'IMF'yle 2005'e kadar sürer mi?' tartışması
ABD kredisinin iki şartından biri olan "güçlü ekonomik politikalar" maddesi, IMF ile yeni bir anlaşma yapılmasını ya da mevcut düzenlemenin sürmesini zorunlu kılabilir
AHMET ERHAN ÇELİK
ABD Hazinesi'yle yapılan 8.5 milyar dolarlık kredi anlaşması hem zamanlama, hem de içerik açısından birçok belirsiz unsur barındırıyor. Anlaşmayla birlikte IMF şartlarına bir de Amerikan şartları eklendi. Cevabı aranan gündemdeki sorular şöyle:
IMF'ye Amerikan koruması: Amerikan kredisinin iki koşulundan biri Türkiye'nin "güçlü ekonomik politikalar" yürütmesine bağlandı. Güçlü politika tanımı kredi sözleşmesinde yer bulmadı. Edinilen bilgiler ise, IMF destekli programın şifaen de olsa devam ettirilmesinin taahhüt altına alındığı yönünde. Türkiye'nin IMF ile stand-by düzenlemesinin süresi 2004 sonunda dolacak. ABD kredisinin kullanımı için öngörülen son tarih Eylül 2005 olarak belirlendi. IMF ile yeni bir anlaşma yapılması ya da mevcut düzenlemenin devam etmesi zorunlu hale gelebilir.
Amerika'nın güçlü ekonomi tanımı: Kredi anlaşmasının imza töreninde Amerikan Hazine Bakanı John Snow, "Güçlü ekonomik büyüme Türklerin yaşam standartlarını iyileştirir, yoksulluğu azaltır. Bu çağrı, benim küresel büyüme kampanyam kapsamında anlaşılmalıdır" dedi. Snow'un bu sözleri "Güçlü ekonomik politika tanımının Amerikan yönetimince belirleneceği" şeklinde yorumlandı. Bu durumda Türk hükümeti "Amerika'nın onaylamadığı politikalar izlemesi halinde dilimlere ayrılan krediyi kullanmayacak" diyerek güçlü ekonomi politikasından ne anladığını ortaya koydu.
Türkiye'nin gönlü yok: Amerikan ve Türk tarafları arasında kredinin imza tarihleri sorun oluşturdu. Türk hükümeti Amerika'nın politik şartlarından çekindiği için kredinin imzasını sürece yaymayı istedi. Amerika'nın görüşünü ise, Hazine Bakan Yardımcısı "Anlaşma Dubai'de imzalanacak" diyerek defalarca ilan etti. Babacan da, anlaşma saatine kadar "zaman belirsiz" politikası izledi. Amerika'nın ısrarcı tavrının Amerikan bütçeleme sisteminden kaynaklandığı öğrenildi. Anlaşma bu ayın sonuna kadar yapılamasaydı, ABD bütçesinden Türkiye için verilmesi öngörülen 8.5 milyar dolar kredi karşılığı olan 1 milyar dolarlık hibe yasal olarak kullanılamaz hale gelecekti.
Pentagon koşulu: Amerikan yönetimi, krediyi dört eşit dilimde kullanacak, her dilim için her çekiliş döneminde koşulunun yerine getirilip getirilmediğine bakacak. Kredinin ikinci koşulu olarak Irak konusunda Amerikan hükümetiyle işbirliği yapılmazsa kredi dilimleri serbest bırakılmayacak. Bu kararda Amerikan Dışişleri ve Savunma bakanlıklarının vereceği raporlar esas alınacak. AKP hükümeti, örneğin, ABD'nin tanımladığı biçimde ekonomi politikları izlemeyecek olursa ya da Irak'ta işbirliğine gidilmezse kredi çekişleri de duracak.
Türkiye kredi istemedi: Amerikan Hazine Bakanı Snow, kredi anlaşması töreninde "Yardım paketini ABD teklif etti" dedi. Snow'un bu sözleri Türk tarafının kredi konusunda çok da istekli olmadığı biçiminde değerlendirildi.
Hazine memnun: Kredi anlaşmasına Türk hazinesi açısından bakıldığında anlaşma "başarılı" olarak nitelendiriliyor. Bilgi veren bürokratlar, "Bugün için ek finansmana ihtiyaç yok ama Amerikan kredisinin bir kenarda duruyor olması güvencedir" yorumunda bulundu. "Anlaşmanın teknik kalitesi açısından içimiz rahat" diyen aynı bürokratlar, konunun politik ve askeri boyutlarında inisiyatifin hükümete ait olduğunu vurguladı.
Kredi mi, yardım paketi mi?
Devlet Bekanı Ali Babacan anlaşmayı imzalarken "ikili finansman" kavramını tercih ederken; ABD Hazine Bakanı John Snow (sağda), "yardım paketi" tanımını kullandı. Amerikan tarafı Irak ile işbirliği şartını temellendirmek için Türkiye'ye yardım ettiğini ilan etti. Babacan ise, politik tavır içermeyen ikili finansman vurgusu yaptı.
Avantaj 1 milyar dolar
Devlet Bakanı Ali Babacan, ABD ile dün imzalanan finansman anlaşması çerçevesinde alınacak 8.5 milyar dolarlık kredinin düşük faizle borçlanmak suretiyle sağlayacağı imkânın, toplam yaklaşık 1 milyar doları bulacağını söyledi. Kredinin, teknik ve hukuki kısmına yönelik çalışmaların devam ettiğini hatırlatan Babacan, faizin belirlenmesi yöntemi konusunda takip edilecek yolu şöyle anlattı:
"ABD'nin 1990'da çıkarttığı kredi reform kanunu çerçevesinde bu faizin bir hesap metodu bulunuyor. Şu anda bu çerçevede hesaplamalar yapılıyor. Bu kredinin faizi, Türkiye'nin piyasadan borçlanma faizinin altında bir faiz olacak. Bu avantajı, bu kredinin süresini hesap ederek bugüne getirdiğimiz zaman, kazancımız 1 milyar dolar olacak. Hesaplamada, piyasa verileri de gerekiyor. O nedenle çalışmalar devam ediyor."
Öte yandan dün Ankara'da gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Büyükelçisi Eric Edelman, krediyle ilgili, "Türkiye'nin IMF programı çerçevesindeki ekonomi politikalarını uygulaması ve Irak konusunda ABD ile işbirliği yapması" şeklinde iki koşul belirlendiğini ve başka koşul bulunmadığını kaydetti. Edelman, iki hafta önce Washington'a Türkiye'nin bu iki koşulu karşıladığı yönünde bir rapor sunduklarını belirterek, "Dolayısıyla yeni bir koşul yok" diye konuştu.
CHP'den tepki
Bu arada CHP Grup Başkanvekili Oğuz Oyan, Ankara'da düzenlediği basın toplantısında ABD ile imzalanan kredi anlaşmasıyla Türk dış politikasının hacir ve ipotek altına alındığını söyledi. Oyan, anlaşma metininde, "Irak konusunda ABD ile işbirliği" maddesinin bulunduğunu anımsattı ve "Anlaşma gereği her kredi diliminin serbest bırakılmasında Pentagon'un izni şarttır. Bu açıkça siyasi ve askeri bir önkoşuldur" dedi.
EKONOMİ

'IMF'yle 2005'e kadar sürer mi?' tartışması
Chevrolet Türkiye'ye Daewoo ile dönüyor
Özelleştirmede Koç-Sabancı işbirliği
Enflasyon yüzde 20'nin altına inebilir
Dövize yönelenlere kârlı bir seçenek
Reformda 'güvenlik' istisnası
Soros, gözünü Türkiye'ye çevirdi
Mercan'dan New York'a tırmandı
200 lojmana talep geldi
7 trilyonluk vurgunu uydu görüntüsü önledi
Bakan'dan prim borcu uyarısı
Erdemir Arcelor'la işbirliğine gitti
DİE eski Başkanı da İmarzede
|