|
|


Dile dolanan "keyif"
80'li yıllarda erkekler, kadınlar, mekânlar, şarkılar, filmler hep 'hoş'tu... Şimdi ortamlar, sohbetler, programlar, birliktelikler hep 'keyifli'...
AZİZ TUNA C.
Bilmem dikkatinizi çekiyor mu? Televizyonlardaki sohbet programlarında veya çeşitli sanatçı röportajlarında konuşmacılar sıkça 'keyifli' sözcüğünü kullanıyorlar. 'Keyifli bir ortam', 'keyifli bir çalışma' ya da 'keyifli bir birliktelik'ten söz ediyorlar. Genellikle ya yaşarken mutlu olunmuş, geçmişe dair bir 'an'dan ya da yapılacak bir işten söz ederken tercih ediliyor: "Keyifliydi", "Müthiş keyif aldım" veya "Mutlaka keyifli olacak." Bazen, minimalliği işaret edebiliyor:
"Öyle büyük-iddialı bir film değil bu, keyifli bir şey yapmak istedik sadece."
'90'lı yıllarda çokça kullandığımız sözcüklerden biri 'hoş'tu. Filmler, romanlar, kadınlar, erkekler, şarkılar, ambiyanslar, mekânlar hep hoştu. Bugünün modası 'keyifli' demek; 'hoş' ve 'çook güzel'se peşi sıra geliyor. Keyifli yazarlar var artık, keyifli oldukları anları anlatıyorlar bize. Nereden çıktı bu 'keyifli' sözü derseniz, İngilizce'deki 'cool'un bir tercümesidir diyebilirim.
Bukalemun deyişler
Sadece Türkiye'de değil, hemen her yerde, entelektüeller arasında moda olan bir deyiş ya da tavır, toplumda yaygınlaşırken ister istemez farklılaşıyor, özellikle televizyonun 'diline dolanırsa' adeta 'bukalemun'laşıyor. Haliyle cool da aynı 'torna'dan geçmiş.
"Ben" vurgulu konuşma ve monologlara bu sözcük ve deyişler oldukça denk düşüyor.
"Ben beğendim", kimin ne söylediğini umursamamak; 'müthiş keyifli' veya 'çook hoş' ise romantik bir kişisel ifade olarak okunabilir. En azından, rasyonel ve mesafeli olmadıkları kesin; daha çok heyecanlı, iddiacı, duygulu ve 'duyarlı' bir tepki sayılabilirler. Zaten 'duyarlı olmak' da bir dönemin moda deyişiydi. Duyarlı bir toplum arzu ediliyordu; feminist mizahı 'duyarsız erkekler'i gırgıra alıyor, "Yaşananlara karşı duyarlıyım" diyen arabeskçiler neredeyse solcu sayılıyordu. 'Siyaseten doğruluk' diye çevrilen 'politically correct' anlayışının duyarsızlıklardan bahseden konuşmaları etkilemediği söylenebilir mi?
'Cool' ve 'politically correct', İngilizce'de de olur olmaz bir çok yerde, farklı durum ve olgular için kullanılabiliyor. Farklı dillere dahil olurken eklektik ve muğlak anlamlarını da taşımış oluyorlar.
Örneğin on yıl kadar önce Türkçe'de 'samimi olmak' cool bir tavır olarak gösterilirdi; içinden geldiği gibi davranan, duygularını kolaylıkla açığa çıkartanlar (politik veya apolitik anlamda) duyarlı ve (dürüst, dobra ve pervasız anlamında) samimi bulunurdu: "Samimi değilsen halk inanmaz." Oysa bugün, samimi olmak-kameraların önünde ağlamakla özdeşleştirilerek deşifre ediliyor, 'uncool' bir tavır sayılabiliyor.
Sonuçta, cool ve politically correct, kimi zaman yerel bir içerikle ama mutlaka çelişkili ve eklektik biçimlerde Türkçe'de seyr-ü sefer halinde dolaşıyor. Keyifli, hoş, duyarlı ve samimi olmak şimdilerde insanların nüfuzlarına geçirdikleri terimlerden.
POPULER KÜLTÜR

Hangi Atatürk?
Pala tutuklanmış
Atatürk ticareti düşüşte
Ally Mc Beal'e karşı Yunus Emre
Türk gençliği Eminem'i neden seviyor?
Yeni çağın dini: Matrix
Herkes iftar sofrasında...
Erkekler baştan yeniktir
Mahsun'un acıyla imtihanı
Neye niyet, neye kısmet
Hayırdır inşallah!
Fast-food da imana geldi!
Fanatik magazinler
Dile dolanan "keyif"
Bir dehşet tasavvuru
Şimdi de pornostar
POPUN YARIM ASRI / 1956
Kadınlar artık 'gün'de değil kahvede!..
TÜRKİYE'NİN NABZI
Geçen hafta seçilenler
|
|
|