|


Sermayenin bayilerle tabana yayılması
Koç Topluluğu'nda 5 yıldır her 6 ayda bir periyodik olarak düzenlenen basını ve kamuoyunu bilgilendirme toplantıları, sadece Koç'un değil, genel çizgileriyle tüm özel sektörün, hatta Türk ekonomisinin o anki fotoğrafını çekme açısından önemli ipuçları verir. Önceki gün düzenlenen son toplantı da farklı olmadı.
Bülend Özaydınlı, 2002 başında Koç Topluluğu'nda CEO olarak göreve başladığından bu yana sözlerine hep "Ekonomide belirsizliklerin yoğun olduğu, siyasette olağanüstü bir dönemden geçildiği" cümleleriyle başlardı. Bu kez "Uzun yıllardan sonra ilk kez, ekonomik göstergelerde belirgin bir iyileşme göze çarpmaktadır" diyerek bu kez durumun farklı olduğunun altını çizdi. Zaten toplantıyla ilgili haberler dün gazetelerde "Koç krizi ezip 9.4 milyar dolar ciroya uçtu" ya da "Koç'un ihracatı yüzde 43 arttı" başlıklarıyla yer aldı.
Ciroyu parite uçurdu
TL'nin dolar karşısındaki önlenemez yükselişi, dolar ve euro cinsinden şirket cirolarını ve kârlarını gerçekten de uçuruyor. Sadece Koç'ta değil, tüm şirketlerde. Aynı bölme çarpma hesabıyla Türkiye'nin milli geliri ve kişi başına milli gelir de büyümüş görünüyor. Gerçekçi rakamlara ulaşmak için sabit TL'ye göre büyüme hesabı yapıldığında Koç'taki reel büyüme yüzde 20 ki, bu oran da aslında fevkalade iyi. Bu arada OPET'in gruba katılması da 8 aylık ciroya 1 milyar dolar civarında katkı sağlamış.
Tüketiciye yakınlık
Özaydınlı, göreve ilk geldiğinde topluluğun tüm şirketleri için çok net bir hedef ortaya koymuştu:
"Koç Grubu'nu, bulunduğu tüm pazarlar ve iş alanlarında tüketiciye en yakın topluluk olarak konumlandırmak." Bu hedef, Koç'un önemli bir birikime sahip olduğu "Dağıtım ayağında olmaya" da vurgu yapıyordu. O günden bu yana, bu konsepte tam uyum halinde işbirliklerine gidildi. Şirketler alındı, şirketler satıldı...
Özelleştirme Ali Koç'a?
Türk Telekom ve Milli Piyango'nun özelleştirilmesine ilgi de bu konsepte uygun, TÜPRAŞ'la ilgilenilmemesi de... OPET'in yüzde 50 hissesini satın alarak petrol piyasasına girildiği halde TÜPRAŞ gündemde yok. Çünkü OPET'le tüketiciye en yakın olunabiliyor, ama TÜPRAŞ'la değil.
OPET, Enerji Grubu Başkanı Ömer Koç'a bağlı şirketler arasına katılmıştı. Türk Telekom ve Milli Piyango'da arzu edilen sonuca ulaşılırsa, ikisi de Bilgi Grubu Başkanı Ali Koç'un sorumluluk alanı içine girecek.
Sermaye yetersizliği
Özaydınlı, geçen yıl bugünlerde düzenlediği basın toplantısında "Peş peşe yaşanan krizler sonucu, Türk iş dünyasında yatırım yapacak yeterli sermaye birikimi kalmamıştır" saptamasını gayet net ortaya koymuştu. Zaten Koç'un yerli sermaye ile yüzde 50 - 50 ilk ortaklığı OPET'le yapıldı. Özelleştirme için Sabancı Grubu'yla güçbirliğine gidildi.
Bence hepsinden daha önemlisi, Anadolu'nun dört bir yanına yayılmış güçlü bayi teşkilatıyla özelleştirme ihalelerine katılmak üzere düğmeye basılması. Doğan Holding Genel Koordinatörü Tufan Darbaz da hafta içinde Kelkit'teki organik sığırcılık yatırımıyla ilgili bilgi verirken, bu yatırım nedeniyle Kelkit'te iş sahibi yapacakları 1000 çiftçi ailesini, önümüzdeki yıllarda İstanbul'da gerçekleştirecekleri tarım yatırımlarına da ortak etmeyi amaçladıklarını belirtmişti.
Bayilerle ortaklık
Özelleştirme ihalelerine Sabancı ve yabancı ortakların yanı sıra bayilerle de birlikte katılma fikrinin nasıl oluştuğuna gelince... Bu yaz Koçlar'ın toplu tatilinden önce üst yöneticiler kendi aralarında konuşuyorlarmış. Dış sermaye özelleştirmelere çok ilgili ve istekli olmadığı malum. Ölmüş eşek hesabı yapıyorlar. Buna karşılık AKP hükümeti, özelleştirmeyi başarmayı kafasına koymuş. Ayrıca hükümet, sermayenin tabana yayılmasını da çok istiyor. Koç'un da çok güçlü bir bayi teşkilatı var. Aralarında 40 yıldır iş ortaklığının bulunduğu 9 - 10 bin bayi önemli bir güç! Neden özelleştirme ihalelerine, bayilerle birlikte girilmesin? Derhal e - posta üzerinden ilk nabız yoklaması yapılmış. Yüzde 70'i aşkın oranda olumlu yanıt gelmiş. Soru daha ciddi bir formatta sorulduğunda, evet yanıtlarının yüzde 90'a ulaşacağı tahmin ediliyor.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|