31 Ekim 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   




   
   
AKP, sustukça kazanıyor...

       
    Cumhuriyet'in 80 inci yaşgünü gerçekten coşkuyla kutlandı. Ancak, ani çıkan bir tutum değişikliği nedeniyle ağızlarda buruk bir tad bıraktı. Sanki toplumda ayrımcılık yapılıyormuş, inatlaşmaya gidiliyormuş gibi bir izlenim doğdu.
    Çankaya köşkünün bu aşamada türban'lılara kapatılması, kamuoyunda da tasvip görmedi.
    Cumhurbaşkanı Sezer'in, bunca yıl sonra Köşk'e türbanlı sokmama kararı anlaşılamadı. Suskunluğunu sürdürdükçe de, " Ben böyle tasvip ettim, uymakta sizin göreviniz" demek istiyormuş gibi hava yayıldı. Tepeden bakan bir Cumhurbaşkanı resmi çizdi. Oysa kamuoyuna gerekçelerini anlatsa, doğrusu veya yanlışı ile tartışılırdı.
    Sezer'in bu kararını Anayasa mahkemesinin, türbanın kapalı kamu alanlarında kullanılamayacağı yolundaki kararına dayandırdığı söyleniyor. O zaman da insanlar "çok kısa süre öncesine kadar kabul ediyorlardı da, şimdi ne oldu da bu tutum değişti?"sorusunu sorar oldular.
    Bende, Türkiye'nin laik ve demokratik Cumhuriyetinin üstüne toz kondurulmasını istemeyenlerdenim. Bu konuda hiçbir ödün verilmemesini de savunuyorum. Avrupa Birliğine giden bir Türkiye'nin, zaten başka türlü yönetilmesi de söz konusu olamaz.
    Ancak, bir de toplumun inançları var. Bu insanlarımızı tümüyle görmezlik edemeyiz. Türban'ı siyasi bir simge haline getirenlerin oyununa gelmemeliyiz. Bir azınlığı susturmak adına, türban'ı tamamen inançları için kullananları da cezandırmamalıyız.
    Cumhurbaşkanımız yaklaşım hatası yapmıştır. Üstelik Köşk'ü kapatarak geri dönülmesi son derece güç bir süreç başlatmıştır. Cumhurbaşkanlığı Köşkü, bir kesimin kalesi konumuna girmiştir. Dışarda kalanların dışlanacağı mesajı verilmiştir. Bu kararın ilerde değiştirebilmesi de son derece güçtür. Kapalı kalsa soğukluk sürecek, yeni bir Cumhurbaşkanı tarafından açılsa, tekrar gerilimi beraberinde getirecektir.
   
    AKP'NİN TUTUMU ÇOK ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ
    AKP ise Köşk krizinde olgun davrandı.
    Hele oylarının hiç değilse bir bölümünü, muhafazakar-dindar vatandaşlardan almış, geçmişte türban'ı savunmuş bir parti olarak, çok daha büyük tepki göstermeleri doğal sayılabilirdi. Ancak Tayyip Erdoğan krizi tırmandırmadı. Tepkilerini sınırlı oranda göstermekle yetindi.
    Bu yaklaşımı "Devletten korktular" diye nitelendirilemez. AKP'yi kışkırtmak isteyenler bunu söyleyebilirler, hükümet olduklarını ancak iktidar olamadıklarını da iddia edebilirler. Oysa AKP, güç gösterisine girmedikçe toplumda hem prestij, hem de oy kazandı. Açıklanmayan anketlere bakılacak olursa, toplumun büyük bölümünün son krizde AKP'nin yaklaşımını tercih ettiği anlaşılıyor.
    Türkiye, son derece gereksiz bir krizi konuşarak boş yere zaman harcadı. Oysa, yapılacak o kadar çok iş vardı ki...
   
    * * *
   
   
100. YILI FARKLI KUTLAYACAĞIZ...
    Türkiyemiz 20 yıl sonra, Cumhuriyte'in 100 üncü yılını kutlayacak. Ülkemizin taçlanmasını 2023'te yaşayacağız.
    O gün Türkiye, bambaşka bir Türkiye olacak.
    Avrupa Birliğine üye bir Türkiye olarak 100 üncü yaşını kutlayacak.
    Bundan daha güzel bir kutlama olabilir mi?
    100 üncü yaşında artık türban sorununu, imam hatip konusunu geride bırakmış bir Türkiye bulacağız.
    Bundan daha hoş bir durum düşünebiliyor musunuz?
    O günü çok görmek isterim.
    AB üyesi, kendine güveni yerleşmiş, kimlik sorununu halletmiş, kişi başına geliri 10 bin dolara yaklaşmış bir Türkiye... İşte hepiniz gibi benim de rüyalarımı böyle bir Türkiye dolduruyor.
    Bugündan baktığım zaman da, çok farklı kutlama yapmamız gerektiğine inanıyorum.
    Sokakları tankların, silahların doldurmadığı, törenlerde sadece bayrakların, balonların, orkestraların izlendiği bir kutlama olmalı.
    Ülkemizi, Kuzey Kore gibi ülkelerin safından çıkartmamız, sivil demokrasilerin içine girmiş bir statüye sokmamız gerekiyor.
    Sokakları askeri geçit törenleninin değil, çılgın gibi eğlenen genç insanların doldurduğu bir dev kutlama ne hoş olur değil mi?
    Bu sahneleri gördükten sonra herkes rahat uyuyabilir.
   
    (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
   
    mabirand@e-kolay.net
   
   





Taha AKYOL
Devletin ve milletin partileri

Çetin ALTAN
Genç kuşaklar için evrensellik olanağı

Melih AŞIK
Solcu baliciler!..

Fikret BİLA
'General Franks'in yanıldığı ortaya çıktı'

Hasan CEMAL
Başörtüsü ve hisler!

Güneri CIVAOĞLU
Gökyüzünden yeryüzüne...

Abbas GÜÇLÜ
ÖSS'de kritik gün

Sami KOHEN
Yıpratma savaşı...

Hasan PULUR
Ütopya, Etiyopya ve teleme...

Derya SAZAK
Türban ve Çankaya seçimi

Meral TAMER
"Gelecek 5 yıldaki rekabet, son 25 yılı aratacak"

Ece TEMELKURAN
Commandante

Güngör URAS
Ford Otosan 100 milyon dolar kâra geçti

Serpil YILMAZ
İSKİ'yi kim yola getirecek!

M. Ali BİRAND
AKP, sustukça kazanıyor...