04 Kasım 2003 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   



   
Afgan gerçeği...

       
    AFGANİSTAN'da görevli Türk mühendisi Hasan Önal'ın Taliban tarafından kaçırılması, Türk ve dünya kamuoyunda nerede ise unutulan "Afgan gerçeği"ni gözlerin önüne seriverdi.
    Gerçek, ABD'nin - bu kez uluslararası camianın desteği ile - giriştiği askeri müdahaleden iki yıl sonra, hala bu ülkede, siyasal çözüm bir yana, güvenlik ve istikrarın dahi sağlanamadığıdır.
    Kabil - Kandahar yolunun inşaatında çalışan 45 yaşındaki Önal'ın kaçırılması, aslında haftalardır veya aylardır Afganistan'da Taliban militanlarının giriştiği sabotaj, suikast ve benzeri şiddet eylemleri zincirinin bir halkasını oluşturuyor...
   
    * * *
    BU dramatik olay, Afganistan'da ABD müdahalesi sonucunda Taliban rejiminin alaşağı edilmesine, NATO önderliğinde 10 bin kişilik bir uluslararası barış gücünün Kabil bölgesinde konuşlanmasına ve BM'nin de bu ülkenin yeniden yapılanmasında aktif bir rol oynamasına rağmen, bir türlü merkezi otoritenin, asayişin ve ulusal birliğin sağlanamadığını gösteriyor.
    Hamit Karzai liderliğindeki yönetim halen Afganistan'ın birçok bölgesinde duruma hakim değildir. Çeşitli aşiret reisleri ("savaş lordları") hala kendi bölgelerine egemendir. Uluslararası barış gücü Kabil dışında görev yapamamaktadır. Taliban (ve muhtemelen El Kaide) sadece yabancı askerlere değil, yardım için gelen yabancı sivillere ve hatta Afgan personeline karşı bir "cihat" ilan etmiş durumda.
    Bu bağlamda, Afganistan, halen orada çalışan bin kadar Türk için de tehlikeli bir yer. Afgan militanlarının kardeşçe yardım elini uzatmak isteyen Türkleri de hedef yapması - nedenini anlamak zor da olsa - hem üzücü, hem de düşündürücü...
   
   
Şam fiyaskosu
   
    IRAK'ın gıyabında yapılan Irak'la ilgili bölgesel bir konferanstan ne çıkabilir? Türkiye dahil 7 "komşu" ülkenin katılımı ile Şam'da gerçekleşen toplantıdan, Irak'ın geleceği üzerinde etkin bir rol oynamalarını sağlayacak herhangi bir karar çıktığı söylenemez. Hatta bazı gözlemciler Irak Geçici Yönetim Konseyi'nin davet edilip edilmemesi tartışmalarının gölgelediği bu konferansı bir "fiyasko" olarak nitelendiriyorlar.
    Gerçekten ilki geçen ocak ayında (yani savaştan önce) İstanbul'da düzenlenen bu "komşulararası" toplantılardan dördüncüsü bir görüş alışverişi egzersizinin ötesine gitmedi. Yayımlanan bildiri dahi, bazı dilekler ve çağrılar dışında, Irak'ın geleceğini etkileyecek somut herhangi bir öneri veya karar içermiyor.
    Aslında konferansa katılan "yediler"in Irak'la ilgili farklı görüşleri, niyetleri, endişeleri - ve de çıkarları - var. Yani bu "bölgesel bir etki grubu" bile oluşturmuyor...
   
    * * *
    KONSEY'de Dışişleri görevini yürüten Hoşyar Zebari, açıkçası iş işten geçtikten sonra, konferansın ikinci gününe çağrıldığı için, Şam'a gitmek istemedi. Davet baştan gönderilseydi, herhalde bu fiyasko önlenebilirdi.
    Davet konusunda Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ısrarlı tutumu yerinde idi. Ne var ki, Zebari sonunda "şımarıklık" yapmış da sayılsa, "komşular"ın artık şu gerçeği dikkate alması gerekiyor: Geçici Konsey, Bağdat'taki tek Irak yönetim organıdır. Ve bu Konsey daha bir süre orada kalacaktır. Dolayısı ile onunla diyalog kurulması şart.
    Bu, özellikle Irak'a asker göndermeden de bu ülkenin geleceği ve yeniden yapılandırılması konusunda söz sahibi olmak isteyen Türkiye için önemlidir. Diğer komşuların bazısı farklı düşünebilir ve davranabilir; ama Türkiye temaslarını ikili ve direkt esaslar üzerinde yürütmek durumundadır...
   
    skohen@milliyet.com.tr
   
   
   
   





Taha AKYOL
Yeni 'devrim' süreci

Melih AŞIK
CHP'nin türbanı

Fikret BİLA
Gül memnun

Güneri CIVAOĞLU
Devletin fethi

Can DÜNDAR
Kanla terbiye

Abbas GÜÇLÜ
Sanal çöplükten nasıl kurtuluruz?

Hurşit GÜNEŞ
Enflasyona da ihracata da maşallah

Sami KOHEN
Afgan gerçeği...

Mehmet Y. YILMAZ
Çocuklarımızın geleceği hepimizin sorunu

Erdoğan SAĞLAM
Yeniden değerleme oranı yüzde 28.5

Derya SAZAK
Solda 2004 çağrısı

Meral TAMER
Lütfi Kırdar güreşçi değil miydi!

Güngör URAS
Düşük enflasyon beklentiyi iyileştirir

Serpil YILMAZ
Emi Harita değişti "Erdem" oldu

M. Ali BİRAND
Tayyip Erdoğan gidişin farkında mı acaba?