28 Eylül 2003 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Reklamlar bitti! Şimdi muhalefet!

       
Muhalif ABD'li yönetmen Michael Moore'un "Beyaz Aptal Adamlar" adlı kitabı daha ziyade Dabulyu Bush ve benzerlerinin sırları üzerine kurulu. Üstelik epey eğlenceli şekilde anlatıyor olup biteni

    ---
    Ölü köpek bakışlı Dabulyu (Bush), geçtiğimiz günlerde, ABD'lilere seslenip bütçeye 87 milyar dolarlık ek savaş ödeneği istedi. Irak'a gönderilen asker annelerinin "Çocuklarımızı geri istiyoruz" muhalefeti karşısında endişelenmeye başlayan Dabulyu, biliyorsunuz ki Türkiye'den de asker bekliyor hâlâ. ABD'deki anneler muhalefeti gitgide güçlendirdiği için televizyona çıkıp onlardan "sabır" talep eden Dabulyu'nun işi önümüzdeki günlerde daha da zorlaşacak. İşte o zaman bizim de yeni kahramanlara ihtiyacımız olacak. Yeni bir muhalefete, daha çok muhalefete... Bu yüzden işte biz de "Uçan Tavuklar" bulmak zorundayız, kötülere karşı, iyilerin yanında kahraman tavuklar!
   
    Uçan Tavuk: Süper kahraman!
    Michael Moore -ki kendisini Oscar törenlerinde "Utan Bush!" diye bağırmasından hatırlayacaksınız; muhalif ABD'li yönetmendir- "Awful Truth" (Berbat Gerçek) diye bir belgesel çekmiş ki biz bunu bugünlerde
    CNBC-e'de izleyebiliyoruz. Tavuk giysileri giymiş "Uçan Tavuk" diye bir kahramanı var ki, gidip mesela Disney firmasında kölelik koşullarında çalıştırılan insanların eylemlerine katılıyor, oradan "uçuyor", ilkokullara gidip çocuklara durumu anlatıyor, ardından da "Disney ile yollarını ayırmaya karar veren" Mickey Mouse'u arabasına atıp yollara vuruyor... Velhasıl Moore, ABD'de muhalefetin şovunu yapıyor. Televizyon kültüründen kaynaklı bir eğlence histerisi içinde boğulmuş ABD halkına, tam da aptal aptal baktıkları yerden, televizyondan, eğlencenin içinden sesleniyor. "Eğer size bakmıyorlarsa, onların baktığı yere gidip sözünüzü orada söyleyin!" cümlesini kurmuş, yazmış, üniversite söyleşilerinde defalarca söylemiş biri olarak bu bakış açısının gerçekten de başarılı sonuç verdiğini görmek bendeniz için çok önemli. Demek ki kitlelere "hakikatler" anlatılabiliyormuş. "Bizi dinlemiyorlar" demek bahane yani, iyi anlatan dinletir. Tıpkı Michael Moore gibi.
   
    1. raunt:
    Dabulyu ve Michael!
    Moore'un iyi anlattığı bir şey daha var: Dabulyu'nun gizlenen gerçekleri! Bu yüzden yazdığı "Beyaz Aptal Adamlar" kitabı daha ziyade Dabulyu ve benzerlerinin sırları üzerine kurulu. Noam Chomsky gibi sıkıcı bir biçimde değil, epey eğlenceli şekilde anlatıyor olup biteni. Kitabın başındaki epigraf bizatihi Dabulyu'ya ait:
    "Seçimi kazanmam çok şaşırtıcıydı. Çünkü karşımda barış, başarı ve güç vardı!" (14 Haziran 2001, İsveç Başbakanı Goran Perrson ile bir konuşma sırasında kameranın çektiğinin farkında olmadan konuşan George W. Bush.)
    Kitabın ilerleyen kısımlarında ABD'de yaşanan siyasi oyunlar, dalavereler inanılmaz ince bir zeka ve espri anlayışıyla anlatılıyor. Ama en komik bölümü "Bush'un Bir Günü" adlı bölüm. Hepsini buraya yazmak mümkün değil ama bazı cümleler şöyle:
    "08.00: Uyanır ve hâlâ Beyaz Saray'da olup olmadığını kontrol eder.
    08.30: Yatakta kahvaltı. Bu sırada Donald Rumsfeld ona yıldız falını ve bant karikatürleri okur.
    09.00: Başkan Yardımcısı Cheney, George'un giyinmesine yardım eder, bu sırada Yemen'deki durumu şöyle bir anlatır, dişlerini fırçalamasını hatırlatır.
    (...)
    15.00: Bazı yasama konularını Kongre üyeleriyle tartışmaya başlar.
    15.05 (Saate dikkat!): Buluşmayı iptal eder. Kongre üyeleri basına 'Toplantı çok verimli geçti. Başkan bize birkaç yasa çıkarmamızı söyledi' açıklamasını yaparlar. Sonra da hep birlikte arka bahçede top oynarlar (Bu arada bu top oynama olayı şaka değil, gerçek. ABD'den gelen bir arkadaşım söyledi-E.T.'nin notu).
    15.12: Dünya haritasına bakar ve 'Dünya amma büyümüş!' diye düşünür.
    15.40: Dünya başkentlerini ezberlemeye yeniden başlar.
    15.44: Romanya başbakanını arar. Çünkü 'İstersem arayabilirim' diye düşünür. Ona, Birmanya'nın başkentini tahmin etmesini söyler. Ancak Romanya başbakanı, Bush İspanyolca konuştuğu için hiçbir şey anlamaz.
    (...)
    19.02: Beyaz Saray'ın sinema salonuna gidip 'President For One Day' (Bir Günlüğüne Başkan) filmini izler ve uyuyakalır. Bu sırada Cheney odasına gidip gezegeni yok etmek için yeni planlarına konsantre olur."
   
    2. raunt:
    İnsanlık kötülüğe karşı!
    Michael Moore sadece bir adam. Ama eğlenmek ve var olmak için gerçekleri söylemeye, "tatlı tatlı" anlatmaya başlamış bir adam. Dünyanın şimdi buna ihtiyacı var: "Hayır, herkesin keyfi yerinde değil!" cümlesinin milyonlarca değişik ve zekice kurulmuş haline.
    Buna ihtiyaç olduğunu nereden biliyoruz? Şuradan:
    Moore'un kitabının ilk 50 bin kopyası, hiç reklam yapılmamasına rağmen ABD'de birkaç saat içinde tükenmiş ve çıkarıldıktan sonraki beş ay boyunca "en çok satan kitap" olmuş. Yani insanların ihtiyacı var. İhtiyaçlarının farkında bile olmayabilirler ama var! Reklamlar bitti yani. Şimdi muhalefetin sesi!
   
    ecetem@hotmail.com
   
   





Çetin ALTAN
Dam üstünde saksağan...

Melih AŞIK
Taşların sesi...

Fikret BİLA
Kuzey Irak koşulu

Hasan CEMAL
Baykal'la CHP (2)

Güneri CIVAOĞLU
Kedi sevgisi

Can DÜNDAR
Tarkan ve Konya

Abbas GÜÇLÜ
Aydın Doğan neden farklı?

Hasan PULUR
Kıssadan hisse...

Derya SAZAK
Yiğit'in savaşımı

Meral TAMER
Edward Said: Doğu'dan geldi, Batı'ya ayna tuttu

Ece TEMELKURAN
Reklamlar bitti! Şimdi muhalefet!

Tamer HEPER
Hata var düzeltilmeli

Güngör URAS
Kelkit'te "organik hayvancılık yatırımı"

Serpil YILMAZ
Rum komşuya aşure dağıtır gibi...