|
|


Bedenime sahip olabilirsin! Ruhuma da...
Hayatlarımızı gizliden gizliye iş anlaşmaları ile şekillendirirken, bir yandan da iş sanki sadece bedenimize sahipmiş, ruhumuz bizimmiş gibi yapıyoruz. Kendimizi kandırıyoruz. Kandırmayalım
İDRAK YOLLARI / TUBA AKYOL
O en kritik anda genç kadın başını hafifçe yana yatırarak, gözlerinde kırık bir bakışla; üzgün, neredeyse yalvaran fakat söylediğine de yürekten inanmış kararlı bir sesle şöyle derdi: Bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla!
İşte o anda bir umut yoklar insanın içini. Aynı filmi onlarca kez izlemiş bile olsa, yine de işte, sanki bu defa, film tam da bu noktadan itibaren değişecek, bu kez her şey bambaşka olacaktır.
İmkansız mıdır? İmkansızdır!
Yine de, bir anlığına bile olsa, bir umut titreşiverir. Bu ağır lafın üstüne adamdan adam gibi adam olması beklenir. "Hah" denir, "insan olan bir dak'ka durmaz artık, ısrar etmez, varsa içinde bir nebze insanlık -ki vardır yani her insanın içinde bir nebze de olsa- basar gider.
Hayır efendim, gitmezler. Bu "kötü adamlar" bizim bilmediğimiz bir şeyi bilirler: Bedene de sahip olabilirler -bir süre sonra ruha da.
Zira ruh, bedene eşlik eder. O nereye giderse, ruh onu takip eder. Öyle ruhum orada, bedenim şurada; ne içeride, ne dışarıda; parça pinçik, yarım yarım yaşanmaz hayat.
Yadırganacak bir durum yok ortada
Hayat, gün gelir herkese bunu öğretir.
Aslında hiç de olmak istemediğimiz yerlerde; diyelim para kazanmak için çalışırken
ya da çıkar için birilerine katlanırken, en samimi hislerimizi susup mecburi bir gülümseme takınırken... Kim bilir kaç kez farklı kelimelerle de olsa aynı cümleyi tekrar etmişizdir biz de içimizden: "Bedenime sahip olabilirler ama ruhuma asla!"
Oysa daha biz ne olduğunu bile anlamadan; bedenimize de sahip olurlar, ruhumuza da... Biz hâlâ kendimize ait alanlarımız kaldığını sanırken, bir de bakarız ki tüm mevcudiyetimiz bir başkasının egemenliği altında.
Bu yüzden işte şimdi ne şaşkınlık, ne kızgınlık, ne bi'şey... Varsın Kenan Doğulu ile Tuğçe Kazaz bir firmayla imzaladıkları reklam sözleşmesi ile ruhlarını da bağlamış, ne olursa olsun altı ay ayrılmamayı kabul etmiş olsunlar.
Varsın Tuğba Özay'ın albüm sözleşmesinde iki yıl boyunca evlenemeyeceği ve çocuk doğuramayacağı yazılı olsun.
Yadırganacak bir durum yok ortada.
"Yanlış yaşam, doğru yaşanamaz"
Bilakis, her şey ortada!
Tuğçe Kazaz ile Kenan Doğulu'nun reklam sözleşmesi imzalamalarıyla nikah sözleşmesi imzalamaları arasında hiçbir fark yok mesela. Evlilik akdi gereği bir arada duracaklarına, iş akdi gereği bir arada duracaklar. Hepsi bu!
Ya da Tuğba Özay'ın sözleşmesinde olduğu gibi bir maddeyle garanti altına alınmasa da, biz aslında hepimiz evlenirken, çocuk doğururken iş yerindeki durumu, kariyerimizi göz önünde bulundurmuyor muyuz? Özay'ın ne farkı var bizden?
Bir farkı var. Onlar direkt basıyorlar imzayı. Biz ise hayatlarımızı gizliden gizliye iş anlaşmaları ile şekillendirirken, bir yandan da iş sanki sadece bedenimize sahipmiş, ruhumuz bizimmiş gibi yapıyoruz. Kendimizi kandırıyoruz.
Kandırmayalım. "Yanlış yaşam doğru yaşanamaz" zira. Bedenim orada, ruhum şurada; ne içerideyim, ne dışarıda...
Böyle olmuyor.
Ne bedenimize sahibiz, ne ruhumuza...
Yanlış yaşamı, dibine kadar yanlış yaşayalım bari.
Kim bilir; dipte bir yerlerde nefes alamayarak durumu idrak eder, su yüzüne çıkarız bir gün belki.
Sözleşmeler hayatı ele geçirsin!
Buyrun işte. Madem bedenimiz de, ruhumuz da bize ait değil... O zaman bundan böyle açık açık sözleşmelere madde olsun hayatlarımız. Mesela yarıştan ya da maçtan bir gece önce seks yapmak sporcuların performansını artırıyormuş ya. Hooop, sözleşmeye bir madde. Bir gece önce seks yapmak mecburi diye.
Birol Güven de, Pınar Altuğ meselesinde olduğu gibi, bir daha tongaya düşmesin. Aile dizisi mi yapıyor, o dizideki oyuncuların sözleşmesine "Boşanamaz" diye not düşsün. Dizideki karakter evlilik düşmanıysa, sözleşmede "Evlenemez" diye belirtilsin.
Sözleşmeler hayatı ele geçirsin. Ki zaten bir süredir geçirdi. Artık bu ele geçirme hali aleniyete dökülmeli.
manik depresif köşe
Benim bu akşam iş yerinde sabahlamam gerekiyor ya. Bilemiyorum nasıl, fakat bir şekilde -hangi şekilde?-, ne bileyim içimdeki Arı Maya vız vız oradan oraya seyirtip işleri bitirirse ya da Büyük Şef insafa gelir "Git hadi ama sonra yine gel" derse ya da belki bir istifa dilekçesi eşliğinde, dedim ya bir şekilde buradan çıkacağım. Ben bu akşam illa ki "Asmalı Konak"a ışınlanacağım.
Sonra da "kanserli kadın, hafızasını kaybeden erkek" klişesini kağıt mendille gözlerimi sile sile, burnumu kızarta kızarta izleyeceğim. Fanatik miyim, neyim?
Hamile kadın ped kullanır mı?
"Çocuk da yaparım, kariyer de..." diyor ya şarkı. Hani Orkid reklamında. Yine Nil Karaibrahimgil herhalde, onun sesi yani. Şarkı da mealen şöyle bir şeyi anlatıyor: Artık hayatlarımızda Orkid var, biz o bakımdan çok özgürüz, çocuk da yapabiliriz, kariyer de. İyi de... Kadınlar hamile kaldıklarında regl olmuyorlar ki!
tubaakyol@milliyet.com.tr
YAŞAM

Acıya musalla taşları yetmedi
Anne özlemiyle öldü
Cinsel kimlik 'gen'lerin eseri
Elife'ye mezarda bile rahat yok
Kim tutar sizi!
Lisede dehşet: 2 ölü
Diana, katilini mektupta yazmış
İngiliz kadınlar bedenini sevmiyor
Aileyle oyun başarı getiriyor
Öğrencisini hastanelik etti
Hızlı polis, yavaş olanı öldürdü
Kurşunla evine yürüdü!
'Yanlış kan' kurbanı oldu
4 dolandırıcı gözaltında
Yaraları hızla kapayan jel
Bedenime sahip olabilirsin! Ruhuma da...
Signore
"Bana yalan söyle" oyunu!
|
|






|