|


Tehlikeler...
TBMM'nin Irak'a asker gönderilmesine izin veren kararı, hem Türk - Amerikan ilişkileri, hem de Ankara'nın Yeni Irak gerçeğini benimseme süreci açısından önemli bir adım.
AKP hükümeti, Washington ile işbirliğinin 1 Mart darbesinin etkilerinden kurtarılarak yeniden somut bir zeminde tanımlanabilmesi amacıyla hareket etti. Hükümet ayrıca, Irak'ın geleceği belirlenirken eli kolu bağlı oturan bir başkent olmaktan çıkıp sahada yerini almış bir taraf olma isteğini ortaya koydu.
Bu açıdan bakıldığında, AKP milletvekillerinin büyük çoğunluğunun onayı ile alınan karar, "kâğıt üzerinde doğru" bir karardır.
Nitekim bu karar, uluslararası siyasi dilde, "ABD'nin Irak'ta başarılı olmasını istiyorum; Washington'ın hedefine ulaşmasına bizzat katkıda bulunmaya hazırım" diye tercüme edilmiştir ve yine kâğıt üzerindeki haliyle, Türk - Amerikan işbirliğinde yeni bir ufuk açmıştır.
Bu ufukta, aslında Irak konusunda öteden beri bambaşka önceliklere sahip olmuş iki başkentin şimdi "istikrarlı, birleşik, özgür, demokratik Irak" hedefinde ortaklaşması olasılığı vardır.
Bu ufuk aynı zamanda, Türk ve Amerikan askeriyeleri arasında, 1 Mart kararının hem öncesi, hem de sonrasındaki süreçte büyük zarar gören ilişkilerin onarılması şansını yaratıyor: İki ordunun, her iki ülke için de aslında hayati önem taşıyan bir sahada somut işbirliğine girmesi, askeri güven ilişkisinin yeniden kurulmasının belki de yegane yolu.
Üçüncü olarak, Türk askerinin Irak'ta istikrar için özverili bir görev üstlenmesi ve (daha önce örneği, Balkanlar'da ve Afganistan'da görüldüğü gibi) disiplinli ve kararlı bir mevcudiyet sergilemesi, uzun vadede Ankara - Bağdat ilişkilerine olumlu katkı yapabilir. Dahası, Türk askerinin Osmanlı'nın eski topraklarına böylesi bir görevle dönüşü, Türk - Kürt, Türk - Arap ilişkilerinin yeni ve sağlıklı bir zeminde tanımlanabilmesi için kapıyı açabilir.
Bardağın boş kısmı...
Buraya kadar, bardağın dolu kısmına baktık. Ancak Washington'da, bardağın boş kısmına dikkat çekenler de var. Kağıt üzerinde yukarıda saydığımız artılara sahip olan kararın, fiiliyatta eksiler getireceğinden çekinenler var.
Bardağın yarısının neden boş olduğunun yanıtı basit: TBMM kararı, Türk askerini, aslında pek de istenmediği bir yere göndermeyi öngörüyor.
Her ne kadar, bölgeden gelen bilgiler ve ABD'li diplomatların bize aktardıkları, Irak Geçici Yönetim Konseyi'nin bazı üyeleri tarafından dillendirilen "Türk askerini istemiyoruz" ifadesinin kulağa geldiği kadar "kesin" olmadığı yönündeyse de, Iraklılar'ın (ve sadece Kürtler'in değil) Türk askerine bakışının "keskin muhalefet" ile "içten içe kuşku" arasında değiştiği gözlemi yaygın.
Şurası kesin ki, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün yaz başında, Washington'daki muhataplarına ilettiği ve onların da ilk başta fikir olarak benimsedikleri "Irak Geçici Yönetim Konseyi, Türk askerini davet etsin" önerisi, bir temenni olarak kaldı. Bırakın böyle bir ön davetiye elde etmeyi, ABD'li yetkililer şimdi Konsey'den, Türk askerine karşı resmi bir karar çıkmaması için yoğun çaba harcıyorlar.
Provokasyon korkusu...
Washington'daki yetkililerin, Irak'tan yükselen itirazlar karşısında ikiye bölündükleri izlenimindeyim.
Bush yönetimi içinde, Irak'a daha fazla yabancı asker göndermenin "çözüm" olmadığını düşünen, Türk askerinin Amerikan dayatmasıyla bölgeye sokulmasının "özgür Irak hedefi ve Geçici Konsey'in meşruiyeti" açısından soru işaretleri yarattığına inanan ve istikrar gücü operasyonlarına komşu ülkelerden asker almama geleneğinin bozulmasını "büyük hata" sayanlar var. Bu kesim, "TBMM kararı, Türk askerinin Irak'ta görev üstlenmesini şart koşmuyor. Belki de buna gerek kalmaz" diye düşünüyor. Yönetimin resmi çizgisi ise, bu yoldaki itirazların ve zorlukların zamanla aşılacağı, Türk askerinin de Irak'ta er geç görev alacağı yönünde.
Ancak Türk askerinin Irak'a gitmesine istekli de isteksiz de olsalar, Washington'daki yetkililerin üzerinde birleştiği birkaç önemli nokta var.
Bunların başında, "Türk askerinin Irak'ta görev almasının, bölgede istikrarsızlığın devamını isteyenlerin eline fırsat verecek olması" geliyor.
Bir ABD'li diplomat geçen hafta bana, "KDP ve KYB, Türk askeriyle sürtüşmenin kendilerine hiçbir yarar getirmeyeceğini ve Irak'ın çıkarına olmadığını açıkça görüyor" dedi. Bu diplomata göre, Türk askerinin Irak'ta görev alması halinde, Kürt partilerinin herhangi bir saldırı ya da provokasyonda bulunma olasılığı yok.
Ancak böyle bir provokasyonun, bu partilerin temsil etmediği bazı Kürt gruplarından, Baasçı Sünniler'den, hatta ABD'yi zor durumda bırakacak her türlü karışıklıktan medet uman El Kaide'den gelmesi mümkün. Irak'ta Türk askerlerine yönelik bir saldırı, bu saldırının kaynağının yanlış yorumlanması, dolayısıyla da provokasyonun amacına ulaşması ABD'li yetkililer için korkulu rüya.
Askerin disiplini...
Türk askerinin daha önce istikrar ve barış gücü görevi yaptığı yerlerdeki profesyonel tavrını bizzat gözlemiş olan bütün ABD'lilerden, bu konuda "övgü" cümleleri işitebilirsiniz. Ancak iş Irak'a gelince, bu olumlu izlenim bile yerini bazı kaygılara bırakıyor.
Açıkçası, Süleymaniye baskınına neden olan olaylar, ABD'lilerin belleğinden silinmedi. O olayların, Türk Genelkurmayı'nın en üst düzeyde bilgisi olmaksızın gerçekleştiğini düşünenler, benzer bir disiplinsizliğin İstikrar Gücü kapsamında yaşanmasından çekiniyorlar. Daha doğrudan söylersek, "Türk askerinin İstikrar Gücü misyonunun dışına çıkmayacağından ve bölgedeki varlığını, siyasi dengelere müdahale (örneğin bazı Türkmen unsurlarını silahlandırma) amacıyla kullanmayacağından" emin olmak istiyorlar. Iraklı Kürt grupları da, Türk askeri konusunda böylesi bir güvence arıyor.
Washington'daki yetkililere göre, soru işaretlerini ortadan kaldırmanın yolu, Türk askerinin görev yeri ve koşullarını, bölgedeki hassasiyetleri gözönüne alan bir titizlikle belirlemekten geçiyor. Bu titizlik, örneğin Selahaddin vilayeti yerine, daha batıdaki El Anbar'ın Türk askerinin denetimine verilmesi gibi önemli ayrıntılara yansıyabilir.
Ancak bu konularda henüz hiçbir netleşme yok. Herşey önümüzdeki günlerde müzakere masasına gelecek. O masadan çıkacak kararların, olası tehlikeleri en aza indireceğini umalım.
ycongar@erols.com
|
|

|