20 Ekim 2003 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   


Mecburen nostaljikler!

   
Türkiye'deki müzik sektörünün yaşadığı tıkanıklık yüzünden, Yaşar'dan Deniz Seki'ye ve Teoman'a kadar genç pop şarkıcılarının birçoğu, eski şarkılara yöneliyor.

        ORHAN KAHYAOĞLU

   
    Birkaç ay önce nostalji rüzgârının, geçmişe özlemin kaçınılmaz bir sonucu gibi görünen Sevdiğim Şarkılar adıyla Yaşar'ın bir albümü yayımlandı. Bu çalışma şarkıcının 'çok sevdiklerini' yeniden yorumlama dürtüsü, isteği gibi gözükse de, her boyutta İMÇ ve Türkiye'deki pop müzik sektörünün üretim düzeyindeki kan kaybının kaçınılmaz bir uzantısı olarak da değerlendirilebilir.
    Özellikle Türk halk müziği geleneğinin türküleri, 40 yılı aşkın süredir Türk pop müziğinin temel kaynaklarından biri olageldi. Dünya popüler müziğinde olduğu gibi. Tüketim kültürü ve müziğinin 'kendiliğinden' akan bir süreciydi bu. Ama, '60'lı yılların sonuna gelindiğinde yeni şarkı üretimi bu akışa büyük ölçüde müdahale edecek ve yeni şarkılar, türler ve akımlarla pop müzik endüstrisi büyük bir ivme kazanıp dünya ölçüsünde bir standartlaşmayı oluşturacaktı.
   
    Pop patlaması
    Ancak, temel pop standartlaşması kaçınılmaz tıkanmalar yaşadıkça, dev medya desteğiyle yeni akımlar üretilecek, hakim soundlardaki sıradanlık hemen farklı müzikal formatlara kanalize edilecekti. Bu devinimde büyük payı teknolojik ve elektronik gelişmeler üstlendi.
    Türkiye'nin pop müzik geleneği ise 1990'lara kadar pre-kapitalist bir özellik taşıdı. Geleneksel müzikler ve arabesk, her zaman Batı pop müziğinin fazlasıyla önünde bir önem taşıyordu. Tabii kentli bir potansiyel izleyici kitlesi vardı. Ama, müzik pazarında 1990'lara kadar ağırlığını koyamadı. Bu dönemle birlikte, gerçek anlamda bir tüketim kültürünün ağırlığını hissettirmesiyle 'pop patlaması' gerçekleşecek, sayısız yeni ve genç pop şarkıcısı, o dönemin gündelik duyarlılığına yanıt veren şarkılar ürettiği ölçüde Türk popu gerçek tanımını, anlamını bulacaktı.
   
    Türkü ve arabesk de poplaştı
    Tekno-pop bir çizginin ilk aşamada ağırlığını koyduğu bu açılımın değindiğimiz sıçraması, kısa sürede bir müzikal standartlaşmaya dönüşünce tıkanmaya başlayacak, sektör de kendine yeni yollar aramaya 1995'in hemen ardından yönelecekti.
    Bir ara, yurtdışında yaşayan bazı gençler ilginç şiveleri ve görece daha dünyevi pop vizyonlarıyla çıkış yaptılar. Aynı zaman diliminde 'eskiye özlem' rüzgârı içinde bir çok ünlü şarkıcının bir tür 'best of'ları büyük ilgi odağı oldu. Bazıları eski kayıtlar olarak yayımlanacak, bir kısmı eski şarkıların yeni formatlarda düzenlenip yayımlanmasına dönüşecekti.
    Bu arada, müzikal altyapı ve düzenleme fikirleri, teçhizat ve enstrümanların kullanımıyla, önceki on yılların halk müziği, sanat müziği, arabesk gibi geleneksel karakteri ağır basan müzikler, hızla eski-yeni şarkıcılarca pop çizgisine evrildiler. Ve en büyük kaynak, standartlaşan eski türküler oldu. 1990'lı yılların sonunda, yeni şarkılarıyla gündem oluşturan şarkıcı modelinin sayısı görece azalmaya başladı. Geleneksel, arşiv niteliği taşıyan, etnik karakterli türküler özel bir önem arzettiler. Rock müzik de bu değişimden payını aldı.
   
    Popa nostalji nefes verdi
    Artık türkücüler, sanat müziği ve arabesk şarkıcıları, pop ve rock'çılarla aynı listelerde görülmek zorundalar. Çünkü ortada zengin bir pop formatı telaffuz ediliyor yalnızca. 1990'lı yılların ilk yarısındaki özgün, yeni şarkılara çok az rastlanıyor. Bugün pop müziğin, bir anlamda 'antikalaşmış' şarkılarına gösterilen ilgi hızla artmaya başladı.
    Aynı durum yalnız pop değil, eski türkü ve Türk sanat müziği şarkıları için de geçerli. Örneğin, Muazzez Ersoy'un 'nostalji' albümleri milyonlar satıp büyük ilgi görüyordu. Neredeyse her pop ve rock albümünde bir iki eski parçaya mutlak rastlar olduk. Türkü formatına yaslanan popçuların (örneğin Yavuz Bingöl) repertu- varı hep türkülerden oluşmuştu.
    Bu sürecin yaşanmasındaki en önemli faktör, bizce müzik sektörünün özellikle son yıllarda yaşadığı sıkıntının, kaçınılmaz olarak üretimde düşüşe yol açmasıdar. Bir 'tekrar' alıp başını gidiyor. Türkiye'deki ekonomik kaos ve üretimsizlik, sektörü birinci derecede etkilemekte ve 'ucuz maliyetli' işler kaçınılmaz öne çıkmaktadır.
   
    Yeni pop tıkandı
    Yaşar'ın Sevdiğim Şarkılar albümü çıktığında benim için bu türden düşünceler bir odak konusu olmuştu. Yaşar'ın yaptığı ne ilk ne son çalışmaydı tabii ki. Ama, daha çok genç bir pop şarkıcısıydı. Olaya bu gözle bir daha baktığımızda, birçok şarkıcının (hangi kuşaktan olursa olsun) eski şarkılara eğilimi fazlasıyla dikkat çekiciydi. Belki Yaşar'ın çok özel hayatına, algısına, özlemine cevap veriyordu. Ama gençti, yeni şarkılar üretmesi, kendi müziğini tam anlamıyla kanıtlaması daha belirleyici olsa gerekti.
    Genç Teoman da son albümünde Cem Karaca'nın ünlü Resimdeki Gözyaşları'nın klibini yaptı. Bu örnekler, geçmiş yıllarda hep vardı ama çoğalmaya başladı. Pop-türkü formatı için biraz daha anlaşılır bir durumdu. Ama, genç popçular geçmişe özleme fazla erken yönelmeye başladılar.
    Tekil çabaların ağırlıkta olduğu bu türden pop şarkılarının ardından, son çıkan, oldukça 'yeni' diyebileceğimiz iki albümün daha, tamamen eski şarkılara yaslanması, aslında sektördeki müzikal üretimin bir tür tekrar ve kolaycılığın başka bir örneği. Bir pop-türkücü olarak önemli çıkış yapan Zara, son haftalarda Özlenenler adlı bir double albüm yayımladı. Bu kez türkü formatında bir pop tavrının yerini Türk Sanat Müziği'nin klasikleri alacaktı. Türk musikisinin birçok üstadının 'klasiğini' düzenleme ve yorum tavrıyla, özüne sadık biçimde yorumlayan bir Zara'yla karşılaştık. Muazzez Ersoy gibi 'poplaştırılmadan' söyleniyor bu ünlü klasikler.
    Zara'nın hiç de iyi bir musiki yorumcusu olmadığı, albümde hemen anlaşılıyor. Ama, temel sorunun, bu türden 'yenilik'lerle tekil bir satış alanı oluşturma çabası olduğu açık. Sanki, Muazzez Ersoy'a bir alternatif oluşturma isteğiyle.
    Tam bu albümü anlamaya çalışırken, yine son altı-yedi yılın hızla medyatikleşen pop şarkıcılarından Deniz Seki'nin Aşkların En Güzeli adlı yeni albümünün tamamını 1970'li yılların Türk pop klasiklerine bir bütün olarak yaslaması, yeni pop sektöründeki erken tıkanışın bir başka habercisi.
    Yeni yeni, kendi şarkılarıyla özel bir pop tavrı oluşturma çabasında olan Seki, sanki üretiminden, yeni farklılaşma çabasından vazgeçip, otuz yıl öncelerinin şarkılarını yeniden seslendirmeyi deniyor. Bunu basına, özel bir tutku, seçim şeklinde lanse etse de, bu şarkıları içtenlikle seviyor olsa da, bu erken özlemin asıl itici gücünün, pop üretimindeki, sektörel sıradanlaşma, yeni açılımlara, bestelere doygun bir biçimde yönelmenin, baştan beri değindiğimiz tıkanıklığın bir tezahürü gibi düşünmek daha doğru olur.
   
    Türk popu erken yaşlandı
    Evet, bu durum tüm dünya müzik sektöründe de yaşanıyor. Ama, tüketim kültürünü, müziğini daha henüz birkaç yıldır yaşamaya başlayan bir pop çizgisi için fazla erken bir dönem olduğunu söylemek gerek.
    Bu yönelimin ticari bir akılcılığı beraberinde getirdiği açık. Çünkü yeni müzikal format öyle çabuk sıradanlaşıp standartlaşıyor ki, İMÇ müzikte yeni pop türleri, akımları oluşturmaya, geliştirmeye altyapı itibarıyle henüz elverişli değil.
    Böyle olunca, yeni, gencecik şarkıcıların, geçmişe özlemden çok, ayakta durma, var oluşunu sürdürmek için görece medyatik, nostaljik çizgilere eğilmesini yadırgamıyor insan. Bu beklenmedik değişimlerde, ekonomik kaygıları gitgide artan İMÇ'nin yapımcı ve prodüktörlerinin de özel bir itici güç oluşturdukları kesin. Bakalım, Türk pop müziği ailesi içindeki bu ilginç gelişmeler, önümüzdeki aylarda neye dönüşecek?
   
   
   
   

POPULER KÜLTÜR


Yok böyle bi hayat!
Televizyonda düğün var
Asmalı Konak'ın sırrı
Yokedici Arnie, şimdi Vali
'Bazen buralıyım bazen dünyalı...'
Dedeni yedim, affet!
Savaş ve popüler kültür
Seyyar heykelciler
Arabeskin yeraltı sarayı
Hem kanat yiyin, hem oynayın
Birader 'kumam' olursa
Savaş, bilgisayar ekranında
Mecburen nostaljikler!
Bir dönem böyle geçti-medi
Zevkli yanılgı: Futbol
POPUN YARIM ASRI