|


Orta Asya açılımı...
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan'ın 4 günlük Kırgızistan - Tacikistan gezisi, Türkiye'nin Orta Asya politikasında yeni bir açılımın işaretini verdi.
Bu gezi, tüm dikkatlerin Irak, Kıbrıs ve AB üzerinde odaklandığı bir sırada, Türk diplomasisinin Orta Asya'da şekillenmeye başlayan yeni dengelerde bir varlık göstermek için çaba harcamayı da ihmal etmediğini gösteriyor.
Başbakan Erdoğan'ın bu vesile ile söylediği şu sözler anlamlıdır: "Biz buralara çok önem veriyoruz. Bazı gecikmeler olabilir. Bunları bir an önce aşmak ve ilişkilerimizde bir sıçrama yapmak istiyoruz..."
* * *
TÜRKİYE 1990'ların başında, bağımsızlığa yeni kavuşan Türki cumhuriyetlere ilgi göstermiş, ancak hazırlıksız olduğu için ilişkileri daha çok (kardeşlik, akrabalık gibi sloganlar kullanarak) duygusal zeminde yürütmeye çalışmıştır. İlişkilere bu bakış açısı istenilen sonuçları vermemiş, hatta bu yüzden zaman zaman (her iki tarafta da) düş kırıklığı yaşanmıştır.
Son dönemde bu ilişkilerin daha gerçekçi ve akılcı bir zemine oturtulmasına çalışılmıştır. Ne var ki, mevcut potansiyel ve olanaklar düşünüldüğünde, bu ülkelerle bağları çok daha ileri noktalara ulaştırmak hiç de zor değil...
* * *
BAŞBAKAN'ın kısa gezisi, bu ülkelerle ekonomik bağların güçlendirilmesi için elverişli bir ortam bulunduğunu ortaya koydu. Aslında bu ülkelerle ticari ilişkiler, komik sayılacak kadar alt düzeyde. Kırgızistan ile ticaret hacmi 40, Tacikistan ile de 50 milyon dolar civarında! Şimdi bu rakamların 200 - 250 milyon dolara çıkartılması hedefleniyor. Tabii ayrıca Türk işadamlarının daha dinamik atılımları ile oralarda yeni yatırımlar, müteahhitlik işleri ve hatta ortak girişimler gerçekleştirilebilir.
Ancak Türk diplomasisini Orta Asya ile daha yakından ilgilenmeye sevk eden önemli siyasal ve stratejik nedenler de var. 11 Eylül sonrası yeni konjonktür, Afganistan'daki olaylar, teröre karşı mücadele birdenbire Orta Asya'yı, küresel stratejilerde kilit bir bölge haline getirdi.
Halen ABD Kırgızistan dahil, birçok Orta Asya ülkesinde askeri üs kurmuş durumda. Başbakan Erdoğan'ın Kırgızistan'dan ayrıldığı gün, Rusya Başbakanı Vladimir Putin başkent Bişkek'e geldi ve bir Rus askeri üssünün açılışını yaptı...
* * *
ABD ve Rusya gibi, Çin de bu geniş bölgedeki yeni "Büyük Oyun"un içinde. Eğer Türkiye'nin "çok boyutlu dış politika" anlayışında bir Orta Asya ayağı varsa (ki kavram olarak var) bu platformda aktif bir oyuncu olarak kendisini göstermek zorundadır. Bu da, duygusallıkla veya lafla değil, "real politik"in icaplarını yerine getirmekle, karşılıklı yarar sağlayacak sağlam ilişkiler kurmakla olur.
Türkiye'nin bu ülkelerle birtakım manevi bağlarının bulunması ve ayrıca onlar için bir örnek oluşturması gibi özellikleri var ki bunlar da bir "artı avantaj"dır.
Bölgede ABD, Rusya, Çin gibi devlerin ve diğer etkin ülkelerin bulunması, bir engel sayılmamalıdır. Onlarla birlikte herkesin yararına bir işbirliği, hatta ortaklık dahi düşünülebilir.
Şimdi Ankara'nın böyle bir amaçla yeni Orta Asya açılımının "devamını getirmesi"ni beklemek lazım...
skohen@milliyet.com.tr
|
|

|