26 Ekim 2003 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   


"Sus mu geldi aniden?"

   
Uçak yere çakılmadan önceki o son saniyelerde filmlerde olduğu gibi çığlık çığlığa bağırmıyormuş insanlar. Olana bitene inanmaz bir sessizlik kaplıyormuş her yanı. Sanki hep birlikte susar, görmezden gelirsek, uçak da belki düşmekten vazgeçer gibi bir sessizlik...

    İDRAK YOLLARI / TUBA AKYOL
       
    Görmek idrak etmektir; bilmek yetmez. Gerçekten ikna olmak için şahit olmak gerekir. Aksi, uçucu bir hayaldir. En tartışılmaz gerçekler bile, kendi gözleriyle görmeyene "hikaye" gelir.
    İnsan böyledir.
    Söylemek inanmaktır; düşünmek yetmez. Eğer söylemezse, insan kendini bile düşündüklerine ikna edemez. Söylemek gerekir. Yüksek sesle tekrar etmek. Ağzından çıkanı duymak gerekir. Şahitler yaratmak... Şahitlere karşı kendini sorumlu hissetmek gerekir.
    İnsan böyledir.
    Liderlerin gözüne
    perde indi
    Pazartesi günü Tayland'da Asya- Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu'nun hükümet ve devlet başkanları zirvesi yapılıyor. Zirveye, aralarında Bush da olmak üzere liderler davetli.
    Tayland Başbakanı akıllı ya, gözden uzak olan gönülden de uzak ya, göz görmezse gönül katlanır ya... Bu yüzden olmalı, zirvenin yapıldığı Bangkok'taki gecekondu mahallesini dev bir perdeyle çeviriveriyor. Liderlerin gözüne bir nevi perde indiriyor. Aman görmesinler. Perdenin ardında ne olduğunu bilseler bile, görmezlerse katiyen idrak edemezler.
    Hem gecekondulara nazır bir zirve, hiç şık olmaz, öyle değil mi?
    Çankaya, türban
    görmek istemiyor
    Bu esnada Türkiye'de de Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle Çankaya Köşkü'nde bir davet hazırlığı var. Davetiyeler hazırlanıyor, davetiyeler dağıtılıyor. Bazı milletvekilleri eşli, bazıları eşsiz davet ediliyor.
    Çünkü niye? Çünkü Çankaya Köşkü milletvekillerinin türbanlı eşlerini görmek / göstermek istemiyor.
    Hem Çankaya'daki bir davette türbanlı kadınların arzı endam etmeleri, hiç şık olmaz, öyle değil mi?
    * * *
    Evet, insan böyledir.
    Var olanı yokmuş gibi susarak ya da olmayanı varmış gibi söyleyerek kendini kandırabilir. Başını çevirip gözlerini sımsıkı yumarsa, eğer görmezse, sırf görmediği için bir gerçeği yok sayabilir.
    İnsan böyledir.
    Peki ya hayat? Hayat; insanın neyi söyleyip neyi sustuğuna, neyi görüp neye kör olduğuna bakar mı? Hayat, insana göre mi ayar eder kendini? Yoksa kendi yatağında bildiği gibi akar mı?
    Ya gerçek? Gerçek, dillendirilmediği için ya da biz görmüyoruz diye gerçek olmaktan vazgeçer mi? İnsan yokmuş gibi yapa yapa kendini kandırabilir belki ama gerçeği değiştirebilir mi?
    Ölüm belki de kör,
    sağır, dilsiz
    Gazeteci Güldal Kızıldemir anlatmıştı. Sanırım düşen bir uçaktan kurtulanlarla röportaj yapmıştı da oradan biliyordu. Demişti ki "Uçak düşerken, yere çakılmadan önceki o son saniyelerde, filmlerdeki gibi çığlık çığlığa bağırmıyormuş insanlar. Büyük bir sessizlik oluyormuş."
    Büyük bir sessizlik... O artık nasıl bir dehşetse; kelimelere, çığlıklara sığmayan bir sessizlik. Olana bitene inanmaz bir sessizlik. Gözlerini gerçeğe sımsıkı yumup ağzını sımsıkı kapayarak bir kabustan uyanmayı bekleyenlerin sessizliği. Ölüm sessizliği dedikleri sessizlik.
    Kim bilir, ölüm belki de kör, sağır, dilsiz! Oysa yaşamın bir dili var; ne kadar bastırılırsa o kadar şiddetle patlayıveren.
    * * *
    Ve uçak... Düşer!
    İçerideki sessizliğe inat büyük bir gürültüyle... n
   
   
manik depresif köşe
    Saçımı kestirdim. İlk hafta bizim çocuklardan başka kimse görmesin diye işyerinde öğle yemeğine inmedim. Bu hafta yemeğe indim ama az kalsın utançtan kafamı çorba kasesine sokuyordum. Hal böyleyken, bir psikoloğa gittim. Saç bunalımımı çözsün diye değil. Açıklayamayacağım bir sebepten, bir psikolog aralarında benim de bulunduğum 25 kadın gazeteciyle görüştü ve bize kişilik testi yaptı. Depresyona eğilimli çıktım ben.
    Maniden affımı dilerim. Saçlarım uzayıncaya kadar, kapı gibi doktor raporum da var; depresyondayım!
   
   
Hangi ünlünün resmi daha kârlı bir yatırım?
    Biz 10 gündür bir dolu dalga geçtik Küçük Şef'le. Efendim, o ve pek sevgili eşleri resim koleksiyonu yapmaya karar vermişler. Gitmişler, tıkır tıkır saymışlar parasını, bir Ruken Aslan almışlar. Biz tabii toplaştık Küçük Şef'in başına, "Ruken Aslan da kim ola ki; niye bir Özcan Deniz, ne bileyim Nurgül Yeşilçay, bir İlhan Mansız almadınız? Onlar da yeni kuşak ressamlarımız, değiller mi? Hadi onlara paranız yetmedi; geleceği parlak bir oyuncunun, mesela Yeşim Büber'in yaptığı bir resmi alabilirdiniz. Ruken Aslan nereden çıktı?" dedik. M.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi'nde doktora yapıyormuş!
    Bu arada gülme şefine, gelir başına...
    Biz böyle dalga geçerken Perihan Mağden en sevdiği iki ressamdan birinin Sami Baydar olduğunu yazmamış mı?
    Benim bir duvarım Sami Baydar dolu. Koleksiyonermişim de, haberim yokmuş! Hazır koleksiyona başlamışken, bir de Yeşim Büber mi alsam acaba?
   
       
Yakında sinemalarda...
    "Körfez Savaşları Bölüm II-Saldırının Klonu"...
    Başrollerde George W. Bush, Condoleezza Rice ve Donald Rumsfeld...
    Ayrıca ilk bölümde de oynayan Dick Cheney, Saddam Hüseyin, Colin Powell...
    Ve beyazperdede ilk kez Usame Bin Ladin, "Hayalet Kötülük" rolünde...
    İyi seyirler!
   
    tubaakyol@milliyet.com.tr
   
   

YAŞAM


Bu seks düşkünü gazeteciler kim?
Milliyet'te otomobil heyecanı başlıyor
Manyetik fırtına 'sinir' bozacak!
Morgdan gözü çalındı
700 metre aşağıda can pazarı
Ormanlar kralı AIDS kurbanı
'60 Saniye' filmi 'yaşandı'
"Sus mu geldi aniden?"
Somonları kedilere kaptırdık
"Aşkından ölüyorum" oyunu!