bir dakika karanlık eylemi, savaş karşıtı eylemler... Hepsinde orada, o anda, diğerleriyle birlikte olmanın keyif verici bir yanı vardı, vardır. Bu, "adanmanın", "kurban olmanın" kendinden geçişi değil, insan olmanın en naif, en oyuncu, en neşeli haliyle orada bulunmakla ilgilidir. Herhangi bir eylemlilik, protesto veya örgütlülük, olumlu ve keyifli bir kültür yaratmakta başarılı olduğu, şeklini buralı bir kültürden aldığı oranda kitleselleşebilir ve var olabilir. Bu konuda NARO, "Allahım bize ne oluyor?" diyen Sol için öğretici olabilir. Ve bu söylediklerim ciddidir!
ecetem@hotmail.com
|
|

|