|


İSKİ'yi kim yola getirecek!
Televizyonun karşısına geçmişim, 29 Ekim törenlerinde öğrencileri izliyorum, aralarında kendimi görüyorum...
Diyeceksiniz ki, gazeteciler mesaide sen ne diye televizyon seyrediyorsun? Hastayım! İki gündür boğazlarım şişti yatıyorum.
Ne yazık ki, tek derdim boğazımın ağrısı, ateşim falan olamadı.
Beynimin içine sondaj yapan İSKİ kahramanları, haftanın 7 günü 12 saat sürdüren çalışmalarına bugün de ara vermediler.
Cumhuriyet Bayramı, İSKİ'nin ağır iş makinelerinin susması için yeterli bir neden olamadı. Bu aslanları Şeker Bayramı'nda da böyle cevval görmek isterim!
Enerji mafyası da türedi
Hastalık falan dinlememiş bu arada size yazacak konular da istiflemişim. Bakü - Tiflis - Ceyhan petrol boru hattında finans sorunları dahil bir yığın sorun çözülmedi. Türkiye kendine ayrılan 1.3 milyar dolarlık harcamanın üzerine çıkarsa... Petrol fiyatları düşmeye devam ederse BTC projesi yatmaz mı?
Özelleştirme programına göre Botaş'ın her yıl yaptığı işlerin yüzde 10'unu özel sektöre aktarması gerekiyor, olmuyor. Rusya anlaşmalarda gizlilik maddesine sarılıyor.
Tekirdağ'da doğalgaz araması yapan bir ABD firması mafya üslubu takınmış, milletin arsasına yok parasına, (3 dönüm araziye 10 yıllığına 2.5 milyar TL) el koymaya kalkıyor...
Ak Platform
Sonra Ak Platform'u yazacaktım... Hülya Koçyiğit'in Tayyip Erdoğan ile otelde görüştükten sonra gittiği bilindiği halde, isminin anons edildiğini; bu yolla belediye başkan adaylığı yoklaması yapıldığını...
Sonucun pek parlak olmadığını...
Protokolün ilginç isimlerden oluştuğunu... Bir sürgün iki tutuklama geçiren Sebil Yayınevi'nin sahibi, yazar Kadir Mısıroğlu. "Anadoluculuk Kemalizmin problemidir" diyerek başına nice problemler açan Mısıroğlu'nun; Moskof Mezalimi, Yunan Mezalimi, Kurtuluş Savaşı'nda Sarıklı Mücahitler, Lozan Zafer mi, Hezimet mi kitaplarından söz etmek de isterdim.
Sanayi Bakanı Ali Coşkun ile Prof. Nevzat Yalçıntaş arasındaki esprili diyalogları; yanımda oturan Taç Vakfı Başkanı Sinan Gemin ve vakıf üyesi Tavit Köletavitoğlu, arkamda oturan İçişleri eski Bakanı Kutlu Aktaş'ın eşi Sema Aktaş Ramazanoğulları ve Çiçek Bar'ın sahibi Arif Çiçek'i platforma neyin çektiğini yazabilirdim. MHP'liler gibi kafa kafaya tokuşarak selamlaşan AKP'liler ile de ilgilenmiştim.
Suç duyurusudur!
Yok işte, İSKİ'nin taş delen makinesinin sesinden sıyrılıp başka bir konuya konsantre olamıyorum. İstanbul'da kollektörler sayesinde denize girilebileceğini müjdeliyorlar. Ne güzel bir yatırım ama hizmet değil...
Bayram, tatil dinlemeyecekler; her sabah 08.00'den, gece 23.00'lere kadar evin içini zapdedecekler, hizmet olacak... Arıtma tesisini mahallenin ortasına sorgusuz sualsiz kuracaklar, "Başarılı olduk" diye oy isteyecekler; hayır vermeyeceğim.
İSKİ'nin inşaat mahalli benim evim!
Savcıları göreve davet ediyorum.
Bilirkişi, evin içindeki sesi ölçse, bize uyurken bile kulaklık taktırırlar.
4 aydır sürüyor bu işkence. Hem psikolojik, hem de fizyolojik olarak sağlığımız bozuldu. Ayrıca Kandilli halkına bu "kazığı çakarlarken" ortaya çıkan depremsel etkileri de anlatacak birileri çıkmalı öyle değil mi?
Kızgınım çok; oysa bugün Bayram'dı, TV karşısında çocuk coşkularıma sarılıp oturacaktım. Devletin zirvesine dertlenecektim.
Not: Bu yazı 29 Ekim günü evde yazıldı.
syilmaz@milliyet.com.tr
|
|

|