|


Bir olay, 11 algılama
Okullarda öğrencilere belli konu verilip kah resimle kah yazıyla anlatmaları istenir. Örneğin mutluluğu anlatın, ya da barışı veya savaşın resmini çizin der öğretmenler.
Bu kez Fransız yapımcı Alain Brigand, ll ülkeden ünlü ll film yönetmenine iki yıl önce Amerika'daki ikiz kuleleri yerle bir eden saldırıyı konu olarak vermiş. Ve ortaya aynı olayı farklı coğrafyalardaki değişik ll ulusun algılamasını yansıtan, her biri 11 dakika 9 saniyelik filmlerden oluşan bir sinematografik mozaik çıkmış.
Afrika'dan Burkina Faso'lu yönetmen İdrissa Quedraogo, yakalanması için ABD'nin 25 milyon dolar ödül koyduğu Bin Ladin'i gördüğünü sanıp peşine düşen yoksul çocukların öyküsünü mizahi bir söylemle anlatıyor. Milyon dolarların hayaliyle "teröristi" izleyen çocuklar, ilgililere dertlerini anlatamazlar ve Bin Ladin'in bindiği uçağın ardından bakakalırlar. Onlar için 11 Eylül, ellerinden kaçırdıkları 25 milyon dolarlık ödülden ibarettir.
Bir Türk yönetmen de bu mozayiğe katılsaydı, 11 Eylül'ün Türkiye'de algılanışını acaba nasıl resmederdi?
Terörle iç içe yaşayan İsrailli yönetmen Amos Gitai, bir terör olayı içinde yaklaşıyor ll Eylül'e. Patlayan bir bombanın insanları paramparça yerlere serdiği "olay yerine" gelen bir kadın TV muhabiri canlı yayında nefes nefese olayı anlatmakta. Yaralılarla konuşmak çabasında olan gazeteciye, kanlar içinde yatan biri gösterilir. Kadın muhabir bir göz attıktan sonra, "Boş ver, ölmüş o!" diyerek omuz silkip başka tarafa yönelir, heyecanla anlatımını sürdürür. Bu arada merkezden, "New York'ta ciddi bir olay olduğu" bildirilerek, canlı yayını kesecekleri söylenir. Muhabir, New York'u önemsemeyerek itiraz eder. Ölümü bile kanıksayan gazeteci için, yaşadığı terör yine de en önemli olaydır. Ve gazeteci her yerde her şeyden önce gazetecidir.
Final filmi Japon Shohei İmamura'dan. Bir genç, 2. Dünya Savaşı'dan kendini yılan sanarak evine döner. Yerlerde sürünen ve fare yiyen Yukuchi'ye fırtınalı, ama çaresiz bir acıyla bakan ailesi, "İnsan olarak gitti savaşa, yılan olarak döndü" der. Sonunda yılan Yukuchi kayaların üzerinden kendini nehre atar, annesi der ki, "İnsan olmak seni bu kadar mı iğrendiriyor?"
Şimdi merak etmez misiniz, aynı 11 yönetmenin ya da daha başkalarının Irak'ın işgaline nasıl baktıklarını? Böyle bir mozaik filme ne dersiniz?
Bir şiir
Tadımlık dizelerimiz Nuray Gök Aksamaz'ın "Nasıl Bir Dünya"sından (Şiir Ülkesi, Ağustos 2003 sayısı):
"Gece bulutlarla geçip gidiyor / Her yolculuğunda soluksuz tin / Seni düşünürken yakalandığım gece / Kara, gri, ak dalgalarla gidiyor / Yetişemiyorum dal ucunda sürgünle / Duyumsadığımda kanatlanıyor / Gece bulutlarla çekip gidiyor"
ngureli@milliyet.com.tr
|
|

|