|


Amerika, İslam, terör
IRAK hakkında konuşurken hep "Sünniler, Şiiler, Kürtler, Türkmenler" diyoruz da neden "milliyetçiler, liberaller, sosyal demokratlar, muhafazakarlar, yeşiller" demiyoruz?!
Bu sualin arkasında "gelişmekte olan ülkeler"in o muazzam "sosyo politik sorunlar" yumağı vardır.
Irak, mezhep ve aşiret yapılarını kırarak nüfusu harmanlayacak, farklı kesimleri kaynaştırıp üst kimlik yaratacak bir ekonomik gelişmeyi yaşamadı. Petrol zenginliği "petrol feodalitesi" yaratıyor, yerel kimliklerin üstüne çıkacak güçlü bir girişimci orta sınıf yaratmıyor. Saddam gibi 'laik', Suudiler gibi teokratik despotluklar bu sayede yaşıyor!Ortadoğu despotlukları, bu parçalı ilkel toplumsal yapıyı değiştirmediği gibi, muhalefete yol açacak liberal, sosyal demokrat, muhafazakar siyasi kültürleri de boğuyorlar. Bu durumda yolsuzluğa batmış 'işbirlikçi' despotluklara karşı muhalefet de dinci, mezhepçi, etnikçi patlamalar biçiminde ortaya çıkıyor.
Bu sosyal faktörleri görmeyip sorunu İslama bağlamak bilimsel olarak yanlış olduğu gibi "medeniyetler çatışması"nı kışkırtmaktan başka bir işe de yaramaz.
* * *
AMERİKA, İslam maskeli terörün önemli bir kaynağının "Ortadoğu despotlukları" olduğu tespitinde haklıdır.
Bush 6 Kasım'da "Demokrasi için Milli Vakıf"ta yaptığı uzun konuşmada, İslamla demokrasinin uyumunu anlattı, örnekler verdi. Öte yandan, Ortadoğu despotluklarının hem sosyal gelişmeyi engellediğini, hem teröre sebep olduğunu söyledi, Batı'nın hatasını da belirtti:
"Altmış yıldan beri Ortadoğu despotluklarını Batı dünyasının mazur görüp onlarla uzlaşması bize güvenlik sağlamadı. Çünkü uzun vadede güvenlik özgürlük pahasına sağlanamaz. Uzun vadede Ortadoğu'da özgürlükler gelişmezse, durgunluk, gerilim ve şiddet sürecek, dünyaya da ihraç edilecektir."
Bush'un itirafı doğru fakat eksiktir. İslam dünyasında terör potansiyeli doğuran üç faktör daha vardır: Biri, sömürgeciliğin yarattığı kompleksler... İkincisi, Filistin faciasının ABD desteğiyle devam etmekte olması!.. Üçüncüsü ise, ABD'nin 'düşman' görülmesine yol açan kuvvet kullanımlarıdır. İşte Irak'ın işgali, tepki halinde etnik, mezhep ve kabile duygularını kabartmıştır.
* * *
TERÖRÜN hiçbir ahlaki, felsefi, sosyolojik mazereti olamaz ve mutlaka anladığı dilden mukabele edilir.
Uzun vadede 'bataklığı' kurutmak için ABD, kendisinden "nefret" edilmesinin sebeplerini iyi belirlemeli, bunu giderecek politikalar geliştirmelidir.
Terörün İslamdan kaynaklandığı sanıp "İslamı değiştirmeye" kalkmak, Fareed Zakaria'nın belirttiği gibi hataların en büyüğü olur ve Bin Ladin'lerin "bakın dinimize el atıyorlar" propagandasını beslemekten başka bir işe yaramaz.
Yapılması gereken, Ortadoğu'da girişimci orta sınıfın güçlenmesi yolunda ekonomik reformlarla siyasi kültürün çeşitlenmesini sağlayacak demokratik açılımlardır.
19. yüzyıl Avrupası'ndaki terör salgını da böyle aşılmadı mıydı?
Aslında aynı süreç Ortadoğu'da işliyor. Terör kan dökebilecek ama asla başarı kazanamayacaktır.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|

|