|


"Ne geçmiş, ne gelecek; gününü yaşa" avuntuları
Her ne kadar "Biz, bize benzesek" de; kendimize benzemekten vazgeçip, "çağdaş uygarlık düzeyine varmak" için; taklit edebileceğimiz bir model bulmaya çalışmakla geçirdik son iki yüz yılı, biliyorsunuz.
19. yüzyıl boyunca Fransızları, 20. yüzyıl başında Almanları, sonra bir miktarı münasip Sovyetler'i, 1945'ten sonra da ABD'yi...
***
1947'de İsmet Paşa'nın CHP içinde başlattığı gençleşme, yahut 35'ler hareketinin öncüsü Nihat Erim şöyle diyordu:
- Kısa zamanda küçük Amerika olacağız.
***
Sanıyorum artık kendimiz için, "küçük Amerika olduk" diyebiliriz.
Şöyle ki:
1- Büyük Okyanus'tan gelen hortumlarla dev dalgalar, yani siklonlarla, tsunami ABD'nin doğu kıyılarında damları uçuruyor, ağaçları yıkıyor, evleri yerle bir ediyor; bizde de Ege'yle Marmara'dan esen lodos rüzgarları aynı şeyi yapıyor.
2- Bizde sık sık orman yangınları çıkıyor, ABD'de de çıkıyor.
3- ABD'de, New York'u bile felce uğratan uzun elektrik kesintileri oldu; bizde de sık sık oluyor.
4- ABD askerleriyle Irak'a girdi, biz de giriyoruz.
5- ABD'de büyük mafya örgütleri var, bizde de var.
6- ABD'nin para birimi dolar; bizde de her şey dolara göre hesaplanır.
7- ABD'yi Başkan Bush yönetiyor; bizi de biraz öyle...
"Küçük Amerika" da, ancak bu kadar olabilir, öyle değil mi?
***
Üstelik 19. yüzyılın ünlü Amerikan düşünürü William James'in "mutlak gerçek diye bir şey yoktur, tek gerçek pratik hayatta başarılı ve çıkarın neyi gerektiriyorsa onu yaparak yaşamaktır" ilkesine dayalı "pragmatizm"i; Amerikalılardan daha çok etkiliyor bizim politikacıları da, üst düzey bürokratları da, avantacıları da, çeşitli mafya gruplarını da, arazi yağmacılarını da, hatta genç kuşakları da...
***
Ne geçmiş, ne gelecek; gün bugün, saat bu saat... Son model bir araba, denize bakan teraslı bir villa, ünlü eğlence yerlerinde gece hayatı, megalo bir hava atma, sıradan insanlara tepeden bakma...
Sadece yanıtı verilemeyen bir soru var:
- Kazanç kaynağın neresi?
***
Bir de bizim "küçük Amerika"nın, büyük ABD'den farkı, nüfusun yüzde 43'ünün köylü kalmış olması.
Ha sahi, bir de bizde sadece 200 - 300 bin kişinin mesleği var; bir de, toprakların kadastrosu yok...
O kadar kusur kadı kızında da bulunur.
***
Gün bugün, saat bu saat dostlar; keyfimize bakalım...
Hele İngiltere Milli Takımı'nı da yenersek bu gece...
Irak'a asker gidecekmiş; gitsin...
Üniversitelerle iktidar arasında gerginlik artıyormuş; artsın...
Açık denizleri kullananların, her zaman çağın temsilcisi oldukları; açık denizleri kullanamayanların, her zaman çağlarının gerisinde kaldığı çıkıyormuş ortaya; çıksın...
Geceleri gemilerin solunda yanan "kırmızı" ışığın "iskele" tarafı; "yeşil" ışığın "sancak" tarafı olduğunu pek bilen yokmuş, bir yarımada olan Türkiye'de; olmasın.
Avrupa burjuvazisi, işçi sınıfı sömürüsüne artık gerek bırakmayan teknolojik bir gelişim sonucu, "ulus - devlet" modelini aşarak, Avrupa Birliği vatandaşlığını başlatmış ve dünya vatandaşlığının kapısını aralamış; aralasın...
Böylesi hızlı bir değişime ayak uyduramayanları, 21. yüzyıl silip geçeceğe benziyormuş; benzesin...
***
Gün bugün, saat bu saat... Ne geçmiş, ne gelecek... Tadını çıkarmaya bakın hayatınızın.
Ancaaak...
Evrensel ekonomi ve küreselleşmeyle başlayan saydamlık, pragmatizmden pek anlamaz...
Hayatı hak etme çabasına girmeden, kestirme yoldan avantamı bulayım da, günümü gün edeyim, derken...
Dral dedenin düdüğü gibi kalıvermek de vardır ortalıkta...
***
Her ne kadar Williams James, "mutlak doğru" diye bir şeyin bulunmadığına, tek doğrunun pratik hayattaki başarı olduğuna inanıyorduysa da; kardeşi romancı Henri James, gerek toplumların, gerek bireysel yaşamların çok daha karmaşık denklemlerden oluştuğunu ve genellikle düşleri gerçekleştirme çabalarının yarım kaldığını yansıtıyordu eserlerinde...
Sürekli bir değişim içindeki Kozmos'un, yahut kainatın, insan toplumlarındaki bir yansıması olan "değişim" ise, "mutlak bir gerçekti".
Ve hayat, mutlaka yaşamanın bedelini ödetiyordu insana. Bedelini ödemeden, pek bir yere varamıyordun, varmış gibi görünsen de; yani efendim eziklik duygularını, övünme abartılarıyla telafi etmeye çalışsan da...
***
Evrensel başarılara karşı bitmeyen bir susuzluk çeken Türkiye, şimdi milli maça kilitlenmiş durumda...
Ve bir de kazanırsak... Allah Allah...
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|