25 Ekim 2003 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Diyarbakır'da uygulama...

       
    DİYARBAKIR
    Hafta başında İtalya'nın Siena kentinde katıldığım Türkiye - Avrupa Birliği başlıklı bir konferansta da aynı konunun altı çizilmişti:
    "Uyum yasaları çıktı, iyi güzel! Reformcu adımlar gerçekten etkileyici. Peki ya uygulama ne durumda?.."
    Bir sohbet toplantısı için dün günübirlik geldiğim Diyarbakır'da ben de bu sorunun karşılığını merak ettim. İstanbul ve Diyarbakır'dan aydınların girişimiyle bir yıl önce kurulmuş olan Diyarbakır Sanat Merkezi'nin davetlisiydim. Merkez, yapacağım sohbetin konusunu tek sözcükle duyurmuş:
    Kürtler.
    Uygulama diye sorunca ilk yanıt şöyle geldi:
    "Uyum yasaları öncesinde, konusu Kürtler olarak açıklanacak bir toplantı herhalde yapılamazdı. Ya da kesinlikle bugünkü kadar kolay olmazdı."
    Öte yandan İnsan Hakları Derneği, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Diyarbakır caddelerine kocaman Kürtçe afişler asmış.
    Bu konuda dediler ki:
    "Bir sabah baktık, bilbordlarda Atatürk'ün 'Yurtta barış, dünyada barış!' sloganı. Ama Kürtçe! Hiçbir şey olmadı."
    'Hiçbir şey olmadı' cümlesinin altını çizin. Çünkü, çok değil bundan bir yıl öncesine kadar Atatürk'ün bir sözünü Kürtçe olarak Diyarbakır caddelerinde, bilbordlarda görmek hayal dahi edilemezdi.
    Yani ne demek?
    Uygulama iyi mi gidiyor?
    İyi demek için erken. Geleceğe dönük beklentiler olumlu. Ama bugün için çarkın yavaş döndüğü anlaşılıyor. Güvenilir kaynaklardan dinlediklerim şu noktalarda özetlenebilir:
    (1) Kürtçe dergi, gazete, kitap yayınında herhangi bir kısıtlama yok. Türkçe çıkan yerel gazetelerin, dergilerin bazı sayfaları da Kürtçe basılıyor.
    (2) Yerel radyo ve televizyonlarda ideolojik olmamak kaydıyla her türlü Kürtçe şarkının, türkünün kaseti çalınabiliyor, klibi gösterilebiliyor.
    (3) Ancak yerel radyo ve televizyonlarda henüz Kürtçe haber ve tartışma programları yapılamıyor. Bu konuyu serbest bırakan uyum yasaları Ecevit koalisyonu döneminde geçen yılın 3 Ağustos'unda çıkmıştı.
    Ama daha uygulama başlamadı.
    Şöyle dediler:
    "Top hala ortada. Bir ara TRT bu işe soyundu. Hatta Diyarbakır'da çok iyi Kürtçe bilen, 'ideolojik olmayan' bir sunucu da bulundu. Taslak programlar oluşturuldu. Ve hazırlıkların değerlendirilmesi için Ankara'dan davet beklendi. Bu yılın ocak, şubat aylarında Kürtçe haber yayınının TRT'den yapılması söz konusuydu. Sonra ses seda çıkmadı. Kürtçe radyo ve televizyon yayınları hala beklemede..."
    (4) Uyum yasalarının çıkmasına rağmen yine hala beklemede olan bir konu daha var:
    Kürt dili eğitimi...
    Kürtçe öğreten kurs ya da dershanelerin açılması konusunda herhangi bir yasal engel artık yok. Ama bu konu şimdilik ağırdan alınıyor. Özellikle Diyarbakır'da öyle. Ağırdan alan bu kez galiba devlet değil. Bazı kişilerin yerel belediyelerden aldıkları destekle düğmeye basmaları bekleniyor.
    Batman'da gelişmeler daha hızlı. Kürtçe kurs için resmi başvurunun şu günlerde yapılması gündemdeymiş...
    Bu arada bir not:
    Batman'da açılacak olan Kürtçe dershane binasının girişine bir Atatürk büstü konmuş, altına da Kürtçe "Hayatta en hakiki mürşid ilimdir" yazılmış...
    Uygulama özeti böyle.
    Biri şöyle dedi:
    "Uygulamada adımların hızlanması lazım. Gecikme özellikle sokaktaki adamın nezdinde belirsizlik yaratıyor. 'Bunlar yasaları Avrupa'yı aldatmak için çıkardılar' duygusu uç veriyor. Rahmetli Felat Cemiloğlu'nun bir sözü vardı. 'Önemli olan, mahalle karakolundaki polisle sokaktaki vatandaşın kucaklaşmasıdır' derdi. Eğer uygulama hızlanırsa, bu hava daha çabuk oluşur."
    Uyum yasalarından bu yana bürokrasinin tutumundaki genel bir 'yumuşama'dan söz ediliyor. Uygulamalar konusunda 'direniş'in alt kademelerde daha çok dikkati çektiğini, yukarıya çıktıkça anlayış ve sempati havasının ağır bastığı belirtiliyor.
    Durum böyle.
    Bölgeyi iyi bilen Diyarbakırlı bir aydının deyişiyle:
    "Uygulama konusunda yol kazaları olabilir. Gecikmeler gerilime yol açabilir, açıyor da... Ama bir nokta kesin. Türkiye artık demokratikleşme rayına oturdu. Avrupa Birliği rayı bu. Bundan geri dönüş yapabileceğine ihtimal vermiyorum."
    Uygulama durumu böyle.
    Kısacası, olumsuz değil işler...
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   
   





Taha AKYOL
'Toplumsuz parti'

Çetin ALTAN
Lodosla yağmur, sambayla çaçaça...

Melih AŞIK
Reception krizi...

Fikret BİLA
CHP'nin sorumluluğu

Hasan CEMAL
Diyarbakır'da uygulama...

Güneri CIVAOĞLU
Sis / buzdağı

Can DÜNDAR
Bugün bir gazeteci hapse giriyor

Abbas GÜÇLÜ
Rektörler Anıtkabir'de

Sami KOHEN
Orta Asya açılımı...

Mehmet Y. YILMAZ
Subaşında bir küçük kız

Hasan PULUR
"Madam Butterfly"ı seyrederken...

Derya SAZAK
Pirus zaferi

Meral TAMER
Krugman: Bugünkü resesyon, babalarımızınkine benzemiyor

Güngör URAS
Butterfly ABD'de 115 İstanbul'da 7 dolar

M. Ali BİRAND
Şimdi Deniz Baykal'ı destekleme dönemi