20 Ekim 2003 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   


Asmalı Konak'ın sırrı

   
2002'den beri her pazartesi akşamı, yurdum insanını televizyonun önüne mıhlayan Asmalı Konak dizisini bu derece çekici kılan ne?

       
    Asmalı Konak mevcut hiçbir Türk dizisi profiline uymayan, köşe yazarlarını birbirine kırdıran, bu senenin en tutulan dizilerinden biri. Bu dizinin, normalde televiz-yonun yanına yaklaşmayan bir topluluğu bile esir aldığı bir gerçek. Peki nedir bu diziyi bu kadar izlenilir kılan?
   
    Seymen Ağa
    Seymen Ağa, bu dizinin bu kadar çok izlenmesinin ve popüler olmasının nedenlerini incelemeye başladığımızda, hiç kuşkusuz karşımıza çıkan ilk unsur.
    Ancak bazılarının düşünebileceğinin aksine, sadece kadınların değil, erkek izleyicilerin de diziyi izlemesinin sebebi olan unsurlardan bir tanesi...
    Seymen Ağa'nın özellikleri şunlar:
   
  • Batılı eğitimine rağmen, Anadolu kültürünün ve gelenekselliğinin izlerini taşıyan güçlü erkek
  • Ailesine sahip çıkan, kadınları kollayan, onlara kol kanat geren erkek
  • Kıskanç tavırlarıyla Doğulu, karısı için hazırladığı erotik sürprizler ile Batılı erkek
  • Sevdiğini söyleyebilen, karısı ile-karısından daha çok-seks arzusu içinde olan erkek
  • Kıro olmayan, eğitimli, görgülü, caz dinleyen, rizotto yiyen erkek
  • Sadık, karısından tutkulu erkek
  • Klasik esmer Türk erkeği fiziği; Batılı, şık giyim tarzı; Anadolu görgüsü ve Batı entelektüelizminin sentezi erkek
  • "Asarım! Keserim!" demeyen, gerekirse gösteren ağır erkek
  • Hem sert, hem duygusal, hem de kibirli erkek
  • Karısına oral seks yapan erkek

  •     Bu adamı, hem kadınların hem de erkeklerin nezdinde çekici kılan ne? Bu özellikler neden çok tutuluyor? Anlamak için tüketicilerin psikolojilerine daha yakından bakmak gerek.
        Bekâr Kadınlar: Günümüzde o kadar kolay değil hayal ettiğiniz gibi bir koca bulmak. Her şeyden önce günümüz erkekleri çok çabuk kendilerini tek bir kadının kollarına atmak istemezler. Tam da bu yüzden özgürlüklerine çok düşkündürler. "Ne yaptın, hafta sonu neden aramadın?" gibi sorulara gelemezler. Onlar da sever sevmesine ama öyle sevdiklerini söyleyemez, küçük sürprizler yapmayı çocukluk olarak görür, aydönümlerinde çiçek getirmezler. Hepsi, Televole'de Reina kapısına yanaşan Jaguar'lardan her hafta başka bir mankenle inmeyi hayal eder. Bir halı saha maçı için, bırakın sevgilileri ile olan akşam yemeğini, pikniği, sinemayı unutmayı, ruhlarını bile satarlar. Medya'nın da desteklediği (bkz. Çocuklar Duymasın) böyle bir erkek profilinin çizildiği yurdum memleketimde bekâr kadınların, tam da yatağa girdiklerinde hayal ettikleri bir erkek karakterinin olduğu diziyi ilgi çekici bulmalarından daha doğal ne olabilir ki?
        Evli Kadınlar: "Evlilik aşkı öldürür" derler. Bu, herkes için geçerli olmasa da çoğu evlilikte aşk, seks ve tutku evliliğin ilk yıllarında, çocukların da doğmasıyla bitiverir. Kadınlar bir anda anne pozisyonuna sahip olurlar. Erkekler kadınları "Kadınım" diye değil, "Çocuklarımın annesi" diye tanıtmaya başlarlar. Seks oyunları falan yapılmaz çiftler arasında, ne de olsa annelik kutsal bir görevdir ve kutsal şeylere oral seks yapılmaz. Ama kadın hep ister o beyaz dizilerde gördüğü romantizmi, tutku ile yapılan seksi, mutfak tezgahında çalışırken arkasından yaklaşan ve ensesine bir öpücük konduran adamı. Yani Seymen Ağa'nın çizdiği erkek profilini...
        Erkekler: Sanki erkeklerin işi çok kolaymış gibi bahsedip durduk kadınların erkeklerden istediklerinden ve bir türlü alamadıklarından. Erkekler de beğeniyor Seymen Ağa'yı. Adam, onların hep olmak istedikleri bir profil çiziyor. Oysa normalde sokaktaki adamın hali öyle mi? Patronun altında ezilmek, kızdığında bağıramamak, içine atmak, şöyle adam gibi birini tehdit edememek, dayak atamamak, güçlenen kadınların ağırlığını, zayıf kadının "Ben seni buldum, hayatta bırakmam" yapış kanlığını hissetmek. Kısacası, Seymen Ağa, kadınların istediği, erkeklerin de olmak istedikleri erkek...
       
        Bahar
        Sadece Seymen Ağa mı en özenilen karakter? Ya dizinin deli dolu gelini Bahar? Onu ilginç kılan özellikler:
       
  • İçinden geldiği gibi davranan, gözüpek, çılgın, başına buyruk kadın
  • Kendi dünyasının sınırlarını koyan, ilişkisi adına kendi hayatından taviz vermeyen kadın
  • İnsanların karşısında dizlerinin titrediği Seymen Ağa'ya bile karşı koyabilen, ama yine de Seymen Ağa'sı olmadan yapamayan kadın

  •     İşte şimdi de karşınızda kadınların özendiği, erkeklerin istediği bir karakter. Kadınlar özeniyor çünkü o, erkeğin her dediğine boyun eğmeyen, kendi hayatını yaşayan, kendi fikirlerini savunan bir kadın. Erkekler istiyor çünkü o, tabir-i caizse kontrol altındaki hırçın bir at, erkeğin onu kontrol edebildiğini bilmesi, gücünü de hissetmesi anlamına geliyor.
       
        Tutkulu Aşk
        Var mı Seymen Ağa ile Bahar'dan daha tutkulu aşk yaşayanı? Onlarınki yapış yapış olmayan, çekişmeler, kıskançlıklar ve laf geçirmeye çalışmalarla, heyecan düzeyi sürekli en üst noktada tutulan bir ilişki. Rutinden çok uzak bu ilişki kalıbı, "Ben işe gidiyorum, akşama görüşürüz"lü, akşam eve gelince televizyonun karşısında bir çift laf etmeden oturmacalı sıradan ilişkilerin olduğu bugünlerde, ilgi çekmesin de ne yapsın?
       
        Sümbül Hanım
        Türk milleti için ataerkil toplum derler ama herkes çok iyi bilir: Evi ve aileyi gizliden gizliye, saman altından, sanki erkeğin istediğiymişçesine yöneten hep kadındır. Sümbül Hanım karakteri de bu olgunun en önemli sembollerinden biri.
        Sümbül Hanım, kadın egemen aile yapısında düzeni koruyan, ailesinin birliği ve mutluluğu için çabalayan, ailesine karşı yöneltilen tehditler karşısında hiç tereddüt etmeden dişlerini çıkarabilen ve tehdit eden kişinin gözünün yaşına bakmayan ve korumacı tarzı ile çevresinde saygı duyulan bir hanımefendi. Diğer dizilerde anaerkil düzeni sembolize eden kadın karakterlerin tersine enstitü mezunu, şık, bakımlı, kibar ve görgülü bir kadın. Sümbül Hanım'ın düzinelerce yardımcısı da cabası. Hangi kadın istemez eli sıcak sudan soğuk suya girmesin? Tüm bunlarında ötesinde, Sümbül Hanım, evlenseler de boşansalar da, bir zamanlar ayrılmış olsalar da, tüm aile fertlerini aynı çatı altında, dizinin dibinde tutmayı başarabilmiş bir anne.
       
        Aile Yapısı
        Dizideki ailenin yapısı tüketicilerin en çok beğendiği öğelerden biri. Dizideki, Ailenin geniş olması, tüm fertlerinin bir arada bulunması, aile üyelerinin birbirlerine destek olmaları. En beğenilen özellik, makro sistemlerin tutarlı ve dolayısıyla da güvenli olmadığı ortamlarda, sımsıcak güveni sunan, tutarlı bir mikro sistem olan aile kavramı ön plana çıkıyor.
       
        Nevşehir
        Meğer herkes ne kadar meraklıymış Nevşehir'e? Başlayan günübirlik turlar, bölgenin canlanan yerli turizmi... Reklamı yapılsa bu kadar adam gitmezdi, konuşmazdı herhalde. Bölgenin kendine has (otantik) görüntüsünü ve büyüleyici atmosferini görünce, gerçekten de gidesi geliyor insanın Nevşehir'e.
        Öte taraftan yurdum insanı sıkılmış da biraz; hep İstanbul'da geçen dizilerden... Gerçekten de nedendir bilinmez, tüm diziler bu şehirde geçer.
        Halbuki bunun Ankara'sı, İzmir'i, Adana'sı, Trabzon'u ve daha onlarca şehri var. Bu açıdan bakarsak, Türk izleyicisi olarak 'yurdumuzu diziler kanalı ile gezelim, öğrenelim' konsepti altında yeni şehirler tanımanın vakti gelmişti.
       
        Görsel zenginlik
        Bir başka beğenilen unsur ise, dizideki görsel zenginlik. Seyredenler bilirler, dizide insanlardan ve plazalardan çok daha fazlası var.
        Kimi zaman bahçede asılmış çamaşırlar, kimi zaman ibikten su içen horoz, kimi zaman uçsuz bucaksız bozkırlar, kimi zaman güneşin batışı, kimi zaman ise Asmalı Konak'ın avlusundan kısa bir gezinti... Estetik anlamda diziyi güçlü kılan öğeler, şehrin doğal güzellikleri ve konağın tarihsel güzelliği ile içiçe dizide yansıtılıyor.
       
        Sinema dili
        Söylemedi demeyin, bizim tüketiciler gitgide bilinçleniyor. İnanmıyorsanız şu alıntıya bir bakın: "Çok güzel çekmişler. Tıpkı sinema filmi gibi. Renkler çok güzel. Hem kamera da sürekli hareket halinde."
        Peki dizinin sinema filmi gibi çekilmiş olmasının tüketici üzerindeki etkisi nasıl? İlginçtir ki tüketiciler, sinema filmleri için, televizyon dizilerinden daha çok emek, zaman ve para harcandığını; dolayısıyla, sinema filmlerinin daha kaliteli olduğunu düşünüyorlar. Bu dizi de, sinema filmi çeker gibi çekildiği için, diğerlerine kıyasla daha kaliteli bir dizi halini aldı.
       
        Puzzle tamamlama
        Her dizide vardır herhalde bir parça karmaşa... Ne de olsa tüketicinin diziye ilgisini sürekli kılmak adına bir parça gizem koymak her zaman işe yarar. Ancak Asmalı Konak'ta işlenen gizem bir parça farklılaştırıyor kendini...
        Örneğin Seymen Ağa'nın yanaşmalardan birinden bir oğlu var. Herkes (Bahar bile) bu gerçeği bildiği halde, dizinin hiçbir noktasında bu gerçek telafuz edilmedi. Gizemin bu şekilde işlenmesi, izleyicileri de sırra ortak ediyor ve izleyicide sanki ailenin iyiliği için Seymen Ağa'nın bu günahını içinde tutuyor.
       
        Başarının nedeni: Füzyon
        Asmalı Konak, birbiri ile asla aynı anda var olamayacak birçok kavramı bir arada tutabilen, ilk etapta düşünüldüğünde tüm bu zıt kavramların oluşturacağı inanılmaz karmaşanın esiri olabileceği düşünülen, ve/fakat bu zıtlıkları kendi içinde düzeni olan bir sistem çerçevesinde izleyicilere aktaran bir dizi. Dizi, son dönemin popüler konsepti 'füzyon'un en anlamlı örneklerinden biri. Füzyon, etrafımızdaki erişebileceğimiz evrenlerden topladığımız örnekleri sentezleyerek yeni kavramlar oluşturmak anlamına geliyor.
        Asmalı Konak'ta işlendiği biçimiyle 'füzyon'un en ilginç tarafı, birbiri ile ilk etapta herhangi bir şekilde alaka kurulamayacak konseptleri sentezleyerek alakalandırması, içinde zıtlıkları barındırması ve bireyleri, seçim yapmak, rutini yaşamak, tamamlamak ve karar vermek gibi baskı altına sokabilecek aktivitelerden kurtarması.
        Asmalı Konak, taşrada geleneklerden kopmadan, Batı'yı, İstanbul'u yaşayabilmenin öyküsü. Aslına bakılırsa sadece taşra ve batılı yaşam tarzı gibi iki uç noktayı değil, daha birçok birbirine zıt kavramı aynı anda içerisinde barındıran anlatımlar ile dolu bir dizi. Mesele, Nevşehir ne Doğu'ya ne de Batı'ya ait bir yer. Nevşehir Türkiye'nin tam ortasında bir konuma sahip. Bu 'ortada olma durumu'nu anlatan diğer öğelerden birkaçı ise aşağıdaki gibi sıralanabilir:
       
  • Taşra'da İstanbul hayatı yaşamak
  • Geleneklerden kopmadan Batı'yı yaşamak
  • Sert, duygusal erkek
  • Rizotto yiyen ağa
  • Seven ve döven erkek
  • Özgür ama aşkı uğruna New York'u terk eden erkek
  • Hem aşk, hem kavga
  • Hem güçlü, hem de erkeğine ihtiyaç duyan kadın
  • Hem özgür olayım, hem de beni kıskansın.

  •    
       

    POPULER KÜLTÜR


    Yok böyle bi hayat!
    Televizyonda düğün var
    Asmalı Konak'ın sırrı
    Yokedici Arnie, şimdi Vali
    'Bazen buralıyım bazen dünyalı...'
    Dedeni yedim, affet!
    Savaş ve popüler kültür
    Seyyar heykelciler
    Arabeskin yeraltı sarayı
    Hem kanat yiyin, hem oynayın
    Birader 'kumam' olursa
    Savaş, bilgisayar ekranında
    Mecburen nostaljikler!
    Bir dönem böyle geçti-medi
    Zevkli yanılgı: Futbol
    POPUN YARIM ASRI