|


Ikınma, tıkınma, sıkılma!
Geçen hafta sonu evde kızımla, hafta içinde bana gönderilmiş kitapları karıştırıp, cumartesi - pazar gazetelerindeki zekâ oyunlarını çözerek pazar keyfi yaparken sıra REMİX'e gelince, günümüzün ondan sonraki bölümünün akışı da belirlenmiş oldu.
REMİX,bir yemek kitabı. Adından da anlaşılabileceği gibi değişik kültürlerden süzülüp günümüze gelen tatlar bir araya getirilmiş. Yemek yemeye de, yemek yapmaya da meraklı, zamanı dar, ufku geniş olanlar için zekice bir karışım! İçinde Gamze'nin hamsili pilavının tarifi de var, Gönül Paksoy'un tavada otlu böreğinin de, bana göre İstanbul'daki en lezzetli suşilerin yapıldığı Etiler - Ulus'taki Sunset Grill'in suşilerinin de... (Gamze kim diye soracak olursanız, herhalde kitabın yazarları Lale Apa ya da Bedriye Medina'nın hamsili pilavının tadına doyum olmayan dostları)
Bitmedi. REMİX, tel kadayıflı karides gibi lokantalarda bir kaç kez yediğim tel kadayıfına sarılmış tavuk ya da karides gibi yiyecekleri evde deneme fırsatı da veriyor. Bir süre önce yurt dışında bir iş gezisinde biberiyeli andiv koymuşlardı önüme, pek beğenmiştim. İlk fırsatta REMİX'teki biberiyeli sote andivi de pişireceğim.
Biberiyeli kabak
REMİX'in geçen pazar kızımla günümüze damgasını vuruş nedeni ise, tam da evde az kalorili yeni tatlar aradığımız bir döneme denk düşmesi oldu. REMİX'ten esinlenerek, kimi ölçüler fazla gibi göründüğü için kendi bildiğimizden şaşmadan kısa sürede, pratik, lezzetli, sağlıklı yemekler pişirdik. Örneğin taze soğan, kekik ve biberiyeyle neredeyse hiç yağsız 8 dakikada sote ettiğimiz "incecik dilinmiş kabaklar", kabak tadı verdi deyimini mat edecek lezzetteydi. (Tariftekinin aksine 1,5 su bardağı kekik koymadık tabii).
Ne zamandır konuklarım için pişirdiğim yemeklere de, pratik ve sağlıklı değişik unsurlar eklemek istiyordum. REMİX, dostlarım için yemek pişirmek istediğimde de işime yarayacak.
Boyner'in müşterileri
Hâlâ gençlik yıllarındaki zarafetini koruyabilen ilkokul arkadaşım Şeyma Oktuğ'a bir doktor arkadaşı demiş ki: "40 - 45 yaşından sonra yapılmaması gereken 3 şey var: Ikınma, tıkınma, sıkılma."
Çok doğru. Pek de hoş sloganlaştırmış. Ama refah düzeyi artan kesimin çoğunluğu, maalesef bu tür uyarıları görmezlikten geliyor.
Boyner Holding Murahhas Azası Cem Boyner, üst - orta ve üst gelir grubu Türklerin son yıllarda nasıl boğazına düştüklerini, hafta içinde katıldığı bir toplantıda ilginç bir veriyle anlatmıştı:
"Son 10 yılda sattığımız tüm giysilerin beden numaralarını üst üste koyarak yaptığımız bir çalışma sonucunda gördük ki, 10 yıl önce en çok satılan bedenler 38 ve 40 iken, bugün ağırlık 40 ve 42 bedenlerde." Bana sorarsanız doğru soruların sorulduğu bir anket formu düzenleseler, 44 bedenin yeterince üretilmediği için satılamadığı bile ortaya çıkabilir!
Tıkınmak öldürüyor
Değişik istatistiki verilerin yer aldığı World Watch'tan aktaracağım birkaç rakam ise fazla tıkınmanın, dünya çapında ne denli ciddi bir tehlike haline geldiğini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor:
Dünyada her yıl 55 - 56 milyon insan ölüyor. Bu ölüm olaylarının yüzde 23'ü gıda, temiz su ve ilaç yetersizliğinden meydana gelirken, (şimdi sıkı durun!) yüzde 46'sı aşırı gıda, alkol ve tütün tüketiminden kaynaklanıyormuş.
Atalarımız boşuna "Can bogazdan gelir, boğazdan gider" dememiş. Demek ki bundan böyle sloganımız: Ikınma, tıkınma, sıkılma!
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|