20 Ekim 2003 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   


Savaş ve popüler kültür

        Can Kozanoğlu

   
    1991'deki Körfez Savaşı'nda, ABD'de Lee Greenwood'un God Bless USA ve Aaron Tippin'in You've Got to Stand for Something şarkıları patlama yaptı. Poster, bayrak, hatıra eşyaları satışlarında büyük artış oldu. Bu savaş yanlısı çıkışa cevap, Sean Lennon'un kurduğu Barış Korosu'ndan geldi. Koro eski bir şarkıyı, John Lennon'ın Give Peace a Chance'ini söyledi. Savaş sonrasının Irak'ını ise, Saddam rejimiyle arası iyi olmayan şarkıcı Kasım ElSeher anlattı; melekler uçuşurken ölüme giden Iraklı küçük çocukların şarkısını söyledi.
    Bu kez, Mart ayında patlayan savaşta yani, Amerikalı poster, bayrak, hatıra eşyası satıcıları yine iyi hasılat yaptılar. Şarkılara gelince; söyleyecek çok şey bulunamadığı için belki, sivrilen bir savaş şarkısı olmadı. Ama olacak. Savaşseverlerden değil, diğer taraftan gelecek. Her gün daha 20'li yaşlarının ortasını bulmamış birkaç Amerikan askeri, ülkelerinden binlerce kilometre uzakta öldürülüyor. Onların öyküsünü aktaran şarkılar mutlaka yapılacak; filmler çekilecek. Iraklılar'ın dramını anlatan şarkılar ise bu kez iyice yürek yakacak.
   
    Savaş şarkıları
    Savaşların da popüler kültürle alışverişi oluyor. Hem de çok yoğun bir alışveriş. Üstelik popüler kültürün yapaylığa, sahteliğe meyilli çarkları, savaş durumlarında dişlerini her zamanki kadar gösteremiyor. Tabii ki ticaret işliyor, bazı şeyler dayatılıyor, bazı şeyler sömürülüyor ama savaşın 'gerçek' yüzünden popüler kültüre yansıyanlar, çoğu zaman, hamaseti de parayı da bastırıyor. Filmler, kitaplar, şarkılar savaşın yarattığı insanlık hallerini yansıtıyor.
    Bu yılın ilk aylarında, savaş patlamadan hemen önce, Cem Fakir'le birlikte, NTV için bir 'Savaş Şarkıları' belgeseli hazırlamıştık. Birinci Dünya Savaşı'ndan İkinci Dünya Savaşı'na, Sarıkamış'tan Vietnam'a, İspanya İç Savaşı'ndan Kore'ye 20. yüzyılın savaşlarını şarkılar üzerinden anlatmaya çalışan bir belgesel...
    Yüzlerce şarkı dinledik, belgeselde yaklaşık 160 şarkıdan bölümler kullandık. Muzip şarkılar vardı, coşkulu savaşa gidiş şarkıları vardı, zafer şarkıları-marşları vardı. Ama ağırlık acı dolu, hüzünlü şarkılardaydı. Biz onları seçtiğimiz için değil, savaşlar ezici bir çoğunlukla acılı, hüzünlü şarkılar yarattığı için.
   
    Gençliğim eyvah!
    Savaş şarkılarına dalınca görüyorsunuz ki, kazananlar için dahi, gidiş yolundaki coşkuyla dönüşteki zafer şarkıları arasında önemli farklar var. Zafer şarkılarına hep bir hüzün sinmiş oluyor. Bizim Kurtuluş Savaşı zaferimizden bile, bir 'Kasap Havası' coşkusu çıkmamıştır mesela. Çıkamazdı da zaten. Meşhur İzmir Marşı'nın derininde, Kurtuluş Savaşı için bestelenmemiştir zaten, ince bir hüzün vardır. Karayılan Türküsü, Yörük Ali, Yanık Ömer... Kahramanlık türkülerinin hiçbirinde şıkır şıkır oynayamazsınız. Çanakkale Zaferi her sene kutlanır; Çanakkale Türküsü'nün nakaratı 'Gençliğim eyvah'tır, vs.
    Ki bunlar, zafer havasına eşlik eden şarkılar. Diğer tarafta göç, ayrılık, hasret, gözyaşı, acı, ölüm... Başka bir şey yok. Sarıkamış Türküsü'ndeki çığlıktan Vietnam şarkılarına hep öyle. Amerikalılar'ın Vietnam'daki kahramanlık şarkısı Ballad of Green Berets'i kim takar şimdi? Ama Vietnam'da ölenleri, bedenen ya da ruhen kaybolanları anlatan şarkılar hâlâ dinleniyor. Hatta savaşla pek alâkası olmayan bir şarkı, What a Wonderful World, bir süredir Vietnam'ı onlardan daha öncelikli olarak simgeliyor. İçindeki ekstra hüzün dozundan olsa gerek.
   
    Hani istikrar şarkıları?
    Acı şarkıları, hüzün şarkıları, göç şarkıları, ölüm şarkıları, ayrılık şarkıları... Peki, istikrar şarkıları, huzur şarkıları, masada yer bulma şarkıları, yeniden yapılandırma şarkıları? Onlar hiç yok. Yok böyle bir şey. Yazılmamış, söylenmemiş, dinlenmemiş.
    Ya savaş acılarını, göçü, ayrılığı, ölümü yaşayan insanlar için masada yer kapmanın, bölgesel dengeler içinde söz sahibi olmanın, yeniden yapılandırma sürecinde etkin konum edinmenin, yani 'siyaset+diplomasi+medya' dilinde kutsanan şeylerin fazla bir anlamı kalmıyor.
    Ya da savaşla, silahla, ölümle istikrar, mutluluk, huzur filan gelmiyor.
    Savaş dönemi şarkılarını jeo-stratejik, jeo-politik yorumlar yapanlar değil, savaşı yaşayanlar yazıyor. Ismarlama şarkılar, pompadan doldurulmuş marşlar uçuyor; geriye hakiki insanlık hallerinin şarkıları kalıyor.
    Reel-politik, bölgesel güç olmak, masada yer kapmak... Yazması söylemesi güzel de, şarkıların rehberliğinde anlıyoruz ki, hiçbiri hakiki insanlık hallerine denk düşmüyor. Ama hâlâ birileri ölüme sürülüyor, gencecik çocuklar savaşa gidiyor; birileri de ölümün niçin kaçınılmaz olduğunu anlatıyor.
    "What a wonderful world", di mi? Güzel âlem, güzel işler...
   
   

POPULER KÜLTÜR


Yok böyle bi hayat!
Televizyonda düğün var
Asmalı Konak'ın sırrı
Yokedici Arnie, şimdi Vali
'Bazen buralıyım bazen dünyalı...'
Dedeni yedim, affet!
Savaş ve popüler kültür
Seyyar heykelciler
Arabeskin yeraltı sarayı
Hem kanat yiyin, hem oynayın
Birader 'kumam' olursa
Savaş, bilgisayar ekranında
Mecburen nostaljikler!
Bir dönem böyle geçti-medi
Zevkli yanılgı: Futbol
POPUN YARIM ASRI