|


Biz bu maçı aldık kızlar
Voleybol oynayan kızlar görünüşlerine aldırmadılar. "Kadınlar dayanışamaz" önyargısını yıktılar. Üstelik bunu göğüslerinde 'kadın bağı' reklamı taşıyarak yaptılar. Erkekler hoşlanmazsa hoşlanmasın: Kadınlar hırslı olunca da güzeller
Bir şeyi çok isteyen, amaca kilitlenmiş kadınların yüzlerine pek alışık değildir buralar. Daha çok yanındaki erkeğin ne istediğini anlamaya çalışan, ona göre hareket eden tedirgin kadın yüzlerine alışıktır bu memleket. Ya da nasıl göründüğüne "bakan" kadınların yüzlerine alışıktır buralar. Buralardaki kadınların ekseriyetle görünmez dikiz aynaları vardır bedenlerine yapışık; kadınlar her an, nereden, nasıl göründüklerini bilirler, çünkü bilmek mecburiyetindedirler.
İşte bu yüzden onların yüzleri çok güzeldi önceki gece. Sahada altı genç kadın, popolarının, bacaklarının, yüzlerinin, saçlarının, oralarının, buralarının nasıl göründüğüne hiç "bakmadan", bakanlara da aldırmadan bir şeyi çok istiyorlardı. Müthiş hırslıydılar. Hırs kötüdür diye bir "geyik" vardır etrafta. Oysa yanlış. Hırs kötü değildir; hırslı insanlar vicdanlarıyla hesaplaşmayı bıraktıklarında kolayca kötü insanlara dönüşebilirler. Ama hırs, tek başına çirkin bir şey değildir. Kadınların yüzleri de gitgide güzelleşebilir hırsla. "Bizim kızlar" da öyle oldu Polonya maçında; iddialı, güçlü, hırslı, güzel!
Kadın dayanışması
Finale kalan takımımızın yaptığı en önemli şey "voleybola ilgiyi artırmaları" değil aslında. En önemli şey, "Kadınlar birbirine gıcık olur", "Kadınlar, erkekler gibi dayanışamaz" gibi abuk sabuk önyargıları da yıkıyor voleybolcular. Erkeklerin genellikle pek hoşlanmadığı, hatta kendilerini biraz da dışlanmış hissettiren "kadınların birbirine yetmesi" halinin en renkli fotoğrafını veriyorlar: Helal olsun!
'Kadın bağının' zaferi!
Başka bir şey daha var: Hakkındaki dedikodularla bir magazin karakterine dönüştürülmeye çalışılan ve bütün müptezelliklere rağmen şampiyon olan Süreyya'nın "ay halini" uzun uzadıya konuşanlara iyi bir yanıttı "Sultanlar". Göğüslerinde bayrak gibi "kadın bağı" reklamıyla çıktılar sahaya. "Evet biz ayda bir kanıyoruz. Ve evet, biz buna rağmen kazanıyoruz!" dediler. Hayatta bunu yazacağım aklıma gelmezdi ama yazacağım: Kanatlı kanatsız, yaşasın tüm Orkidler! Galiba artık, kadın bağı satanlar da bu voleybol zaferinden sonra, şu pirüpak "mavi sıvılı" reklamlardan vazgeçip göğüslerini gere gere kendi "kırmızı kimliklerini" savunabilirler. Zira her ay "mavi sıvı" akıtan yaratıklar değildir kadınlar!
Ev kadınları ayağa!
Seyirciler, önceki gece Hollanda maçında ayaktaydılar. Tribünlerde, dikkat çekti mi bilemiyorum, ev kadınları yumrukları havada, belki de ilk kez bu kadar kendilerini unutarak bağırmaktaydılar. Natalia'nın ve Neslihan'ın neredeyse topu sahada çakan smaçlarında, Özlem'in, Aysun'un bloklarında havalandılar. Maçtan sonra da, belki bazılarına tuhaf gelmiş olabilir ama oyuncuların göbek atmasına katıldılar. Oh be! Kadın gibi sevindiler! Çatlata çatlata neşelendiler!
"Ağlamak istiyorum"
Bir de spikerler: Almanya maçında hakeme "Allah belanı versin!" diye bağıran spikerler hiç üzülmesinler. Ya da "Seyircinin âşık olduğu oyuncu Natalia" diye anons yapan spiker... Onlar Türkiye'nin "neşeli sivil tarihine" geçiyorlar. Vaktiyle "Sizce de Yekaterine Gordiyeva çok güzel bir hanım değil mi sayın seyirciler?" diye soran buz pateni spikerinin, "Ağlamak istiyorum!" diye bağıran futbol spikerinin yanına onların da isimleri geçiyor, sıkılmasınlar.
En son söz de kızlara: Biz bu maçı aldık kızlar! Tebrikler hepinize.
ecetem@hotmail.com
|
|

|