20 Eylül 2003 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Tatilde...

       
    Üç şeyi özlemişim:
    Biri karanlık...
    Şairin "En utangaç aşığın dilini çözer" dediği o canım karanlık...
    Kainatın aslında nihayetsiz bir zifiri kuyu olduğunu ancak yakamozlu bir gece, gökle deniz birleşince anlıyorsunuz.
    O telaşlı hayat, ışıklı makyajını silip siyahi kostümü içinde, dupduru yerleşiyor gökyüzüne...
    Bütün lambalar sönünce parıldıyor yıldızlar, tıpkı sahte ahbaplar ortalıktan çekilince çıkagelen gerçek dostlar gibi...
    Yorgun bir güz arifesinde, çakmak çakmak bir gökkubbenin eteğine sereserpe serilince, başına üşüşen yıldızların çapkınca göz kırpıştırmasında, neşeyle sonsuzluğa kaymasında huzur buluyor insan...
    Küçülüyor, zifiri kuyunun dibinden fezayı süzünce...
    Rütbeler manasızlaşıyor, onca yıldızı bir arada görünce...
    Ötesi...
    ...uçsuz bucaksız bir ebediyet hissi...
    ***
    Üç şeyi özlemişim:
    Biri sessizlik...
    Ummanın kıyısında bir kuytuya saklanıp doğanın sesine kulak verin hele; işitin bir teknede tembel tembel gerinen ahşabın gıcırtısını, düzenli aralıklarla küpeştenin paçalarına dolanan dalgaların şapırtısını, açlıktan vakitsiz öten bir horozun vaveylasını, bir dağ keçisinin yardım isteyen çığlığını, rüzgarın ansızın hırçınlaşan ıslığını...
    Issızlığın dinginliğini...
    Seher serinliğinde güneşle randevulaşın.
    Şaşırsın kulaklarınız için bu sükut molasından...
    Tuhaf olan şu ki; gürültünün sustuğu yerde vicdanın sesi konuşmaya başlıyor, bazen hiç hoşa gitmeyen şeyler fısıldayarak...
    Gönüllü katlandığımız onca patırtının altında, o iç sesi bastırma gayretinin yattığına inandırıyor insanı...
    ***
    Üç şeyi özlemişim:
    Biri derinlik...
    Bunca sığlığın ardından yerkürenin dip yamaçlarına salkım saçak süzülen suların derinliği...
    Işıklı huzmelerin tuttuğu fenerin rehberliğinde denizin serin sessizliğinde keşfe çıkmanın doyulmaz keyfi...
    Bir çift minik ayağı önüne katıp, ona hem güven hissi verecek yakınlıkta, hem özgüvenini zedelemeyecek uzaklıkta durarak balıklarla yan yana yüzmenin, korkuyla karışık bir merak içinde deryayı kulaç kulaç gezmenin inanılmaz hazzı...
    Sonra akşam çöktüğünde aynı derinliği bir dost sofrasında yakalamanın, gündelik kent sohbetlerinin uçuculuğuna inat, doyasıya dertleşebilmenin o güzelim tadı...
    ***
    Tatildeki üç günümde, yılın yorgunluğunu üç şeye gömdüm:
    Biri derinlik, biri sessizlik, biri karanlık...
    Sonra yeniden şehre döndüm.
    Merhaba sığlık, kalabalık, ışık!..
   
    can.dundar@e-kolay.net
   
   





Taha AKYOL
Üniversite ve öğrenci

Çetin ALTAN
"Homo homini lupus", insan insanın kurdu mu?

Melih AŞIK
Bağdat bir iki...

Fikret BİLA
TÜSİAD ve asker

Hasan CEMAL
Barış sadece ölüler için mi?

Güneri CIVAOĞLU
'kaybet - kaybet'

Can DÜNDAR
Tatilde...

Abbas GÜÇLÜ
TÜBİTAK'ta neler oluyor?

Sami KOHEN
İlke mi, çıkar mı?

Mehmet Y. YILMAZ
Rüzgârlığı anlat bana...

Hasan PULUR
Kaşınma işaretleri!..

Erdoğan SAĞLAM
Enflasyon muhasebesi tasarısı Meclis'te

Derya SAZAK
TÜSİAD'ın Çeşme mesajı

Meral TAMER
Bir yeni muhafazakâr fıkrası

Güngör URAS
Yaylalarda hayvan yok villa var

M. Ali BİRAND
İngiltere maçı beni korkutuyor