07 Kasım 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   




   
   
"Kıbrıs, Türkiye önünde engeldir"

       
    BRÜKSEL
   
    Avrupa Birliği Komisyonunun yayınladığı raporu, ardından Parlamentodaki tartışmaları ve nihayet Verheugen'in basın toplantısını istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz. İçinde herşey var.
    Ulusalcılar "işte Avrupa Türkiye'yi istemiyor ve şimdi de Kıbrıs koşulunu çıkardılar" diyebilirler.
    Hiçbirşeyden anlamayan kuş (!) beyinli bazı köşe yazarları "ihanet" diye çığlık atabilirler.
    Benim yaklaşımımı biliyorsunuz.
    Türkiye'nin AB'den, katılma müzakeresine başlamak için tarih almasının ne kadar önemli olduğunu sürekli olarak yazıyorum. Buna da çok inanıyorum.
    Avrupa Parlamentosu koridorlarında özellikle üstünde durulan ve sürekli tekrarlanan bir cümleyi aktarmak istiyorum: "... Evet eksikleriniz var. Ancak Avrupaya giderek yaklaşıyorsunuz. Bu da hepimizi rahatsız ediyor. Türkiye'nin tam üyeliğini içine sindiren çok az. Ancak kimse Türkiye'ye hayır diyemiyor. Daha doğrusu, Türkiye'ye hayır demek giderek zorlaşıyor..."
    Bu sözler doğru, ancak gerçeğin sadece bir bölümü...
    Geriye başka gerçekler kalıyor...
    Siyasi gerçeklerin başında da Kıbrıs geliyor...
   
    KENDİ KENDİMİZİ ALDATMAYALIM
    Bizler kendi kendimizi aldatmaktan hoşlanırız. Örneğin, AB komisyonu belgesinde Kıbrıs ile ilgili olarak herhangi bir cümle olmasaydı, "Kıbrıs konusu önemli değilmiş. Dolayısıyla çözüm için kendimizi yerden yere vurmamıza gerek yokmuş" mu diyecektik?
    Kıbrıs'ı görmemezlikten mi gelecektik?
    Sanki kimse ilgilenmiyormuşta, biz kendi kendimize gelin güvey oluyormuşuz gibi bir havaya mı girecektik?
    Oysa Kıbrıs hep oradaydı...
    Kıbrıs daima bir koşuldu...
    AB Komisyonu ilk defa açıkça söyledi:
    "Arkadaşlar, ne yaparsanız yapın. Tarih alma aşamasında olsun, tam üyelik aşamasında olsun, Kıbrıs sorununu çözmediğiniz sürece büyük bir engel ile karşı karşıya kalacaksınız".
    Bu mesaj hep ortada değil miydi?
    Kıbrıs'ın temel bir sorun olduğunu bilmiyor muyduk?
    Bal gibi biliyorduk, ancak kabul etmek istemiyorduk.
    Kendi kendimize doğruyu söyleyelim.
    Bu belgede Kıbrıs'tan söz edilmese, sorunun önemi yok mu olacaktı?
    Hayır...
   
    SONUÇ: TÜRKİYE İSTERSE TARİH ALIR
    Diplomatik kelimeleri bir yana bırakalım ve gerçeklere bakalım.
    Türkiye'nin açıkları giderek azalıyor.
    Rapordaki eksiklerin sayısı 15 maddeyi geçmiyor. Üstelik bu eksikler son derece somut şekilde yazılı. Eğer bu eksikler yok edilirse, 2004 Kasımında yayınlanacak olan son raporda Avrupa Komisyonunun söyleyeceği hiçbir şey kalmayacak.
    Kısacası, top Türkiye'nin sahasında .
    2004 Aralığında, tam üyelik müzakereleri için tarih almak isteniyorsa, neler yapılabileceği ortada.
    Yanlış bir anlama olmasın.
    Türkiye'nin Kıbrıs'ı bırakması istenmiyor. Sadece HAYIR diyen taraf olmaması ve ciddi şekilde masaya oturulması yeterli görülüyor.
    Bugün Avrupa'da en çok konuşulan ülke Türkiye...
    2004 Türkiye yılı olacak.
    Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Türkiye konuşulacak. Yıl boyunca Türkiye tartışılacak.
    Belçika Başbakanı ile konuşurken bana çok ilginç bir izlenimini anlattı:
    "...Türkiye, AB Komisyonu raporundaki eksiklikleri tamamladığı taktirde bizim söyleyecek hiçbir şeyimiz kalmaz" dedi.
    Yine dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz.
    "Eğer Türkiye gerçekten tarih almak istiyorsa, gerekeni yapar".
    Durum son derece açık.
   
    KOMİSYON ELİNİ GÖSTERMEK İSTEMİYOR
    Bende kendi kendime aynı soruyu sordum:
    "Türkiye önemli adımlar attı. AB Komisyonu Ankara'yı yüreklendirecek sözleri neden esirgedi?"
    Bu soruya verilen yanıt şöyle:
    "Türkiye bastırıyor. AB Komisyonu 2004 Kasım raporuyla ilgili olarak elini göstermek istemiyor. Asıl kavga 2004'te yaşanacak."
    Bakalım, 2004 Kasım-Aralık döneminde kim kazanacak?
   
    (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
   
    mabirand@e-kolay.net
   
   





Taha AKYOL
Kemalizm ve sosyal demokrasi

Çetin ALTAN
Kazığı atanlar ve yiyenler...

Melih AŞIK
Sirmen bekliyor!

Fikret BİLA
Hükümetin Kıbrıs hatası

Güneri CIVAOĞLU
Melekle dans!

Can DÜNDAR
Hangi Atatürk?

Abbas GÜÇLÜ
YÖK, işte bunun için değişmeli!

Hurşit GÜNEŞ
Boşananların sıkıntısı artıyor

Sami KOHEN
Bundan sonrası...

Mehmet Y. YILMAZ
Avrupa'nın siyasi tercihini değiştirmek

Hasan PULUR
Dersimiz sömürgecilik...

Derya SAZAK
Beyaz eylem

Meral TAMER
Ne oluyor Avrupa'daki Müslümanlara böyle? (2)

Ece TEMELKURAN
Mülkiye Mülkiyeliler

Yaman TÖRÜNER
Teftiş kurulları neden lağvediliyor?

Güngör URAS
Bozcaada'da "rüzgar bahçesi

M. Ali BİRAND
"Kıbrıs, Türkiye önünde engeldir"