|


Org. Özkök'ün felaket senaryosu
Genelkurmay Başkanı'nın RADİKAL gazetesine verdiği demeci herkeS farklı şekilde okuyabilir. Eminim Yunanlılar "Atilla yine sertleşti" diye yorumlayacaklar, bazı AB çevreleri Askerin demeçlerini arttırarak, Türkiye'nin tarih almasını zorlaştırmaya çalıştığını ileri süreceklerdir.
Ben, TSK 1 inci Başkanının açıklamalarını hem çok gerçekçi, hem de kaygılı buldum.
Org. Özkök, demecinde yeni bir unsur getirmiyor. Daha önceki söylediklerini, TSK'nın görüşlerini tekrarlıyor. Ancak, satır aralarında önemli uyarılar da var.
Org. Özkök'ün felaket senaryosu ile hükümetin aynı konudaki görüşü arasında büyük fark yok. 1 inci Başkanı okurken şöyle bir mesaj aldım:
1. Türkiye'nin hedefi AB'ye tam üyeliktir, ancak TSK'nın felaket senaryosu, Kıbrıs ve Ege'de özverili davranan, Annan planını ve Lahey Adalet Divanına gidiş için ortak başvuruyu imzalayacak olan Türkiye'ye, 2004 Aralığında tarih verilmemesidir. Bu bir şantaj değildir, ancak Türkiye önünü görmelidir. Kıbrıs'ı bir tehdit ursuru haline sokamayız.
2. Tarih alamamış bir Türkiye'nin Kıbrıs'a ve Ege'ye bakışı daha kaygılı olur, tarih almış bir Türkiye daha özverili davranabilir. Bu belirsizliği yok etmek için, Yunanistan destek olmalı, Rumlar da "üyelik cepte" diye topu taca atmamalıdır. Gün sonunda bir kavga çıkarsa, AB yardımlarına gelmez. Anlaşma olmazsa biz Kıbrıs'ı bırakamayız.
3. Bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasına karşıyız. Taraflar bu duyarlığımızı dikkate almalılar. Türkmenlere saldırılması, Kürt devletinin ilan edilmesi Türkiye'yi müdaheleye zorlar.
4. ABD ile sorunları buzdolabına kaldırdık. Süleymaniye'deki çuval olayının, Pentagon'dan kaynaklanan bir politika olmadığı anlaşıldı.
5. TSK'yı, günün koşullarına uyum sağlayabilmesi için birçok yönden düzenlememiz gerekiyor. Epey değişiklik yaptık, daha da adım atmalıyız.
Bilmem yanılır muyum?
* * *
KENDİ KENDİMİZE SORUN YARATIYORUZ
Zaman zaman, toplum olarak hastalık hastası olduğumuzu düşünüyorum. Kendi kendimize sorun yaratmak; sorunu yok etmek veya üstesinden gelmek yerine, sorunu daha da büyütmekten hoşlanıyoruz. Sorun büyüdükçe tartışmayı yaygınlaştırıyoruz ve sonunda içinden çıkılmaz duruma sokuyoruz.
Şimdi alfabe konusunu çıkardık ve bu tempoda devam edersek, AB'nin ülkemizi bölme planları olduğu sonucuna dahi varabileceğiz.
İsterseniz, alfabe kavgasının nasıl çıktığını ve AB'nin ne dediğini inceleyerek bakalım...
Tartışmalar AB'den kaynaklanmadı.
Yeni doğan çocuklarına w'li isim takmak isteyen bir ailenin talebi reddedilince, militan kürt gruplar harekete geçerek, "Kürtçe konusunda hala kısıtlama var" diye tepki gösterdiler.
Ardından da Ankara, "Türkçe alfabe'de olmayan karakterlerin kullanılması yasaktır" diye bir genelge yayınladı.
Hemen yasaklama emirleri vermeye çok alışkın olduğumuz için, kalem kağıda sarılıp nüfus dairelerine genelge yayınlayarak işimizi biraz daha zorlaştırdık.
Brüksel'e ardı ardına yağan şikayetler üzerine, AB yetkilileri Türkiye'den "yasağın kaldırılmasını " istedi. Yoksa alfabenin değişmesini istemedi. Zaten böyle bir istek mantıksız olurdu.
Türkiye, yasaklama getimek yerine, "doğum kağıtlarını yazan makinelerimizde bu harfler yoktur" dese, sorun çıkmayacaktı.
Aynı durum, Avrupa'da doğan çocuklar için de geçerli değil mi?
Belçika-Almanya veya başka ülkede doğan çocuğa ç veya ğ'li isim koymak istediğiniz zaman size aynı yanıt veriliyor: "Bilgisayarlar veya daktilomuzda bu harfler yok. Onlara en yakın olanları, yani c veya g'yi yazabiliriz".
Türkiye'de aynı yanıtı verebilirdi:
"Daktilomuzda w yok, bunun yerine vv (iki v'yi yanyana koyarak) yazabiliriz.."
Olay sorun olmaktan çıkardı.
Biz aksini tercih ettik.
AB, "alfabenizi değiştirin" demiyor.
Sadece yasaklamanın kaldırılması üstünde duruyor.
Ayrıca, önemli bir başka nokta daha var.
AB ilerleme raporunda olsun, ilgili çevrelerde olsun bu sorun öncelikler arasında değil. Kimse harf reformu için kafa yormuyor. Türk gazetelerinde öylesine bir tartışma var ki, sanırsınız AB dayatmış ve bu konuya son derece önem veriyormuş.
Hiçte öyle değil...
İşki, bizler sorun yapmayalım.
Tabii bu arada "AB direnişçileri" ellerinden geldiğince konuyu yaygınlaştıracaklar ve AB'nin Kürt devleti kurmak istediğine kadar götürecekler.
AB direnişçileri bu yönde en büyük desteği de kürt militanlardan alacaklar. Onlar bastırdıkça, AB direnişçileri olayı yaygınlaştıracaklar. Kısır döngü artacak ve kavga büyüyecek.
Sanki rahat batmış gibi, türban ile birlikte yeni bir sorun daha bulmuş olduk.
Yeni kavgamız herkese hayırlı olsun.(!)
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|

|