|


Bir meydanın ölümü
'Sanki büyük bir gürültüyle devrilecekmişçesine sallandı kavak... O her an oluşan, değişen şeyleri görmeyenler sezmediler bunu.
Öğlendi.
Kızılay semtinin en civcivli, gürültülü, servisi en çabuk, en ayak altı yeri olan Piknik'in oraya doğru akıyordu kalabalık..."
Böyle başlar "Yenişehir'de Bir Öğle Vakti"ne Sevgi Soysal...
* * *
Biz ki mazisini biliriz o meydanın; meftunuyuz.
Bir gençlik gömmüşüz göbeğine...
İlk kitabımızı, ilk plağımızı, ilk kotumuzu oradan almışız, yavuklumuzun belini sarmışız Güven Park'ta...
Okulu kırdığımızda, at kestanelerini tekmeleyerek yürümüşüz bulvarında... Kocabeyoğlu Pasajı'nın önü sıra...
O hilkat garibesi oraya dikilmeden önceki sevimli Kızılay binasını biliriz.
Gima'nın önünde büyütmüşüz ergenlik sivilcelerini... Cumartesi öğlenleri...
İlk kişisel adresimiz postanedeki bir küçük kutu olmuş.
Set Kafeterya'dan meydanı süzmüş, Piknik'te birasını içmiş, Flamingo'da pastasını yemiş, Apple'da dans etmiş, Sanatevi'nde sohbetler dinlemişiz.
Dubai gibi salkım saçak ışıklandırılmadan önceki karanlığının içinden geçerek dönmüşüz evimize...
Gökdelenin gölgeleri yol göstermiş bize...
* * *
Tarihe tanıktır meydanımız...
İçinden Atatürk geçti. Sonra İnönü, İran Şahı, Afgan Kralı, Amerikan başkomutanı...
555 K'nın "K"sıydı.
Tarihin en hareketli mayısının 5'inde, saat 5'te orada buluşuldu ve Menderes'in yakasına yapışıldı.
Harbiyelilerin yürüdüğü meydandı o...
Uğur Mumcu'nun çalıştığı...
Albay Aydemir'in çatıştığı...
Sevgi Soysal'ın dolaştığı...
* * *
Şimdi kendini şehrin hükümdarı sanan bir Başkan, Ankara Kızılay Meydanı'nı yayaların karşıdan karşıya geçmesini engelleyen barikatlarla donatıyor.
Yıllardır o kaldırımları arşınlayan adımlarımızı engelliyor yaya geçitlerinden...
Bizden alıp meydanımızı, arabaların sultasına veriyor.
Kızılay'ı, çocuklara, yaşlılara, özürlülere yasaklıyor.
Kalın bariyerlerle kaplı, geçit vermez bir terör kampına dönüştürüyor onu...
Tarihi bir meydanı, işlek bir geçit yapıyor.
* * *
Meydan okumalı, meydanı doldurmalı ve meydanımızı geri almalıyız ondan...
Sanki büyük bir gürültüyle devrilecekmişçesine sallanmalı Başkan'ın dipten budattığı kavaklar...
Kızılay semtinin en civcivli, gürültülü yerine doğru akmalı kalabalık...
Başkan'ın taştan bariyerlerini yıkmalı, yayalara yol açmalı, taşıtların hükümranlığını kırmalıyız.
Şehrin, öncelikle insan için olduğunu kanıtlamalıyız.
Şehrin Başkanı bilmiyorsa bunu; halkı biliyor.
Ve Kızılay'ını geri istiyor.
can.dundar@e-kolay.net
|
|

|