|
|


Futbol sevmeyenler, birleşin!
Gönüllü-gönülsüz herkesin hayatına sızan futbol, güzelliğini kaybediyor
Can Kozanoğlu
Gaziantepspor, Süper Lig'in en istikrarlı ve güçlü takımlarından biri. Celal Doğan iyi bir başkan. Ama bir sorun var: Gaziantepspor, üç büyüklerle oynamadıkça stad dolmuyor. Ve televizyon yorumcuları, spor yazarları yüklendikçe yükleniyor: Nasıl olur da Gaziantep halkı her maçta stadı doldurmaz!
Gaziantep'te takımın gücü ve yönetimin çabalarıyla seyirci potansiyeli arasında bir uyumsuzluk olduğu doğru; Celal Doğan'ın her sezon küstürülmesi yanlış, vs. Ama bir şehrin insanlarını futbola topyekûn düşkün değiller diye suçlama hakkını kim nereden alıyor? Her bölge, her şehir, her insan futbol hastası olmak zorunda mı? Maça gelmiyorlar da kebapçıya gidiyorlar, evde televizyon seyrediyorlar, piknik yapıyorlar, sevişiyorlar, dövüşüyorlar. Kime ne!
Edebiyat dergisinde futbol
İki ay önce yeni bir edebiyat-sanat dergisi çıktı: Picus. İlk sayının kapağında Murathan Mungan ve Ümit Karan. İşte farklı kesimlerden şöhretleri buluşturma esprisi filan. Açıklaması ne olursa olsun, bir edebiyat-sanat dergisinin ilk sayısının kapağında futbolcu fotoğrafı... Derginin herhangi bir sayısında 'futbol ve edebiyat' dosyası yayımlanabilir, çok okuyan bir futbolcuyla söyleşi yapılabilir. Ama bu çok farklı bir şey.
İstanbul'daki Bach Günleri piyanist Mehmet Okonşar ve DJ Yakuza'nın ortak performansıyla bitiyor. Bir tür parti. Ama diğer yandan Bach konseri. Programda Galatasaray-R.Sociedad maçının dev ekrandan yayını da var. Parti havası marti havası boşverin, Bach Günleri'nde maç yayını ne alâka? (Birisi de sallarmış şimdi, Bach müziğiyle 3-5-2'nin uyumu gibi bir şeyler. "Bach 4-3-3'le olmaz!" (Birkaç insanımız var ki, beklerim yani böyle bir sallama...)
Siyasiler de 'futbol' konuşuyor
Meclis'in açılış resepsiyonundan canlı yayın, Genelkurmay Başkanı gazetecilerle konuşuyor. Mevzu futbol.. Başka yerde Başbakan konuşuyor, mevzu futbol. Televizyonlarda tek bir pozisyon yirmi saat tartışılmıyormuş, hiç futbol programı yokmuş gibi, ana haber bültenlerinde futbol; gazetelerin ilk sayfalarında spot olarak değil nal gibi futbol; müzik programlarında futbol, ekonomi programlarında futbol, tartışma programlarında futbol, billboard'larda futbol, reklamlarda futbol. Terlik, ayran, benzin; hepsi futbolla pazarlanıyor.
Çok vahim bir doz kaçırma pozisyonuyla karşı karşıyayız ki, bu pozisyon 'penaltı mıydı, değil miydi' muhabbetlerinden daha fazla tartışılmayı hak ediyor.
Yazının buraya kadar olan bölümü, beni tanıyanları şaşırtmış olabilir. 14 sene önce mayasında futbol sevgisi bulunan uzun bir kitap yazmış, 'futbol faşizmin halkı uyutma aracıdır' tezine hep karşı çıkmış, hayatı stadlarda geçmiş, daha geçen hafta takımın peşinden bin kilometre yol yapmış olan ben, bir şike olayına isyan edişim sayılmazsa, yıllarca futbol yazısı yazmıyorum ve sonunda böyle bir yazı kaleme alıyorum.
Toplumsal şuur kaybı
"Ben ben..." diye gitmek içime sinmiyor ama iyi bir örnek oluşturduğumu düşünüyorum: Futbol muhabbetinin dozu beni ve benim gibileri bile bunaltacak hale gelmişse...
Niçin böyle oldu? Futbol büyük bir endüstri, büyük bir çark. Medya futbolu sömürürcesine kullanıyor. Tüketim malları üretenler de kullanıyor. Hepsi doğru. Klasik tezdir, siyaset futbolu kullanıyor. Bir ölçüde bu da doğru. Ama bunların toplamından daha büyük bir şey var ortada. Ekonominin, paranın, medyanın, meşhur piyasaların, sistemin belirleme gücünü aşan bir tür toplumsal şuur kaybı.
Futbol, bence, insanlığın geliştirebildiği en güzel oyunlardan biri. Zaman, emek, enerji, para. Uğruna harcanacak her şeye değer. Bazen, hatta maalesef çoğu zaman, 'şer' güçler tarafından kullanılabilir; biraz ayıklarsınız, biraz takmazsınız; futbol yine güzel kalır. Ama 'oyun sahasını sınırlayan çizgiler' içinde kaldıkça.
Her alana sızan, gönüllü-gönülsüz herkesin hayatına neredeyse 24 saat dayatılan futbol güzelliğini kaybedip çok sevimsiz bir şeye dönüşebiliyor.
Bu ülkede futbolu sevmeyen insanlar da var ve onların hakları giderek daha çok gasp ediliyor. Ki bu, küfürlü tezahürattan daha terbiyesizce bir şey.
Herkesin 'bi beş dakka' futbolsuz kalabilme hakkı var.
POPULER KÜLTÜR

CHP'ye ikinci adam geliyor
İki futbol kültürü karşı karşıya
Futbol sevmeyenler, birleşin!
Zirvede yapayalnız
ANADOLU STARLARI
New York'ta seks
"Meltem, elini Tony'nin elinden hemen çek!"
Halıcılık 'Zerda'yla dirildi
Köyümüzde sigara içmek yasaktır!
Suç, gençlerin değil!
Artık her şey pop
Yeni beyaz Türk gençliği
POPUN YARIM ASRI
Kısa kısa...
|
|
|