|


Kanla terbiye
Ne yalan söyleyeyim, kıskançlıkla karışık bir hayranlıkla izliyorum Hasan Cemal'i...
Benim gibiler, oturduğu yerden ahkam keserken, tası tarağı toplayıp cehennemi andıran Bağdat'a gitmesine, Firdevs Meydanı'nda dahi yüzünden gülücüğünü eksik etmemesine imreniyorum. Onun gazeteciliğinden, çok dersler çıkarmalıyız diye düşünüyorum.
Bu, Sezar'ın hakkını Sezar'a verme bölümüydü...
Gelelim diğer bölüme...
Hazır uzaktayken ardından konuşabilirim biraz...
* * *
Mayısta gittiğinde Süleymaniye'den aradı:
"Oooğlum buralarda seni soruyorlar, 'Nerde o savaşa karşı çıkanlar' diyorlar. Firdevs Meydanı'na bekliyorlarmış seni..."
Keyfi yerinde belli...
Konuşurken meydandaki halimi görür gibi oluyorum:
Irak'ın işgaline karşı çıktığı için Iraklılar tarafından bacaklarından sallandırılan bir savaş karşıtı...
Gülüşüyoruz.
Dönüşünde gazetede kararlaştırıyoruz:
Bir dahaki Bağdat seferine birlikte çıkacağız. Tezkereyi desteklemiş Hasan Cemal'le, tezkereye direnmiş bendeniz, sonucu teftiş edeceğiz.
Hafta sonu öğreniyorum ki, bensiz gidiyor. Sitem için aradığımda "Atlattım seni" diyor. Bana da oradan yazdıklarını okumak düşüyor.
* * *
Tabii merakla bekliyorum: Firdevs Meydanı'na bacağımdan asmak üzere beni bekleyen Iraklıların görüşü mayıstan bu yana nasıl değişti acaba?
Hasan Ağabeyin ilk yazısında, işgalin başında Amerikalıların ayaklarına kapanırken görüntülenen Iraklılardan eser yok. Tersine, normalleşen hayata rağmen yaygınlaşan korku ikliminin endişesi var.
Ramazan'la birlikte Irak'ın direnişi tırmandı. İntihar saldırıları birbiri peşi sıra yağdı ve en büyük saldırı, önceki gün Felluce'de 16 Amerikalının canını aldı. Tabii Amerika'da (Yasemin Çongar'ın bile dün kabul ettiği gibi) Vietnam benzetmeleri, "Ne işimiz var hala orada" sızlanmaları hızlandı.
Ne yazık ki, onca sözün, yazının, gösterinin anlatamadığını, şiddet anlatabildi. İşgalci, kanla hizaya geldi.
* * *
Beni asıl endişelendiren Türkiye'deki "Asker gönderelim" lobisi...
Nicedir sesleri çıkmaz oldu. Sahi nereye kayboldular?
Nerede "Türk askeri mutlaka orada olmalı", "Bu fırsat kaçmaz" diyenler; ilk tezkerenin büyük hata olduğunu, müttefikimiz Amerika'yı boşa kızdırdığımızı, o yüzden gelecek dolarları da kaçırdığımızı söyleyenler?..
Nerede TV'de, harita önünde, işgal edeceğimiz bölgeleri gururla gösteren, savaş karşıtlarını romantiklikle itham eden, askeri mayın tarlasına sürmek için debelenen emekli komutanlar, şahin diplomatlar, Bushperest yazarlar?..
Müttefiki korumak için harbe mi gittiler, yoksa haksız bir işgalin nasıl bir cehennem yarattığını fark mı ettiler?
Pişman olan var mıdır ki aralarında?..
* * *
İkinci tezkereyi, ilki gibi desteklemedi Hasan Cemal...
Türkiye, tarih huzurunda bu beladan uzak durmalıydı. Biraz içerideki muhalefetin, biraz Irak'taki antipatinin etkisiyle bu mümkün oldu.
O sayededir şimdi Hasan Cemal'in "Buralar kan gölü" yazısını kendi evlatlarımızın kaygısını yaşamadan okuyabiliyoruz.
Bu gidişle 3. tezkereyi çıkaracağız:
İlk tezkere: "Gitmek istiyorduk, ama vazgeçtik gitmiyoruz."
İkinci tezkere: "Gitmek istemiyorduk, ama vazgeçtik, geliyoruz."
Üçüncü tezkere: "Gitmeye karar vermiştik, ama istenmedik, gelmiyoruz."
Ne dış politika ama!..
can.dundar@e-kolay.net
|
|

|