|


Türkiye devekuşu değil!
Bir konuyu, hele Türkiye'de evirip çevirip defalarca yazmak bizim mesleğin alın yazısı. Irak'a asker tezkeresi de bunlardan biri. Şimdiye kadar kim bilir kaç yazı çıktı bu konuda.
Bir kez daha özetlersek:
(1) Türkiye, Irak'ta olan bitene kayıtsız kalamaz. Kayıtsız kalmanın riskleri daha büyüktür.
(2) Irak'taki istikrarsızlık ve otorite boşluğundan dolayı Türkiye özellikle 1990'lı yıllarda çok çekmiştir. Türkiye'nin çıkarı, bu ülkenin normalleşme ve demokratikleşmesinden geçiyor.
(3) Ne kadar süreceği belli değil ama Türkiye'nin Irak'taki komşusu bugün artık Amerika'dır. Türkiye'nin çıkarları Irak'ta istikrar ve düzenden geçiyorsa, o zaman Amerika'yla da işbirliği önem taşıyor.
(4) Kuzey Irak'ın Türkiye'ye karşı bir şiddet ve istikrarsızlaştırma üssü olarak kullanılmasını istemiyorsak, Kuzey Irak'taki PKK - KADEK varlığını etkisiz kılmaktan yanaysak, bu da Amerika'yla iyi ilişkilerden geçiyor.
(5) Irak'ta yeni bir devlet inşa ediliyor. Yakın ihtimal, bu devletin bir federasyon olacağı yolunda. Irak Kürtleri, Irak'ın kuzeyinde yeni federal devletin ağırlıklı bir parçasını meydana getirebilecek. Türkiye'nin bu oluşumda, büyük bir bölge ülkesi olarak, belirli ölçülerde söz hakkı olabilmesi ya da söylediklerine kulak verilmesi için de Amerika'yla işbirliği gerekiyor.
(6) Irak'taki Türkmenler açısından da durum herhalde farklı değil.
(7) Türk işadamları Irak'ta ihale alacaklarsa, bu ülkeyle daha çok iş ve ticaret yapacaklarsa, (ki daha şimdiden yapıyorlar) Türk - Amerikan ilişkilerinin önemini kimse gözardı edemez.
(8) Türkiye ekonomik olarak yalnız Irak'ta değil, bundan sonra Ortadoğu'da da varlığını daha etkili kılacaksa, Amerika'yla iyi olmak daha akıl karı bir politika tercihidir.
(9) Yeniden inşa edilmeyi bekleyen Irak'la Türkiye'nin yalnız ekonomik ve güvenlik bakımından değil, her alanda 'ilişki altyapısı'nı bugünden yenilemeye çalışması lazım. Bunun için de Amerika'yla ilişkiler önem taşıyor.
(10) Uluslararası ilişkilerin yüreği bugün Ortadoğu'da ve tabii Irak'ta atıyor. Dünyanın şimdiki istikrarsızlık kuşağı olan bu bölgedeyiz biz de.(*) Bu belalı coğrafyayı nelerin beklediği son olarak İsrail'in Suriye'yi vurması ve İran'a gözdağı vermesiyle bir kez daha ortaya çıktı.
Türkiye ne yapsa, "Ben bu oyunda yokum!" diyemez. Yokum demesi, kayıtsızlık ve hareketsizliği seçmesi, Türkiye'yi risklerden korumaz, tam tersine karşılaşacağı belirsizlikleri artırabilir. Türkiye devekuşu gibi başını kuma gömemez.
(11) Konuya Avrupa Birliği penceresinden bakılırsa... Örneğin bir Berlin'de, bir Paris'te bile '1 Mart tezkeresi'ne göre daha farklı bir havanın estiği söylenebilir. Evvelce Türkiye'nin muhtemel üyeliğine, "Eyvah Ortadoğu'ya, belalı coğrafyaya mı komşu olacağız?" diye özetlenebilecek görüşün değişmeye başladığı görülüyor.
AB eğer ABD karşısında bir ağırlık olmak istiyorsa, bundan böyle Ortadoğu'da ağırlığını hissettirmek zorunda olduğunu, bunun için de Türkiye'yi görmezlikten gelemeyeceğini artık görmeye başlamış durumda. Yani Türkiye'nin Ortadoğu'da varlığını belli etmesi ve Amerika'yla iyi ilişkileri, AB'ye giden yolda artık eksi değil, gitgide artı puan olarak sayıldığı dikkati çekiyor.
Şöyle söylenebilir:
AB'nin Doğu'ya doğru genişlemesinin dinamikleriyle, Türkiye'yi içine alabilecek genişlemesinin dinamikleri farklı olacağa benziyor. Bu açıdan, Dünya Ekonomik Forumu'nun geçen haziran ayındaki Lut Gölü toplantısında gerek AB'nin Dışişleri sorumlusu Solana'nın, gerekse Alman Dışişleri Bakanı Fischer'in verdikleri "Ortadoğu'ya Türkiye'yle komşu geliyoruz" mesajlarının altı çizilmeli...
(12) Türkiye'nin Amerika'yla işbirliğine ihtiyacı var, doğru. Peki, Amerika'nın Türkiye'yle yok mu? Elbette var.
(13) Amerika'yla iyi ilişkilerin bugünkü anahtarı öyle anlaşılıyor ki, Irak'a asker göndermek... Üst düzeyde bir Dışişleri yetkilisinin deyişiyle, "Türk - Amerikan ilişkileri yeni bir '1 Mart kazası'nı kolay kaldıramaz."
Özetin özeti böyle.
Bu nedenlerle hükümetin TBMM'den dün almış olduğu asker gönderme izni isabetli oldu.
(*) Büyük Ortadoğu'da Türkiye'nin kendi jeopolitiğine anlam kazandırması için neler yapması gerektiğine dair ilginç bir yazı, Emekli Büyükelçi ve eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Özdem Sanberk'in imzasıyla 4 Ekim 2003 tarihli Radikal gazetesinin 9. sayfasında çıktı.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|