26 Ekim 2003 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
"Gücü yeten, soyar gücü yettiğin"...

       
    Söylentilere göre bizim Washington'daki diplomatlardan biri, Başkan Bush'a:
    - Sayın Başkan, Irak'a asker gönderecek miyiz, göndermeyecek miyiz; önümüzü göremez olduk, lütfen gözlerimizi açınız, demiş.
    Başkan Bush da kendisine:
    - Sizin, demiş, ünlü bir Nasreddin Hoca fıkranız vardır. Hoca'ya bir gün iki gözü de görmeyen bir kız getirmişler.
    "- Hoca, demişler, sen ermiş bir kişisin; okuyup üfle de kızın gözleri açılsın."
    Hoca:
    "- Benim, demiş, Tanrı'yla bir anlaşmam var; belden yukardaki delikleri o açıyor; belden aşağıdakileri de ben... Hani yani şayet isterseniz... Bana ait bölümde üstüme düşeni yapabilirim."
    Başkan Bush, gülerek devam etmiş:
    - Siz de, Tanrı'dan rica edin gözlerinizin açılmasını... Biz sadece belden aşağıdaki bölümle ilgileniyoruz.
    ***
    İncili Çavuş'a sormuşlar:
    - Çağlarının dışında kalmış ve tam gelişememiş ülkelerde insanlar nasıl yaşarlar?
    Çavuş:
    - Yalaya yalaya yaşarlar, demiş.
    - Neyi yalaya yalaya?
    - Bir üstlerindekinin kıçını...
    - Ya peki yalayamazlarsa?
    - Yok, yalar onlar da...
    - Neyi?
    - Avuçlarını.
    ***
    Bektaşi erenler:
    - Politikaya önce vatanı kurtarmak için girilir, diyormuş; sonra da neden devam edilir biliyor musunuz?
    - Neden devam edilir?
    - Vatan yerine, paçayı kurtarmak için...
    ***
    8.5 milyar dolarlık kredi alınacak mı, alınmayacak mı; yahut verilecek mi, verilmeyecek mi?
    Her türlü önlemi denediği halde, yine de sık sık hamile kalan bir kadın, sonunda doktora gidip anlatmış durumunu:
    - Lütfen bana bir çare gösterin, demiş.
    Doktor:
    - Kolay, demiş, bir bardak limonata içmeniz gerekiyor.
    - Temasta bulunmadan önce mi, yoksa sonra mı?
    - Hayır, sadece yerine...
    Hani yani 8.5 milyar dolarlık kredi de, şu veya bu nedenle askıya alınırsa; acaba bir alternatif bulunabilir mi?
    Doktorun gösterdiği çareyi unutmamak gerek:
    Bir bardak soğuk su içilebilir yerine...
    ***
    Bir CHP'li, dostlarına dert yanıyormuş:
    - Çoğumuzun durumu elden düşme eski plaklara döndü... Şu farkla ki, o plakları bozuk çaldığı için kimse dinlemez; biz ise, kimse dinlemediği için bozuk çalıyoruz...
    ***
    Bir büyük gemide, tayfanın biri, kaptanın yanına koşup hazır ol durmuş:
    - Efendim, demiş, insan bir şeyin yerini biliyorsa, ona kaybolmuş diyebilir mi?
    Kaptan:
    - Yerini biliyorsa, kayboldu diyemez tabii, demiş.
    - Öyleyse bana temizlemek için verdiğiniz pipo da kaybolmadı, aşağıda denizin üstünde duruyor.
    Muhalefet de, tutturdukça tutturdu, devletin itibarı kayboldu, diye...
    Oysa kaybolduğu maybolduğu yok.
    Nerede durduğunu bizim egemenler de biliyor, Başkan Bush da...
    ***
    Bekri Mustafa'ya:
    - Politikacılar halkı genellikle aslana, kaplana, kurda, kartala falan benzetirler. Sen neye benzetiyorsun halkımızı, diye sordular...
    Bekri:
    - Üzüme, dedi.
    - Neden?
    - Çünkü keyif çatmak isteyenler, daima ikisinin de ezip suyunu çıkarırlar.
    ***
    Bu hafta da, vaktiyle Can Yücel'in çevirdiği eski bir Hint şiiriyle bitirelim yazıyı:
    Köpek var, taş yok.
    Taş var, köpek yok.
    Taş var, köpek var;
    Ama sıkıysa at taşı,
    Çünkü köpek kralın...
    Günümüzde krallar kim, köpekler kim; ona da siz karar verin...
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   





Çetin ALTAN
"Gücü yeten, soyar gücü yettiğin"...

Melih AŞIK
Kanun namına

Fikret BİLA
Cumhuriyete saygı

Hasan CEMAL
Çığlık duyuldu!

Güneri CIVAOĞLU
Havada bulut var

Can DÜNDAR
Bir meydanın ölümü

Abbas GÜÇLÜ
Ankara'daki yürüyüş ve sonrası

Hasan PULUR
Burun karıştırmanın tarihe tanıklığı...

Derya SAZAK
Derviş'in yolu

Meral TAMER
Ikınma, tıkınma, sıkılma!

Ece TEMELKURAN
Deryada deryalıklar...

Tamer HEPER
Cennette yaşıyoruz

Güngör URAS
'Osmancık - 97' 'baldo'ya rakip oldu