|


Alternatif çuval mı?
Alternatif tarih, başımıza geçen alternatif çuvala mı dönüştü?
Önce alternatif tarih...
Örneğin... Birinci tezkere geçseydi...
Türkiye Başbakanı R. T. Erdoğan değil, Abdullah Gül olurdu. Çünkü, Erdoğan o sırada "araseçimi" yeni kazanmıştı. Milletvekili sıralarındaydı. Irak Savaşı henüz başlamamıştı. Türkiye de Kuzey Irak'a büyük kuvvetlerle girmek üzereydi. "Su geçilirken at değiştirilmez. Gül devam etmeli" kanısı yaygındı. Gül'ün kamuoyundaki puanları Erdoğan'ınkine neredeyse başa baştı. Erdoğan da gazetecilere "Başbakanlık için acelem yok" diyordu.
Ama... Tezkere geçmeyince bu rüzgar tamamen değişti... Artık "Gül'le olmaz. tezkereyi ancak lider Erdoğan'ın ağırlığı geçirebilir. Erdoğan başbakan olmalı" söylemleri ağırlık kazandı. "Acelesi olmadığını" söyleyen Erdoğan, 72 saat sonra Başbakanlık koltuğuna oturdu. Alternatif tarih noktalandı.
Tarihi ıska iddiası
Alternatif tarihe bir başka boyutu ile devam...
Milliyet'te Fikret Bila "gazeteci tarihin tanığıdır" söylemini bir kez daha doğrulayan "belgeler" yayımladı.
"Birinci tezkereyi ıskalayarak, Türkiye meğer ne vahim tarihi hata yapmış" dedirtiyor.
Gerçekten, ilk tezkere bağlamında, Bila imzasıyla yayımlanan belge alternatif tarihten görüntüler çiziyor.
Tezkere Meclis'e takılmasaydı....
1- Türk ve Amerikan askerleri Kuzey Irak'a beraber gireceklerdi.
2- Kerkük ve Musul ABD güçleri denetiminde olacak, onların etrafında Türk güçlerinden oluşan bir güvenlik çemberi yer alacaktı.
Barzani ve Talabani güçleri Musul ve Kerkük'e giremeyecekti.
3- Kuzey Irak, PKK'dan temizlenecekti.
4- Irak'ın devleti ve topraklarıyla bütünlüğünü koruyacak bir siyasal yapılanma oluşacaktı.
5- Türk silahlı güçleri silahlı çatışmalara katılmayacaktı. (O tarihlerde Türkiye'ye gelen bir ABD kodamanı "Türkiye'ye geldiğimde şaşırdım. 'Askerlerinizi ölüme yollayacağınızdan, tabutlar gelmeye başladığında ne olacağından' söz ediliyor. Oysa Kuzey Irak'a gelecek Türk askerleri savaşmayacak, cepheye gitmeyecek ki" diyordu.)
6- Barzani ve Talabani kuvvetlerine ağır silahlar verilmeyecek, daha önce verilmiş bulunanlar da Türk subayların gözetiminde toplanacaktı.
......
Bila'nın yansıttığı belge böyle.
Alternatif tarihe devam... "O zaman Barzani, Talabani ve Irak Yönetim Konseyi de böyle uluorta Türkleri istemiyoruz" laflarını edemezdi.
.....
Bu durumda, ilk tezkereyi geçirmeyerek alternatif tarihin yerini, "alternatif çuvala" bıraktırmışız. O çuvalı da başımıza geçirmişler.
Kazın diğer ayağı
Yeni Şafak'ta Fehmi Koru bir iddia öne sürüyor. Özetle şöyle:
"Fikret Bila'nın yazdıkları doğrudur. Ancak, bu yayımlanan belge, bizim Dışışleri Bakanlığı'nın istekleriydi. ABD'ye verildi. Ancak ABD tarafından imzalanmadı. Tezkere oylandığı sırada da imzalanmış değildi."
Yani "tezkere geçseydi de alternatif tarih oluşmayabilirdi" mesajı seziliyor.
Buna karşılık Koru'nun iddia ettiği gibi olsaydı bile şu da düşünülebilir:
"Bu olasılık, gizli oturumda milletvekillerine açıklansaydı. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ve görüşmeleri götüren Büyükelçi Deniz Bölükbaşı dekorasyon süsü gibi orada oturtulmasalardı. Bu dosyayı milletvekillerine anlatsalardı. Dışişleri Bakanı Gül, tezkerenin arkasında sağlam dursaydı. Erdoğan tüm ağırlığını koysaydı.. Böylece tezkere yeter sayıda oyla geçseydi. Hükümete yetki verilmiş olsaydı. Hükümet de bu yetkiyi ancak ABD Bila'nın açıkladığı belgeye imzayı attıktan sonra kullanarak, asker gönderme kararını alsaydı.. Alternatif tarih oluşabilir miydi?"
Kaldı ki, dün akşam konuştuğum Fikret Bila da "Bu yansıttığım belge tarafların aralarında anlaştıkları metindi. Uygulaması tezkerenin geçmesine bağlanmıştı" diyor.
Atılmazsa, asker gönderilmezdi.
Şimdi... Çok daha çetin şartlarda asker gidecek.
Ne yazık ki tarihi yeniden yazamayız.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|

|