27 Eylül 2003 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   


gündeme karşı
   
Serin Duruş

    Alper Mestçi - Hüseyin Özcan
serindurus@milliyet.com.tr / Fax: 0212 505 69 19


   
   
Olamayan albümler...
    1) Tarkan İngilizce Albüm... "Allah'ım aklımıza mukayyet ol" babında bir mevzudur. Sen memleketin en sevilen popçusu ol, ötekilere nazaran dandik bir albümle bile ortalığı salla, ama Edirne'nin dışına çıkama... Biraz "Şımarık"la bir iki yabancı kanalda görün (Şu sıralar da Mustafa Sandal görünüyor gerçi), her sene bu iş için ABD'ye git, sonra kuyruğu kıstırıp yine kürkçü dükkanına geri dön. Olmaz Tarkan olmaz, satmasa da (ki satmaz, tereciye tere satacaksın, yemezler) insan "yaptım işte" der, rahatlar. Duyduk ki İstanbul'daki son konserinin akabinde yine ABD'ye gidiyormuş çalışmalarına devam etmek için. Başka dilde okuma kendi dilinde oku, böyle çok daha güzelsin be Tarkancan! Anla be, olmuyor işte...
    2) Hande Ataizi Albüm... "Yapmasan olmaz mı!" dedik çok kere. Bugüne kadar gerek kendi sunduğu, gerekse konuk olduğu programlarda söylediği şarkıları toplasak ekvatoru çepeçevre sarar mı bilinmez. Birçoklarına göre sesi de fena değil. Ayrıca şöhrete ulaşması için, gizli kayıt yapan birine de ihtiyacı yok. ABD'li rasta saçlı sevgilisiyle bir albüm yapsalar rap tabanlı, enteresan da olabilirdi. Ama olmayınca olmuyor demek ki! Birkaç gün önce vazgeçtiğini söylüyordu bu albüm işinden. Üzüldük valla, arada bir duymazsak kendimizi kötü hissedeceğiz!..
    3) Türkan Şoray Albüm... "İnanmama hakkımızı kullanabilir miyiz!" cümlesini uzun yıllardan sonra işte burada kullandık ilk duyduğumuzda. Türkiye'nin sayılı sinema oyuncularından biridir kendisi ama tüm filmleri dublajlıdır. Sadece son oynadığı dizide kendi sesini kullanmak zorunda kalmıştır. "Ablacığım, hiç o sesle albüm olur mu?" da demek istemiyoruz gerçi. Petek Dinçöz, Demet Akalın oldu çünkü. Sonuçta, bu albüm hikayesiyle aynı yıl şişelenen şarabın şişesi için servet ödemek gerekiyor ama albüm ortada yok. Hayır şarap da sirke olacak, şeytan diyor aç-iç...
    4) Ayşe Hatun Önal Albüm... "Azimli sıçan (hayvansal olan) taşı deler" beylik sözünün yürürlükten kalkmasına neden olmuştur. Müzik insanı Ozan Doğulu ile "aşk" yaşamışlığı magazin basınına sıkça yansımıştır. Otomobil almak için illa da galericiyle mi aşk yaşamak gerekir? Ayşe'nin hatası şu: Ozan, Televolesel kitle için gözde bir genç. Sakallı-makallı, gizli-mizli, yaptığı ayıp-mayıp; fakat tavernacı ağbi aşk yaşadığı insanı ünlü etmiş mi? Etmiş, ona bakmak lazım. Hedefi doğru koymak lazım. Sese gelince... Ne sesini duyduk, ne şarkı söyleyişini biliriz. Bilmek de istemeyiz...
    5) Recep Bülbülses Albüm... "Ölmeden bir görse de gözü açık gitmese" diyesi geliyor insanın. Tarkan hariç, yukarıdakilerin hepsinden daha güzel değilse de daha gür bir sese sahip. Topluca bir törene giden ünlülerin başına musallat oluşunu; 100 metreden onlara şarkı söyleyişini, ayaklarına kapanışını velhasıl kelâm, bir çok eylem yapışını izlemişsinizdir mutlaka. Üzülüp duruyordu yıllardır "Neden ben bir kaset yapamadım?" diye. Bak Recep, her türlü "imkan" ve "tesis" olmasına rağmen bazen olmayınca olmuyor. Bak tepeye Tarkancan da yapamıyor, demek ki zorlamanın anlamı yok...
   
   
Bekliyoruz Şansal Bey!
    Henüz bekliyoruz, daha arayan soran olmadı… 23 Eylül, Salı günü, "Metin Şentürk Olsa Çalardı" başlıklı yazımızda bir şey sorduk. 21 Eylül Pazar günkü "Maraton"da Erman Toroğlu Şansal Büyüka'ya sordu: Metin Şentürk çalar mıydı bu penaltıyı? Şansal Bey cevap verdi: Çalardı, Metin gören bir arkadaşımızdır! (Sözler, kelimesi kelimesinedir!)
    Biz de dedik ki: "Yıllardır Metin Şentürk'ün 'aslında gördüğü' geyiği döner. Şansal Büyüka da spor ve magazin dünyasının üstat mertebesine ulaşmış bir kişisidir. Bir bildiği varsa açıklasın!" Ve 25 Eylül Perşembe günkü Hürriyet'te bir haber. "Metin Şentürk, Toroğlu'nu doğruladı" üst başlığı altında büyük puntolarla "Penaltıyı ben bile gördüm!" Tahminen bizim yazdığımızı takiple Hürriyet Muhabiri Demirhan Hararlı, Metin Şentürk'e bu konuyu sormuş. Şentürk her zamanki gibi olayı espriye vurarak: Ben hakem olsam, penaltı çalardım. Tereddüt etmezdim. İnanın o pozisyonda gözlerime inanamadım. Bundan sonra Erman Hoca, beni de yanına almalı. Çünkü, ikimizin süper bir ikili olacağını düşünüyorum" demiş... Bu cevapta şaşıracak bir şey yok. Metin Şentürk'ün her zamanki tarzı içerisinde olduğu için sırıtmıyor. Ama olayın asıl kahramanı Şansal Bey'den hala ses seda yok.
    Şansal Hocam susma açıkla! Diyelim ki Metin Şentürk görüyor. Ne güzel, ne sevinçli bir haber. Bunu vermek size nasip olmuş olur. Diyelim ki görmüyor! Bu güzel bir haber değil ama en azından yıllardır süren ve efsane haline dönüşmüş bir dedikodu sona erer. İşleri yoğundur Şansal Bey'in ama yine de bekliyoruz...
   
    Armut piş, ağzıma düş!..
    Sir Isaac Newton
   
    Boş İnanışlar
    "Sharon Stone ve Madonna'nın aynı kişiler olduğuna inanıyorum. İkisini de tanımıyorum ama öyle olduğunu düşünüyorum hatta buna inanıyorum..." => Şenay Akay
   
    Deme!
    "O golü bilerek attım..." => Hakan Şükür (Gs-Fb maçında kafasına çarpıp gol olan pozisyon için)
   
    Gelir Bazen
    "Bunun eğimi bundan fazla geliyor mu?" => Özcan Deniz (Şahane Pazar'da yan yatan platformu göstererek)
   
    Atağa Gel
    "Bir yazık oldu atağa daha..." => Gençlerbirliği-Blackburn maçı spikeri
   
   
Köşe Yazısı
    Dr. İSMET SALU / ismetsalu2003@yahoo.com

    Geçen gün dostum John Forbes Nash geldi. "Türkiye'ye gelmişken sana bir uğrayayım dedim İsmet Ağabey, uzun zamandır görüşemiyorduk nasılsınız efendim?..." gibi bir şeyler söylemeye çalıştı fakat böldüm. "Şu 13 sene önce benden aldığın 430 doları getirdin mi John?" diye şaplak gibi soruyu yüzüne vurdum. Yüzünü ekşiterek elini cebine attı ve istemeyerek 430 dolarımı verdi. 2 dakika bile oturmadan çekip gitti. Giderken de "görürsün sen!" gibi bir şeyler geveledi. Meğer gidip yanlışımızı bulmuş! Augustus Tapınağı'nın 10. yüzyılda inşa edildiğini söyleyip ortalığı karıştırmış. Sırf bana kızgınlığı yüzünden! Alem adam şu Forbes yahu!.. Neyse ben paramı aldım, bana ne!.. Işık Sizinle Olsun!
   
   

GÜNCEL


Bazı veliler korkuyu yendi
'62 milyar ödedik, daha ne yapalım?'
'Erkekler taciz ediyor'
Kansere karşı savaşta el ele
Polis copları unutulmuyor!
Rüşvet belgelendi
Kısa kısa..
Serin Duruş





Melih AŞIK
Taş devrinde...
Can DÜNDAR
Y. O. mu hasta, biz mi?
Hasan PULUR
Dr. Frankeştayn ve canavarları...
Çetin ALTAN
Pavlov, Clemenceau, voleybol maçı...


 2002 yılında neler oldu?
 2001 yılında Türkiye'de olan önemli olaylar
 Adım Adım Susurluk