28 Eylül 2003 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Tarkan ve Konya

       
    Geçen hafta yeni gazetemiz Milliyet Popüler Kültür'ün açılış sayısı için Tarkan'la bir söyleşi yaptım.
    Gelen mesajlardan, yapılan açıklamalardan anlıyorum ki, oradaki birkaç ifade Konyalıları rahatsız etmiş.
    Bu ifadeleri aynen tekrarlayarak yeni bir rahatsızlığa yol açmak niyetinde değilim. Ancak ne Tarkan'ın, ne de benim, Konyalıları rencide etmek gibi bir niyetimiz vardı.
    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Özkafa düzenlediği basın toplantısında, Irak savaşı sırasındaki yazılarımı zevkle okuduğunu ancak Konya ile ilgili "çala kalem yazılmış, yakışıksız bir ifadede bulunduğumu" söylemiş.
    Söz konusu ifade: "taassub..."
    Sözlük anlamı "din işlerinde aşırı taraflılık"...
    Konya Belediye Başkanı, artık bu özdeşleştirmeden rahatsız oluyorsa bu bile benim yanlış sözcük seçtiğimi kanıtlamaya yeter.
    ***
    Tarkan'a gelince...
    Onun sözleri, kendi konserine ilişkin kişisel gözlemlerdi. Dışarıdan bakınca kentin mazide kalmış gibi göründüğünü, ancak konser başlayınca seyircinin adeta bu algıya isyan ettiğini söylüyor, bazı başörtülü kadınların ve kimi Konyalı erkeklerin kendisine gösterdikleri ilgiden duyduğu şaşkınlığı dile getiriyordu.
    "Bütün başörtülü kızlar ya da Konyalı erkekler böyle" diye genellemiyordu; "Böylelerini de gördüm, şaşırdım" diyordu.
    Bu bir gözlem mi?
    Gözlem...
    Tarkan'ın bunu dile getirmesi haber mi?
    Haber...
    Bu ayrıntılar, Konya'ya "yapıştırılan etiket"ten farklı resimlerin de söz konusu olduğunu belgeliyor mu?
    Evet.
    O halde bu rahatsızlık niye?..
    ***
    Konya'yı severim.
    Tepkilere cevaben söylenmiş boş bir laf değil bu...
    Başucumda Konya Selçuk Üniversitesi'nin 3 yıl üst üste verdiği "En İyi Yazar" ödülleri duruyor. İkisinin ödül töreninde bulunabildim ve oradaki hararetin Konya'nın geleneksel çehresini nasıl değiştirdiğini bizzat gözlemledim.
    İnsanlar gibi kentlerin de saklı iç dünyaları olabilir. Konya, hem muhafazakarlığıyla ün yapmış, hem modernleşmede hızlı yol almış bir kent... Dolayısıyla dışarıdan bakıp içini kavramak zor. O yüzden, bazen bir konser atmosferinden, bazen tekel istatistiklerinden ya da satılan dergilerin türünden, o iç dünyanın ipuçlarının çıkarılmasını yadırgamamak gerek.
    Bunun bir şehri mahkum etmekle ilgisi yok. Tersine o kentin yenilenme iradesinin yansımasıdır bunlar...
    İnsanların kentlerine sahip çıkmaları güzel elbette; ancak bir televizyon dizisindeki doktor tipinin tüm doktorları temsil ettiği zannıyla tabip odalarının tepki göstermesi ne kadar abartılı ise, Konyalıların Tarkan'ın verdiği örneklerin tümüyle kendilerini hedef aldığı vehmiyle üzülmeleri de o kadar yanlış.
    Tarkan o sözleri, Türkiye'deki değişim tutkusunun yaygınlığına bir kanıt olarak söylemişti.
    Bunları, başta Tarkan çalmama kararı alan radyolardaki meslektaşlarım olmak üzere tüm Konyalılara duyurmak istedim.
   
    can.dundar@e-kolay.net
   
   





Çetin ALTAN
Dam üstünde saksağan...

Melih AŞIK
Taşların sesi...

Fikret BİLA
Kuzey Irak koşulu

Hasan CEMAL
Baykal'la CHP (2)

Güneri CIVAOĞLU
Kedi sevgisi

Can DÜNDAR
Tarkan ve Konya

Abbas GÜÇLÜ
Aydın Doğan neden farklı?

Hasan PULUR
Kıssadan hisse...

Derya SAZAK
Yiğit'in savaşımı

Meral TAMER
Edward Said: Doğu'dan geldi, Batı'ya ayna tuttu

Ece TEMELKURAN
Reklamlar bitti! Şimdi muhalefet!

Tamer HEPER
Hata var düzeltilmeli

Güngör URAS
Kelkit'te "organik hayvancılık yatırımı"

Serpil YILMAZ
Rum komşuya aşure dağıtır gibi...